b3rf_in
Lena Erel yedi yaşındayken babasının ölümüne tanık oldu.
Kanların içinde kalan bir adam...
Kana bulanan beyaz laleler...
Ve o geceden sonra zihninde asla susmayan bir ses.
Lena ne gerçekliğin içinde kalabildi ne deliliğin karanlığına tamamen düştü.
Bu yüzden kendine bir isim verdi: Araf.
O, her şeyin arasındaydı.
Herkes Lena'nın delirdiğini düşündü. Annesi onu bir akıl hastanesine kapattı. Kimse Lena'nın zihninde gerçekten ne yaşandığını anlayamadı. Lena yalnızca bir travmanın değil, karanlık bir projenin parçasıydı.
Dışarıdan saygın ve başarılı kimyagerler gibi görünen insanların arkasında, insan zihnini değiştirmeyi amaçlayan gizli bir örgüt vardı. Ve o örgütün merkezinde Lena'nın annesi Nevra ile her şeyin arkasındaki adam Karan Soysal bulunuyordu.
Lena ise artık durmuyordu. İntikam istiyordu.
Geceleri hastanenin duvarlarının ardına geçiyor, elindeki ölüm listesindeki isimleri tek tek buluyor ve geride yalnızca tek bir iz bırakıyordu: kana bulanmış beyaz bir lale.
Cinayetler arttıkça iş içinden çıkılmaz bir hal alır ve soruşturmaya ünlü dedektif Kuzey Koral dahil edilir. Çocukken ailesini kaybeden ve yıllarca kayıp ağabeyinin izini süren Kuzey, Lena Erel'in peşine düştüğünde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark eder. Çünkü Lena bir katile benzemez.
Bazen korkmuş bir kız çocuğu...Bazen yalnızca nefes almak isteyen bir hasta...
Bazen de gözlerinin içinde karanlık taşıyan bir yabancı gibidir.
Bir yanda Lena'yla iletişim kurmaya çalışan genç psikolog Seçkin, diğer yanda onu durdurmaya çalışan Kuzey vardır. Seçkin, Lena'nın hâlâ kurtarılabileceğine inanırken; Kuzey, peşine düştüğü kadının neden kendi yaralarını kanattığını anlamaya çalışır.
Gerçek ile delilik arasındaki çizgi silinmeye başladığında; güven, ihanet, aşk birbirine karışır.
Ve bazı çiçekler gerçekten kanla açar.