Ən gözəli
29 stories
GÖKYÜZÜ ATLASI por caylakmatmazel
caylakmatmazel
  • WpView
    LECTURAS 382,787
  • WpVote
    Votos 23,713
  • WpPart
    Partes 39
Tam arabama ilerlerken durdum bir anda. Kapıyı açmaya çalışan elim havada kaldığında kırgınlığı üzerime geçirmiştim bir hırka gibi. Dik duruşlu Ahu bir köşeye çekilirken geride sadece çıplak bir ben kalmıştım. '' Asla affetmeyeceğim seni.'' dedim değişen sesim gözyaşlarımı ele verirken. '' Lisedeki Ahu'yu hayal kırıklığına uğrattığın için, tüm kalbimle kurduğum hayallerimi yıktığın ve de en önemlisi benden ailemi aldığın için. Bugünü unutma Yavuz Derman. Bu otoparkı unutma. '' Derin bir nefes aldım. Ciğerlerime ulaşmamıştı lakin bana yaşadığımı hissettirmişti. Buradan çıkıp gittiğimde hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Bu sebeple içimde kalmasını istemediğim sözler vardı. Durmadım. Dilimdeki zehiri Yavuz Derman'a saldım. '' Bugün aramızdaki iki köprüden birini yıkıp attım. Attın. Tek bir bağımız kaldı, Yavuz Derman. Atlas. Ama bugün bana bu yaşatacaklarını bilsem seninle hiç evlenmemeyi dilerdim biliyor musun? En azından umutlarımın katili sen olmazdın. Bir köşede benimle çürür giderlerdi. Böylesine güzel bir çocuğun annesi olduğum için hep gurur duyacağım kendimle. Ama biliyor musun ona hiç hamile kalmamayı dilerdim. Böylece tamamen biterdin benim için. Umarım günün birinde hayatına; göz yaşlarına kıyamayacağın, senden kıymet görecek, kendinden bile sakınacağın bir kadın girer. Sen benim kendime yaptığım en büyük yanlışsın Yavuz Derman Karaca. '' Tek bir kelime etmedi. Sessizlik, gürültüyü öldürüyordu. ''Hoşça kal. ''
İSYAN ÇİÇEĞİ por karakalem82
karakalem82
  • WpView
    LECTURAS 4,020,065
  • WpVote
    Votos 204,528
  • WpPart
    Partes 98
Fırat bencildi, İsyan Çiçeği asiydi, lakin kaderleri bir yazılmıştı. İkisi birbirine aitti, ayrılık ölüm getiriyordu...
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu) por Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    LECTURAS 36,226,417
  • WpVote
    Votos 1,604,508
  • WpPart
    Partes 58
"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Bige Saka bunun mümkün olduğunu sanmıyordu. İlk görüşte aşktı onunkisi, bu yüzden âşık olması ve duygularına yenik düşüp evlenmesi çok hızlı olmuştu. Evlendiği gün sevgilisinin bir dolandırıcı olduğunu öğrenmişti. Üstelik zaten evliydi ve başka bir adamın adını, soyadını, kimliğini hatta gerçeğinden ayırt edilemeyecek imzasını kullanarak Bige'yi evlendiklerine inandırmaya çalışmıştı. Son ana kadar Bige bu gerçeği görememişti. Peki, nikâh cüzdanında adı geçen gerçek Karun Kalender kimdi? Evlendiğinden haberi var mıydı? Böyle bir durumda nikâh geçersiz sayılırdı değil mi? "Ne demek nikâh geçerli?" Şaşkına dönmüş bir halde avukata bakıyordum. Benden haberi bile olmayan bir adamın karısı olduğumu mu savunuyordu? "Üzgünüm Bige Hanım," dediğinde olağan bir şeyden bahseder gibi sakindi. "Nikâh memuruna kadar her şey gerçek. Eski sevgiliniz Serhat Bey ile o masaya oturduğunuzu doğrulayacak hiç görgü tanığınız yok. Bu nikâhın başka bir adamın kimliğini kullanarak kıyıldığına dair hiçbir kanıtınız yok. Böyle bir durumda yapılacak en mantıklı şey Karun Bey'i bulmak ve ona olanları anlatıp boşanma evraklarını imzalatmak." Bu adam ne dediğinin farkında mı? Bahsi geçen adamın benden haberi bile yoktu. Karşısına geçip ona ne diyeceğim? Senin ruhun bile duymadan evlendik hadi şimdi de boşanalım mı? Bu koskoca bir saçmalıktı!
