algzseda adlı kullanıcının Okuma Listesi
11 stories
SİYAH NEFES by Firatizgi
Firatizgi
  • WpView
    Reads 7,889
  • WpVote
    Votes 353
  • WpPart
    Parts 8
​İnsan, hayatının en büyük hatalarını yol ayrımlarında yapar. En büyük hataların yol ayrımındaki tabeladaysa, 'Bir kereden bir şey olmaz,' yazar. ​Batuhan on sekiz yaşında, karakteri ve yakışıklılığıyla herkese kendini sevdiren bir gençtir. Annesi ve babası o henüz çok küçükken ayrılırlar. Üvey annesi Asu'yla anlaşamadığı için de Adana'nın tarihi semtlerinden biri olan Tepebağ'da, annesinin hatıralarıyla dolu bir evde anneannesi Pakize Hanım'la yaşamaya başlar. ​On sekiz yaşına bastığında yaşadığı bir olay onu derinden etkileyerek tüm hayatını altüst eder. Ailesi, dostları ve aşkı arasındaki döngüde bir yol ayrımına gelir ve tercih ettiği yoldaki tabelada 'Bir kereden bir şey olmaz' yazmaktadır. Bağımlılıkla ölüm arasındaki bu yolculukta uyuşturucunun acımasız yüzüyle tanışır. ​C. Fırat İzgi, 'Kelebek Ömrü Kadar Aşk' kitabının devamı olan 'Siyah Nefes' isimli romanında, uyuşturucunun pençesine düşmüş gençlerin bağımlılığa doğru ilerleyişlerini anlatırken, uyuşturucunun karanlık dilini, kötü karakterini, insanı zamanla yalana, çalmaya, fuhşa, intihara sürükleyişini, uyuşturucu bağımlılığının insanoğlu üzerindeki fiziksel ve acımasız etkilerini anlatıyor. ​Bu roman, tüm ebeveynlerin ve gençlerin okuması gerenken, yol gösterici niteliğinde ve ibretlik öykülerle bezenmiş bir roman. Bitirdiğinizde, bağımlılara ön yargıyla baktığınız için kendinizi sorgulayacak ve etkisinden uzun süre kurtulamayacaksınız! TOPLUMUN KANAYAN YARASI OLAN UYUŞTURUCUNUN PENÇESİNDE YİTİP GİDEN HAYATLAR... " Şu bir gerçek ki uyuşturucu kullanan kişinin kendisiyle değil, şeytanıyla konuşursunuz. Dostluk yoktur, uyuşturucu arkadaşlığı vardır. Beş kişinin olduğu yerde bir kişi ölür, onu orada bırakıp gidersin. Uyuşturucuya kulluk edersin."
CAM TABLO by deadwhiteh
deadwhiteh
  • WpView
    Reads 19,781
  • WpVote
    Votes 758
  • WpPart
    Parts 9
"Sen beni beyaz gibi görebilirsin. Sen bende beyazın iki yüzlülüğünü de görebilirsin ama Güz," dedi ve elleriyle yanaklarımı daha sıkı kavradı. Onun elleri güçlülüğü simgeliyordu benim için. Gücünü bana veriyordu. "Sana olan bu şefkatim gerçek. Yemin ederim gerçek." Onun bu bakışını tablolarıma çizmek isterken bu sözlerini aklıma kazıdım. Gözlerinin içindeki parıltılarda zevkle boğulurken başımı salladım. Onu inanıyordum, ona inanmamak imkânsızdı. Bana gösterdiği bir baba şefkati olabilirdi, anne şefkati ya da bir yabancının vicdan direnişi de olabilirdi. Ama bu şefkate ben beyaz diyecektim. Onun şefkati benim için beyaz şefkatti. 23.05.2021- Saat: 00:56
OYUNBAZ by HavvaDm2
HavvaDm2
  • WpView
    Reads 1,647
  • WpVote
    Votes 100
  • WpPart
    Parts 31
En çelimsiz olanından başlayabilirdim. Elimdeki sopayı kafasına vurmam çok ani olmuştu ve yere yığılmıştı. Sağ tarafındaki adam eline silahını alınca ona gülümsedim. -Özür dilerim. Elimden kaydı. Dedim bu defa yerdeki adamı göstererek. O da yerde yatan adama çevirdi bakışlarını. Yağız bu kadar dikkatsiz adamları nasıl işe almıştı. Elindeki silahı tek hamlede alıp adamın iki bacağına da sıktım. Diğerleri ne olduğunu anlamamıştı. Hiçbirinin elinde silah yoktu ben de kiminin koluna kiminin bacağına Allah ne verdiyse sıktım. Hepsi acı içinde yerde yatarken silahını aldığım adamın bacağındaki yaraya botumun ucuyla hafif dokunmuştum ki bu onun daha fazla inlemesine yetmişti bile.
