7 stories
Balaca by _stellana
_stellana
  • WpView
    Reads 20,208
  • WpVote
    Votes 2,460
  • WpPart
    Parts 25
Azegay. Gay məskəni. Hardan bilərdi ki, bir anlıq yazdığı qardaşının komandiri həyatının anlamına çevriləcək?
izdüşüren by bingelincik_
bingelincik_
  • WpView
    Reads 16,828
  • WpVote
    Votes 1,155
  • WpPart
    Parts 28
" Tek yanlışım ol." • Büyük sürgünün ardında bıraktıkları...Kusurların kadını en büyük kara lekesini alacakken davası olan bir yiğitle karşılaşır. Bir gelincik açarken kafkasya dağlarının eteklerinde... • Derler ki yaradan en çok sevdiği kulunu imtihan edermiş. Onun imtihanı ise altı yaşından beri başlamıştı. Beliz.. İz bırakan , işaret. Kişi adının kaderini yaşarmış.
Cümhuriyyət Aşkım by oylesiebiri14
oylesiebiri14
  • WpView
    Reads 2,021
  • WpVote
    Votes 251
  • WpPart
    Parts 6
Hər şey o qədər qəribə və yad gəlir ki... Həm də bir o qədər həyəcanlı. Mən, bir anda özümü 1918-ci ilin Bakı şəhərində tapdım. Necə oldu? Niyə bu zaman? Mən kiməm? Bu suallar bir-birini izlədi, amma cavabları tapmağa çalışarkən, içimdə bir sevda, bir inam yaranmağa başladı. Azərbaycan Xalq Cümhuriyyətinin o qısa amma qürurlu illəri mənim içimdə bir həyəcan buraxdı. Vətənimin müstəqil olduğu, öz gücünü və sevgisini tapdığı bir dönəmdə, mən də bir parçası oldum. Təsəvvür edin, qarşımdakı türk əsgəri, o anı yaşadan kişi, hər addımımla yanımda. Hər şey bir yuxu kimi olsa da, içimdəki hisslər gerçəkdi. Azadlığın nə olduğunu anladım, həm də məhəbbətin. Bəlkə də bura gəldiyimdə, zamanın nə qədər kövrək olduğunu görmədim. Amma hər şeyin bir sonu və yeni bir başlanğıcı var. Mənim yolum da bu başlanğıcın içindəydi. Vətən, sevgi, mübarizə - bunlar hər birimizin içində gizlidir. Mənim içimdə isə Cümhuriyyətin adı və məhəbbətimin adı var. Bakı bu gün mənim üçün bir yerdən daha çoxdur. Bu, tarixin, mübarizənin, azadlığın və ən önəmlisi - sevdanın izlərini daşıyan bir şəhərdir. Hər addımda, hər an, bu sevdanın içində daha da da dərinə gedirəm.
ÖLÜ TANRININ ŞARKISI  by ozcelikdilaraa
ozcelikdilaraa
  • WpView
    Reads 2,445,065
  • WpVote
    Votes 181,012
  • WpPart
    Parts 63
•Yetişkin okurlar içindir• Kandan kıyafetlerimizi kuşanıp da, İçtiğimizde suyundan kehanetin, Biliriz hepimiz aslında, Ona ait bedenlerimiz. Apollon, Apollon. Gel de gör bizi, Kutsal bakirelerini. Al da götür bizi, Kutsal gelinlerini. Çıplak bedeni suyun içinden çıkarken biraz önce sunağa döktüğüm kanım ona doğru aktı. Önce damla damla sonra da bir nehir gibi hızla. Bedeni giderek görünür kılınırken kanımdan güç alıyor, yeniden hayat buluyor gibiydi. Güçlü bedeni tamamen görünür kılındığında dudaklarını araladı. "Konuş," dedi ölümsüz sesiyle. Sesi az önce damarlarımda akan kan kadar akışkan ve sıcaktı. "Bana sunduğun şey nedir?" Bu hikaye Kehanet Tanrısı Rae'ye adanmıştır. Not: Hikaye 18 yaş ve üstü okuyucular için uygundur. Cinsellik ve çıplaklık içerdiğinden bu uyarıyı yapmak durumundayım. 1. Kitap 05.11.2022 tarihinde tamamlanmıştır. 2. Kitap güncel olarak yayınlanmaktadır.
