zebzebi
"Onun cübbesi adaleti değil, mermer kadar soğuk bir intikamı temsil ediyordu. Kalbi ise, nefret etmeye yemin ettiği adamın tek sığınağıydı."
🪷
On sekiz yıl önce, küçük bir kızın dünyası "Canın mıyım?" fısıltısıyla yıkıldı. Ailesinin kanı Bozkurtların ellerine bulaştığında, Asu Korkmaz için çocukluk bitti; geriye sadece iki şey kaldı: Kucağındaki yetim kardeşi ve damarlarındaki dinmeyen intikam yemini.
Bugün Asu, İstanbul'un tanınan, hukuku bir neşter gibi kullanarak en kirli suçları bile temizleyen avukatı. Ama o, adaleti dağıtmak için,on sekiz yıl önce yarım kalan o infazı tamamlamak için döndü. Hedefinde ise tek bir isim var: Bozkurtlar.
Yekta, Bozkurt imparatorluğunun veliahdı; babasının günahlarını omuzlarında taşıyan karanlık bir adam. Asu, bir kurt inine girer gibi Yekta'nın dünyasına sızıyor. Stratejisi kusursuz: Müvekkili olan Yekta'yı önce mahkemelerde kurtaracak, sonra kendi kurduğu şahsi mahkemesinde mahkûm edecek. Lakin tüm planı Yekta Bozkurt'tan çıkan bir cümleyle yerle bir olur:
"Amacını biliyorum Gök gözlü kız. Evlen benimle ve kalyi içten feth et!"
Gelen teklifle tüm plan yok olur. Bozkurtları nasıl bitireceğini düşünen Asu, kendini bir Bozkurt olarak bulmasıyla asıl hikaye başlar.
Peki Asu bu hikayede tekmiydi?
Bozkurtlar'ın pis kanının arkasında ailesi, diğer yanda "canım" diyebileceği tek düşmanı... Cübbesinin altına sakladığı kanlı minderin sızısı mı galip gelecek, yoksa düşmanına olan sonsuz nefreti mi?
Asu için artık tek bir dava var: Kendi kalbine karşı açtığı bu savaşı kim kazanacak?
"Seni bitirmek için gelmiştim Yekta. Ama şimdi, seninle yanmayı göze alıyorum."
(Not: bu hikaye Wattpad beta da yayınlanan Gök gözlü kız kitabının yenilenmiş halidir yazarı bizzat benim Wattpad betaya girişler kapanınca buraya sıfırdan başlandı.
Buradan okunması tavsiye edilir,hoşgeldiniz)