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 35,474,676
  • WpVote
    Votes 1,592,509
  • WpPart
    Parts 58
"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Bige Saka bunun mümkün olduğunu sanmıyordu. İlk görüşte aşktı onunkisi, bu yüzden âşık olması ve duygularına yenik düşüp evlenmesi çok hızlı olmuştu. Evlendiği gün sevgilisinin bir dolandırıcı olduğunu öğrenmişti. Üstelik zaten evliydi ve başka bir adamın adını, soyadını, kimliğini hatta gerçeğinden ayırt edilemeyecek imzasını kullanarak Bige'yi evlendiklerine inandırmaya çalışmıştı. Son ana kadar Bige bu gerçeği görememişti. Peki, nikâh cüzdanında adı geçen gerçek Karun Kalender kimdi? Evlendiğinden haberi var mıydı? Böyle bir durumda nikâh geçersiz sayılırdı değil mi? "Ne demek nikâh geçerli?" Şaşkına dönmüş bir halde avukata bakıyordum. Benden haberi bile olmayan bir adamın karısı olduğumu mu savunuyordu? "Üzgünüm Bige Hanım," dediğinde olağan bir şeyden bahseder gibi sakindi. "Nikâh memuruna kadar her şey gerçek. Eski sevgiliniz Serhat Bey ile o masaya oturduğunuzu doğrulayacak hiç görgü tanığınız yok. Bu nikâhın başka bir adamın kimliğini kullanarak kıyıldığına dair hiçbir kanıtınız yok. Böyle bir durumda yapılacak en mantıklı şey Karun Bey'i bulmak ve ona olanları anlatıp boşanma evraklarını imzalatmak." Bu adam ne dediğinin farkında mı? Bahsi geçen adamın benden haberi bile yoktu. Karşısına geçip ona ne diyeceğim? Senin ruhun bile duymadan evlendik hadi şimdi de boşanalım mı? Bu koskoca bir saçmalıktı!
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 7,799,414
  • WpVote
    Votes 192,364
  • WpPart
    Parts 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
Mucize Yaşam  by Alperunalg2
Alperunalg2
  • WpView
    Reads 12,141
  • WpVote
    Votes 604
  • WpPart
    Parts 32
Kıvılcım Arslan psikiyatri hemşiresidir , hastalarına ve ailesine bağı bir başka . Elinden geldiğince herkesin yardımına koşan saf ve temiz kalpli bir hemşire . Zorlu yollardan geçebilicek mi hep birlikte göreceğiz .
Kalp Atışı by the_nzreen
the_nzreen
  • WpView
    Reads 43,801
  • WpVote
    Votes 2,041
  • WpPart
    Parts 34
Hayatta çoğu kez darbeler almış bir askerdi Alparslan. Ve bir gün karşısına yaralarına ilaç olacak o doktor çıkar...
