Mazhar_bircan
- Reads 2,845
- Votes 2,357
- Parts 101
2017 yılında, gökyüzü henüz bu kadar ağır, toprak bu kadar dilsiz değildi.
Zihnimin kıyılarında yankılanan o ilk fısıltı başladığında, hayatın basit bir rutin değil, kanla mühürlenmiş bir senaryo olduğunu anlamalıydım. Her şey, geçmişin o dar labirentlerinde kaybolmakla başladı. Çocukluğumun o buz gibi soğuğu, ruhumda açılan yaraları dindirmek yerine onları karanlıkla beslemişti. İnsan, kaçtığı her şeyin bir gün kapısını çalacağını bilirdi; ama kapının ardında bekleyenin bu kadar kadim, bu kadar "bize ait olmayan" bir güç olduğunu kimse tahmin edemezdi.
Ormanın uğultusu, rüzgarın taşıdığı o tanıdık ama bir o kadar da yabancı koku... Orada, ağaçların birbirine dolanan dalları arasında karşılaştığım o gölge, sadece bir varlık değildi. O, ruhumun susturulan tarafının, yıllarca kilitli tuttuğum o paslı kapıların tek sahibiydi.