Amiyâne by asetiryaki
asetiryaki
  • WpView
    Reads 3,189,937
  • WpVote
    Votes 139,087
  • WpPart
    Parts 60
"Nefes aldım, herkesin suçu için ben nefes aldım." dedim ve gözlerimi açıp onun katı yüzüne baktım. "Ben sadece o cehennem evden kurtulmak için evleniyorum, bana aynı hayatı yaşatacaksan eğer bırak!" "Ben bir kadına vurmam." dediği anda kapı açıldı. Gözlerimin dolu olduğunu hissedip hızlıca sildim gözlerimi. İçeriye giren abim ve Hakan Bey bana şaşkınca bakarken hiç anlamadığım bir anda Kerim Ali konuştu. "Biz karar verdik." dediğinde abim kaşlarını çattı. "Neye?" diye sorduğunda Kerim Ali'nin arkası bana dönüktü ama dikleşmesinden abime sinirle baktığını düşündüm. "Hafta sonu..." dedi ve bana dönüp bileğimden tutarak beni yanına çekti. "Düğünü yapacağız." dediğinde şaşkınca ona baktım. O ise söylediklerini garipsememişti. Ama ben garipsemiştim; bir erkeğin şiddete başvurmadan koruyuşunu, bileğimi kıracak gibi değil de zarifçe tutuşunu... ~ Kerim Ali & Kumru
ÖYLE BİR UĞRADIM (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 372,742
  • WpVote
    Votes 21,206
  • WpPart
    Parts 8
"Ondan hoşlanıyor musun?" Kıskanç çıkan sesine ne tepki vereceğimi bilemiyordum. "Ona sarıldın." Kaşları çatıldı. "Hoşlanmasaydın sarılmazdın. Hoşlanıyorsun ki sarıldın." Burnundan nefesini sertçe verdi. "Bana bile sarılmadın." Ters ters baktı. "Bana niye sarılmıyorsun?" Kıskandığı kişi en yakın arkadaşıydı. Ve onun arkadaşı benim babamdı. Hiçbir şeyden haberi yoktu. Eflah kim olduğumu bilmeden beni seviyordu ama ben, onun kim olduğunu bile bile ona âşık olmuştum. Benim günahım daha büyüktü. Bir insanın başına en kötü ne gelebilirdi? Babam gözlerimin önünde öldürüldüğünde ve onu öldüren annem olduğunda en kötüsünü yaşadığıma çok emindim. Artık annem cezaevinde, babam ise mezardaydı. Bundan daha kötü ne olabilirdi ki? 25 yıl geçmişe gitmek? Bu kötünün de kötüsü olabilir miydi? Ölümcül bir kaza sonucu kendimi 1998 yılında bulduğumda o an için bunun bir felaket olduğunu düşündüm. Felaket bir durumdu çünkü bu zaman diliminde anne ve babamla aynı yaşlardaydım. Onların hayatına bir yabancı gibi girmek zorundaydım. Ama aslında felaket sandığım şey mucize de olabilirdi. Mucizevi bir durumdu çünkü bu zaman diliminde annem cezaevinde, babam da mezarda değildi. Onların evlenmesinin nedeni annemin bana hamile kalmasıydı. Ana rahmine düşmeme sadece üç ay kaldığını anladığımda ise kendi doğumumu engellemenin nasıl olacağını düşünmeye başladım. Annemi cezaevinden, babamı da ölümden kurtarmanın tek yolu bu olabilir miydi? Belki de olabilirdi. Planını uygulamak için babamın arkadaşı Eflah'ın evine bir dadı olarak işe girmekse hayatımda verdiğim en kötü karardı. Bunu ona anlatmanın bir yolu var mıydı? Buraya ait olmadığımı, öyle bir uğradığımı anlatmanın bir yolu olmalıydı. Doğru insanı yanlış zamanda bulmak birine verilen en büyük ceza olmalı.
BEYAZ LEKE by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 38,159,116
  • WpVote
    Votes 2,069,775
  • WpPart
    Parts 39
Yaşıyorduk, işkence çekiyorduk, idam ediliyorduk, köle gibi çalıştırılıyorduk, susuyorduk, çığlık atıyorduk ama hepsinin sonunda sesli ya da sessiz bir savaş veriyorduk çünkü seviyorduk. Şaşırtıcıydı, sevgi bazen bir savaş meydanının ortasında size uğruyordu. O an iki yolum vardı. Ya sevecektim, ya ölecektim. Sevmeyi seçtim. Onu sevmek de ölümü daima nefes gibi ensende hissetmekti. "En büyük savaşların ortasında kurak topraklardan bile bazen çiçek açar, bombalar etki etmez, kökleri sımsıkı tutunur. Bir bakarsın renkler canlanır, güzel kokar her yer. Sen bu çiçeksin diyemem, biz bu çiçeği temsil ediyoruz diyebilirim. Özgürlüğümüze." Bu kitapta geçen kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup her ayrıntısıyla kurgudan ibarettir.