Hikayelerim
3 stories
ZİNCİR: Kalbin Aynası by yildiz89
yildiz89
  • WpView
    Reads 123
  • WpVote
    Votes 44
  • WpPart
    Parts 2
Görevi sırasında yaşadığı saldırı sonrası hafızasını kaybeden Ahu Sopsay, kaybettiği hatıraları yüzünden kendi benliğini de yitirir. Kendisi ve geçmişi hakkında bilmedikleri onu derinden yaralar. Ancak zaman geçtikçe hakkında öğreneceği gerçekler, onu anılarını hiç hatırlamamayı isteyecek kadar güç duruma düşürecektir. O ise içinde bulunduğu bu sonsuz boşluktan kurtulmanın bir yolunu arayacak, zihnini kenetleyen zincirlerinden sıyrılacaktır.
Son de Lumiére by yildiz89
yildiz89
  • WpView
    Reads 28
  • WpVote
    Votes 18
  • WpPart
    Parts 1
Adım Aaron. Aaron Miller. Hayatım boyunca iyi, kötü pek çok şey yaşadım. Bunların içinde hayatımı değiştirenler de vardı, hiç etkilemeyenler de. Ama, aralarında bir olay var ki, benim kaderimi silip baştan yazdı. İyi mi kötü mü bilemediğim, "Olmasaydı nasıl olurdu?" diye düşünemediğim bir olaydı bu. Rüyalarımda bile göremeyeceğim, hayalini bile kuramayacağım bir şeydi. Ben yaşamının her anında aklını kullanarak hareket etmiş biriydim. Her şeyin mantıklı bir açıklaması olabileceğini düşünmüştüm. Mantıksız olan hiçbir şey benim için önemli olmamıştı. Ama o an gelip çattığında... Sanki, sanki bir şeyler değişiyor gibi olmuştu. Sanki ben değişiyordum... Ve değişmek... Bu bana çok, çok uzak bir kavramdı. Bu durumda hayat bana iki seçenek sunmuştu: ya yine aklımı kullanacak ve planladığım hayatı yaşayacaktım, ya da ışığın sesini takip edecek ve bambaşka bir yaşamda yeniden doğacaktım...
ŞAFAĞIN DOĞUŞU by yildiz89
yildiz89
  • WpView
    Reads 280
  • WpVote
    Votes 23
  • WpPart
    Parts 1
İki düşman krallık. Ve bu düşmanlık uğruna ruhlarında onulmaz yaralar açılan milyonlarca insan. Karşı karşıya gelselerdi, ne olurdu? Zelain Celean, bu soruyu soran ilk kişi değildi elbette. Ama bunu gerçekleştirebileceğini söyleyen tek kişiydi. Neticede yıllar boyu aldığı eğitim, başkalarının esiri olmak ya da sonu gelmez bir düşmanlığı devam ettirmek için değildi. O iki krallık için de bir tehditti. Halkı galeyana getiren, ayaklandıran bir gizemdi. İnsanların kalplerine kuşku tohumları eken, düzeni sarsan bir kıvılcımdı. Ama gerçek bundan çok daha farklıydı. Çünkü o, bir kurtarıcıdan fazlasıydı: Öfkenin ve intikamın ateşiydi. Şafağın doğuşu onun ellerindeydi. Ya da şafağın ta kendisiydi, kim bilir?