Yaşam ve Ölüm sevgililerdi. Yaşam ölümü yaşatıyordu ama ölüm yaşamı öldürüyordu.
Ölüm sevgilisine gülleri 14 Şubat'ta değil 29 Şubat'ta verirdi.
Yaşam yavaş yavaş ölüyordu.
Ölüme olan aşkından ölmek onun için bir şerefti.
Ölümün verdiği güller yaşamın sıcak kanınyla yeşerdi.
Ölüm sevgilisini yaşatmaya çalışıyordu ama o ölümdü.
Ölüm sevgilisinin ölümünden sonra artık yaşamak istemiyordu.
Yaşamı öldüren Ölüm değildi.
Ölümü yaşatan Yaşam değildi.
Onlar sadece aşıklardı
bir genç kız ölü kralın cesedini bulur. Aynı zamanda bu kız saraya yeni gelen biridir şüpheleri üstüne çeker. Kralın ölümüyle Kraliçe ve Saray halkı ne yapacağını bilemez. Kralın ölümü yeni güçlerin kapısını açar belkide bu ölüm yüz yıllardır düşünülen bir plandı hiç bir şey aksi gidemez.