GÖKÇEN por Loresimaa__
Loresimaa__
  • WpView
    LECTURAS 61,838,335
  • WpVote
    Votos 3,117,906
  • WpPart
    Partes 60
"Masalda da gerçekte de kalbi olmayan bütün kızların adı Gökçen'dir..." . . . Kapak: @birkadehsevgi- 🦋🖤
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK por bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    LECTURAS 9,670,292
  • WpVote
    Votos 551,288
  • WpPart
    Partes 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.
MÜNFERİT por RArsenDemir
RArsenDemir
  • WpView
    LECTURAS 6,240,737
  • WpVote
    Votos 336,815
  • WpPart
    Partes 54
Bedenini öne doğru büktü ve koyu kahvelerini kısarak dudaklarını büyük bir yavaşlıkla alnıma dokundurdu. Tam da o anda midemin aniden kasıldığını hissettim. "Eğer benden istediğin gerçekten buysa, abin olurum." Sarfettiği sözler ile kulaklarımda bir uğultu ve hemen ardından boğazımda bir yanma meydana geldi. Onu göğüsünden tutup kendimden uzaklaştırmak ve bu yakınlığın gereksiz olduğunu savunmak istedim ancak dudakları temasını kesmeden ve onu itmemden gram etkilenmeden sürtünerek burnumun ucuna kadar indi. "İhtiyaç duyduğunda, baban olurum." Dudakları burnuma küçük bir baskı uygulayarak kısa süreliğine tenimden ayrılırken çok geçmeden sıcak dudaklarının varlığını yanan yanaklarımda hissettim. Göğüsümde binbir çabayla canlı tutmak için çabaladığım, özenle sakladığım o minik kuşun kanatlarını delicesine çırptığına şahit oldum. Yutkunuşlarım arttı. Nefes alış verişlerim hızlandı. Dudaklarını aralayıp kısa bir nefes aldığı esnada burnunu bir kedi misali usulca yanağıma sürttü. "Sığınmak isteğinde, liman olurum." Ilık nefesini sertçe dışarı bırakarak aralık dudaklarımın arasından içeri sızmasını sağlarken kollarının arasında titredim. "Korktuğunda, kalkan olurum." Dudakları temasını kesmeden bir yol izlercesine dudaklarımı es geçip çeneme ilerledi ve bir sonraki durağında yumuşak bir baskıyla çeneme yaslandı. "Ne olmamı, neyin olmamı istiyorsan o olurum." Başını aşağıya eğmeden hemen önce bakışlarını gözlerime çevirerek yüz ifademi dikkatle inceledi. Rahatsız olup olmadığımı kontrol ediyor olmalıydı. Değildim. Biraz garip hisler içindeydim ancak bu senelerdir hissettiğim huzursuzluk, rahatsızlık ya da korku hislerine hiçte benzemiyordu. "İhtiyacına, isteğine göre şekillenirim ama bu durum kocan olduğum gerçeğini değiştirmez."
YALIM por xirlara
xirlara
  • WpView
    LECTURAS 42,545
  • WpVote
    Votos 3,314
  • WpPart
    Partes 39
Yedi sene bekledi Çilay Seyhanlı. Toplamı yedi eden alttan beşinci üstten ikinci basamakta bekledi. Yüz on yedinci oda da dünyaya geldi. Yedi saniye saydı. Tüm yedilere rağmen yanmaya devam etti. Tam yirmi yedinci saniyede ayırdı dudaklarını dudaklarımdan. Bütün vücudum onun elleri arasında yanıyordu. Ay ışığını bile gölgede bırakmıştı yalımımız, bu parkta mavi salıncakların hemen önünde bizim sayemizde güneş doğuyordu. "Bu yalım sendeki okyanusu yakar mı?" Belimdeki eli daha sıkı sardı beni, "Yoksa sendeki okyanus bendeki yalımı boğar mı, yavrum?" Okyanus yalımda yanar, Alaz. Çünkü Çilay, Alaz'da yanıyor.
