ebri__bahar
Kalpsiz olur mücadeleci ruha sahip Halep isimli kızlar...
Halep, altınların ışığıyla büyümüş; şımarıklığı, cesareti ve dik başlılığıyla tanınan genç bir kız...
Onun ailesi kuyumcu geleneğinin en köklü temsilcilerinden.
Hayat onun için hep kolay, hep parlaktı.
İskender, Antakya'dan Fransız işgalinden kaçıp Halep'e sığınan bir Türk ailesinin oğlu.
Sakinliğiyle, mahcupluğuyla ve göç yollarının acısıyla büyüdü.
Bir kapı önünde başlayan çocukluk atışmaları, yıllar sonra
iki ülkenin sınırlarını aşacak bir aşkın fitilini ateşledi.
İçinden geçtikleri zaman değişti...
Fransızlar çekildi, haritalar yeniden çizildi, şehirler ayrıldı.
Kalplerse ayrılmayı reddetti.
Yasaklarına, törelere ve düşmanlıklarla örülü sınırlara rağmen sevdiler.
Gün geldi, tüm geçmişlerini arkalarda bırakarak
Suriye'den Türkiye'ye kaçtılar.
Bu kaçış yalnızca bir aşkın değil;
bir ailenin dağılması, bir soyun bölünmesi, bir mirasın ikiye ayrılması demekti.
Halep'in ailesi, kızlarına bir ömür boyu sürecek ceza kesti.
Suriye topraklarına adım atmak yasak...
Bu yasak, yıllar sonra kızları Mina'nın kaderine de gölge düşürecekti.
Bazı hikâyeler kuşak atlar.
Bazı sırlar, anneden kıza akar.
Bazı aşklar ise üzerinden yıllar geçse bile yeniden yazılmayı bekler.
İtalik satırlarda çocukluğun masumiyeti...
Normal satırlarda sınır kaçakçılığının gölgesinde büyüyen bir gerilim...
Her iki dünyayı birleştiren kader çizgisi...
Bu roman, aşkın ateşiyle kaçılan yolların, ihanetin sessizliğinin
ve geçmişten kaçamayan iki kuşağın hikâyesi.
Halep'te başlayan yolculuk, Türkiye'nin karanlık sınır hatlarında devam ederken hiçbir kaçış, kalbin sınırlarından daha güçlü değildi.