Zaman Oyuncuları 2: Payitaht'ta Aşk by mavikedi81
mavikedi81
  • WpView
    Reads 3,373
  • WpVote
    Votes 1,190
  • WpPart
    Parts 12
Zaman Oyuncuları isimli ilk hikayenin devamıdır. "Özlem, geleceğin geçmiş gibi olması isteğidir - ama, şimdi açısından, gelecekten önce, şu ânın, önceki -anımsanan- anlar gibi olması isteği; ve -olamadıkları için-, olmamaları -olamamaları-ndan dolayı, isteğinin boşa çıkması konusundaki, itirazıdır." (Oruç Aruoba) "Ben genelde geçmiş zamanları seviyordum. Mesela elektriğin icadından önce mutlaka gidip geceleri gökyüzünü seyretmeli insan. Van Gogh'un "Yıldızlı Gece" tablosu hayal gücüyle birleştirilmiş sanat değilmiş; meğerse gerçekten o gökyüzünü ışıkların yolunuzu kesmediği bir gökyüzünde görmek mümkünmüş. "
TILSIM by mavikedi81
mavikedi81
  • WpView
    Reads 6,034
  • WpVote
    Votes 1,761
  • WpPart
    Parts 18
Bazı ÖLÜMLER uzun, bütün HAYATLAR kısaymış!!! "Ne yapıyorsun sen?" diye haykırdım. "Sus, ben ne dersem onu yapacaksın. Kaltak!" bir tokat daha attı suratıma. "İmdaaaaat!" diye bağırdım ama müzik son sesti, kimse sesimi duyamazdı. Adamın fantezisine bak, beni öldürecek! "Bağırma" dedi hiddetle, bir tane daha çaktı suratıma. Gözlerim kaydı ve bayıldım. Her şey durdu. Acaba ölmüş müydüm? Yoksa gerçekten kalbimin attığı yere, annemin mezarına mı gidiyordum. 24 saat oldu, kurtuldun.. dedi içimde dedelere, amcalara, abilere hep inanmış olan ses. Ama hep de kazık yedin be Zümra hepsinden, dedi küskün çocuk içimdeki. "200'e şarj ediyorum. Dur! Geldi." Bu kadın sesi de neydi böyle, Serkan'dan kurtulmuş muydum, ellerimde bir şeyler vardı ama kesinlikle kelepçe değildi, kafamın üstünde değillerdi bir kere bileklerim, vücudumun iki yanındaydılar. Kadın benim için geldi diyordu, o sırada kapının orada sevinçle zıplayan üç kişi gördüm bulanık bulanık. Sonra içlerinden biri netleşmeye başladı. Çok tanıdık bir yüz, sakalları çıkmış, boyu daha da uzamış ama kızıl sakalları daha da yakışmış bir genç... Beni tek mutlu etmiş insan bilmese de.. "Tuna gelmişsin." dedim son gücümle zorlayarak. Zorladım çünkü gitsin istemiyordum. Ama sesim çok tuhaf çıkmıştı. Kendi sesimi tanıyamıyordum. Boğazıma bir şey mi yapmıştı o pislik? Karnımda bir acı hissediyordum, sanki kesilmiş gibi. Elimi kaldırmak istedim kaldıramadım. Tuna yanındakilere garip bakışlar attı ve sonra yanıma yaklaştı. Doktor gibi görünüyordu, çok yakışmıştı ona doktorluk.
YASAK DENEY by iremtopan
iremtopan
  • WpView
    Reads 285,035
  • WpVote
    Votes 22,172
  • WpPart
    Parts 43
Tarih boyunca sadece birkaç kez cesaret edilen ve eşine az rastlanan, insanlık dışı bir yöntemle yapılan dil yoksunluğu deneylerine bundan yirmi iki yıl önce de teşebbüs edilmişti. Çok büyük bir prodüksiyonla, tüm dünya devletlerinden alınan izinle gizli bir proje başlatılmıştı: Dil yoksunluğu deneyleri. Diğer bir adıyla, yasak deneyler. *BU HİKAYEDE GEÇEN OLAYLAR, KİŞİLER VE KURUMLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEKLİKLE HİÇBİR BAĞLANTISI BULUNMAYIP BÜTÜNÜYLE KURGUDAN İBARETTİR.*