Thegeceninkizi14
- Reads 695
- Votes 453
- Parts 17
Aile sevgisizliği nedir, en iyi ben biliyordum.
Bunu kitaplardan değil, ailemden öğrenmiştim.
İstenmemiştim. Varlığım fark edilse bile, kalbim hiç görülmemişti.
Aile sevgisizliği, yüksek bir uçurumdan düşmekti.
Tutacak bir elin olmadığını bilerek boşluğa bırakılmaktı.
Ruhun bedenden sessizce çıkmasıydı, kimsenin fark etmemesiydi.
Kalbin çatlamasıydı ama sesinin duyulmamasıydı.
Bütün bu duyguları tatmıştım.
Lezzetli değildi belki ama ailem bana hepsini tattırmıştı.
Acıyı, eksikliği, sessiz çığlıkları... Hepsini.
Sevgiyi bilmezdim.
Nasıl sarılır, nasıl korunur, nasıl güvenilir öğrenmemiştim.
Ama aşkı bilirdim...
Yaşamadım belki ama kalbimde bir yerlerde varlığını hissederdim.
Daha önce hiç âşık olmamıştım.
Ta ki kalp kapım çalınana kadar...
Aşk dediğimiz şey, büyülü bir iksir gibiydi.
İçine düşen ruhu hem sarar hem de sarsardı; korku ve heyecanı aynı anda yaşatırdı.
Bazen kalbini öyle derinden çarptırırdı ki, sanki zaman durur, dünya sessizleşirdi.
Bazen de tüm cesaretini toplayıp adım atmazsan, seni acıya bırakırdı.
Aşk, hem özgürleştirir hem de zincirlerdi; ama tadını alan, bir daha ondan vazgeçemezdi.
Ve ben...
Ben aşkı da tadacaktım.
O, hayatıma girdikten sonra.