Kurt ve Kızıl por kalemciyazar
kalemciyazar
  • WpView
    LECTURAS 3,515
  • WpVote
    Votos 302
  • WpPart
    Partes 1
Başını önüne eğmiş, elindeki kalemle önündeki defterine bir şeyler çiziyordu. Dışarıya karşı ilgisiz, aynı zamanda kendi içine kapanıktı. Başını eğdiği için yüzüne dökülen siyah saçları bugünün yaralarını gizlese de, üniversitede herkesin zihninde aynı görüntüyü çoktan oluşturmuştu. O, korkaktı. Adımlarını sürekli geriye atar, biri onu yere serdiğinde karşılık vermekten çekinirdi. Sesini çıkarmaz, onu korumak isteyenleri bile çevresinden uzaklaştırırdı. Çünkü, o korkaktı. Bakışlarımı kalem tutan parmaklarının üzerindeki morluklardan yüzüne doğru kaldırdığımda, bu kez beni karşılayan gözleri oldu. Onu dikkatle incelediğimi gördüğünde, bakışlarımı kaçırmadım. Yüzündeki ilgisiz ifadede bir değişiklik olmasa da, ona diktiğim bakışlarıma karşılık kahverengi gözlerinde oluşan şüpheye tanık oldum. Tanıdığım çoğu korkak, kendini aslan gibi göstermeye çalışırdı. Ve tüm herkesin düşündüğünün aksine, o korkak değildi. Sadece korkak rolünü çok iyi üstlenen bir aslandı.
Maça Kızı 8 por dpamuk
dpamuk
  • WpView
    LECTURAS 174,621,117
  • WpVote
    Votos 7,383,507
  • WpPart
    Partes 221
"Verdiğim acıyı silebilmek için her bir saç telini öpmek istiyorum," dedi. Önce nefes almayı bıraktım. "Ama bazen öpünce de geçmez," dedi. Buz kestim. ... BU HİKAYEDEKİ OLAYLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR VE GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA BİR İLGİSİ BULUNMAMAKTADIR! Yayınlanma Tarihi: 21 Mayıs 2017 Maça Kızı 8, üç kısımdan oluşan bir seridir; hepsi bu kitap altında toplanacaktır.
AĞAÇKAKAN por Bubenimtekhayalim
Bubenimtekhayalim
  • WpView
    LECTURAS 7,480,927
  • WpVote
    Votos 322,717
  • WpPart
    Partes 57
*** "Hiçbir şey beni senin bu korkaklığın bu ilişkiye sahip çıkmayışın kadar üzemez. Seni seviyorum diye senden vazgeçemiyor değilim. Bugün olmaz yarın. Vazgeçerim. Bir başkasına aşık olurum!" dedim öfkeyle. Elini ağzıma kapattı, bir elini belime koyarak bedenimi kendine çekti. Savrulan bedenimin eğer tutmasaydı düşeceğine emindim. Ellerimi göğsüne koydum. Gözlerinin içine bakarken çatık kaşlarının altındaki yeşil gözleri, benim günlerdir denediğim ama yapamadığım şeyi yapıyordu. Öfkesini, bedenime ince ince işliyordu. "Madem öyle... Hazırlan." Elini çekmediği için anlamadığımı sadece bakışlarım ile iletmeye çalıştım. "Bir ay sonra nişan, şubat tatilinde düğün." Ben söylediklerinin etkisi ile şok olurken arkasını döndü, bizim evin bahçesine doğru bir iki adım attı. Ondan çıktığına emin bile olamadığım gür bir sesle bağırdı. "Aytekin!" Kalbim korku ile kasılırken yanına koştum. "Ne? Ne yapacaksın? Hey!" Beni dinlemedi, önüne geçip durdurmaya çalıştığım bedenini sola kaydırdı, bir daha bağırdı. "Aytekin!" Bizim evin ışıkları ile birlikte Cemile teyzelerin ışıkları da açıldı. "Ferhan..." Dediğimde bakışlarını ağabeyimin penceresinden bana çevirdi. "Ferhan yok..." dedi alayla. "Ferhan ağabey diyeceksin." Ellerini havada iki kez itiraz edercesine salladı. "Pardon! Korkak, gururlu, aptal ve sevmeyen Ferhan ağabey diyeceksin!" Bizim evin kapısı açıldığında son kez onu durdurmaya çalıştım. "Ferhan böyle değil. Bir anlık öfke ile değil!" dediğimde ellerimi tuttu, göğsünden indirdi. "Ne bağırıyorsun lan?" diyen ağabeyime aldırmadan bana bakarak konuştu. "Gözünde adamlığım kalmadı ya, bırak onun gözünde de kardeşliğimiz kalmasın. Ama sen..." Bakışlarını yanımıza gelmesine bir iki adım kalan ağabeyime çevirdi. "Bu saate sonra vazgeçme hakkına sahip değilsin." ***