Daha Okumadıklarım
16 stories
GECENİN HİKAYESİ by thekabal
thekabal
  • WpView
    Reads 2,117,125
  • WpVote
    Votes 73,820
  • WpPart
    Parts 56
Sıradan bir günün akşamında, geçmeye çalıştığı köprüden nehre düşmek üzereyken ölüm tarafından kulağına fısıldandı. "Uzatılan buz gibi soğuk bir el bütün hayatına dokunacak." Bağımlılar ve Avcılar bu kez sıradan bir hayatın hayalini kuran, geceye doğmuş bir kız için karşı karşıya gelecek. Siyahla beyazın, geceyle gündüzün, iyiyle kötünün anlamını yitirdiği bir iç savaş. Zihin çıkmazı. Yaşam mücadelesi. Sarsıcı bir kısır döngü. Issız bir kasaba. Kusurlu bir kalp. Uçurumun diğer tarafına, gölgelerin arasına hapsedilmiş kayıp bir ruh. Önce sahip olduğu her şeyi elinden alacaklar ve siz bunu her bir satır arasında hissedeceksiniz. Hayata tutunacak bir neden verecekler, "Yapma!" diye haykırmak isteyeceksiniz. Bu hikâyenin masumu yok. Bu bir aşk hikâyesi değil, nefret hikâyesi. Gecenin soluğunu ensenizde hissedeceğiniz, okurken sıcak bir kahveye muhtaç olacağınız kadar soğuk bir hikâye. #Aylema #Aşeka #Dora #Amely
KOD ADI: GÜNEŞ  by RapunzelSeviyor
RapunzelSeviyor
  • WpView
    Reads 93,155
  • WpVote
    Votes 5,772
  • WpPart
    Parts 40
"Bana ocüymüş gibi bakmayı kes. İnsanım." Derin bir nefes aldıktan sonra dolunaya baktım. Bu gece beni aydınlatmak ona düşmüştü. "Ayrıca göbeğin sana pek yardımcı olmuyor. O ağaç senden birkaç beden daha küçük." Beklediğim gibi birkaç homurtu duyduğumda ağacın arkasına saklanan genç çocuk kendini açık etti. Titreyen bedenini gördüğümde sıkkın bir nefes bıraktım. "Şu gözlerini çek üzerimden velet."dişlerimi sıkarak söylediklerim onu daha da korkutmuş gibi titremesi arttığında kendimden bir kez daha iğrendim. Üzerimde üniformam ile birçok çocuğun hayalini süslerken başka bir çocuğu benliğimle korkutuyordum. "Korkacak bir şey yok. Bir tanıdık." Kaşlarımla arkamdaki mezarı işaret ettiğimde çocuk kalkan kaşları ile bana sanki bir hayaletmişim gibi bakmaya devam etti. "Ne var ulan?! Babamızın mezarına ziyarete geldik işte! Niye mezardaki benmişimde dirilmişim gibi bakıyorsun?" Sağ elinin işaret parmağı titrek bir şekilde havalanıp arkamdaki açık mezarı işaret ettiğinde "Babanın mezarını mı kazdın yani?"diye sordu. Sanki çok normal bir şeymiş gibi sakince omuzlarımı silktim. "Senin mezarını mı kazmalıydım?" "Hayır tabiki de!"diye cırladığında diğer eliyle hızlıca ağzına kapattı. "Abla Allah'ını kitabını seversen senin akşam akşam başka işin yok muydu ya?!" "Niye lan? Bu akşam müsait değil miydi?"
YAKAMOZ by gizzemasllan
gizzemasllan
  • WpView
    Reads 197,645
  • WpVote
    Votes 29,286
  • WpPart
    Parts 56
Yakamoz nasıl oluşur bilir misiniz? Denizde yolunu kaybetmiş, yalnız kalmış ve ışık saçan canlıların bir araya gelmesiyle, onların birbirlerine dokunmasıyla oluşur. Bu da bizim bir araya gelme, birbirimizin hayatına dokunma hikâyemizdi. Bu, beş kişinin yakamoz oluşunun hikâyesiydi. Farklı yerlerde ışık saçan beş kişiydik. Bir araya geldik, birbirimizin hayatına dokunduk, ışığımız parladı, yakamoz olduk. Birimiz sönsek yakamoz kaybolurdu. Karanlıkta kalır, yolumuzu kaybederdik. Fakat biz ne söndük ne de kaybolduk. Biz, dünyanın en güzel yakamozu olduk.
Tesir I - Tesir II  "Tamamlandı" by themirage
themirage
  • WpView
    Reads 210,017
  • WpVote
    Votes 13,980
  • WpPart
    Parts 63
Hayır olamaz kesinlikle olamaz 'o burada' derken gözlerimi kapattım ve balkonun demirlerine sıkı sıkı tutundum. Dönmeyecektim bu nedenle kendimi korumaya almıştım. Ellerim demiri sıkı sıkı kavramışken ve gözlerimde sımsıkı kapalıyken irademi elimde tutabilir, bedenime söz geçirebilirim değil mi? Kazandığımı düşünerek gülümserken boynumun tam yanında nefesini hissettim. Hayır savaşabilirsin sakın pes etme sakın! Tam o sırada tenime biraz daha yaklaştı ve burnundan öyle güçlü nefes aldı ki kokumun tamamını içine çekip hapsettiğini düşündüm. "Özlemişim kokunu" dediği anda iradem paramparça oldu ellerim demirden kaydı ve gözlerim gözlerine yeniden hapsoldu. Beni yine tesiri altına almıştı. Elleri belimi kavrarken ateşler içerisinde yakıyordu bedenimi. Mantığım kollarına aldığı anda bitmişti. Onun fırtına gibi gözlerinden başka bir şey göremiyor o dudaklarda ölümüm bile olsa kabul ediyordum. Artık savaşmak istemiyor yanmak istiyordum. Yalnız onunla... Kollarına sıkı sıkı tutundum bırakmasından korkarcasına. Elleriyle tüm bedenimi aceleci ama korkarak okşarken ağzından çıkan mırıldanmaları duyamıyordum. Daha çok kendi kendine konuşuyor gibiydi. Ne diyordu ne hissediyordu bilmiyordum. Tek bildiğim kalbimin aptal bir şekilde teklemesiydi. Bunu fark etmemle birlikte ritmi daha da değişmişti sanki kalbimin içerisinde at koşturuyordu. Mırıldanmaları bittiği anda dudağı dudağıma yaklaştı gözleri gözlerimde fırtınalar koparttı. Ilık bir sıcaklık içime doğru akıp giderken dudakları dudaklarıma çoktan kapanmıştı. İlk öpücük! Ateş gibiydi. Daha önce bedenimi terk etmeye çalışan tüm hücrelerim şimdi bir bütün olmuş sarıp sarmalıyordu. Yakıyordu, yanıyordu kora dönmek istercesine. O bendi. Ben de o.
MUTANT: Küllerinden Doğan  by SsiyahAnka
SsiyahAnka
  • WpView
    Reads 645,538
  • WpVote
    Votes 50,385
  • WpPart
    Parts 54
Tüm dünyam gözümün önünde yok olurken, tek başımaydım. Cızırtılı sokak lambalarının altında yürürken orada, karanlıkta ses çıkarmadan beni izlediklerini biliyordum. Daha doğrusu, hissediyordum. Ara sıra bana zarar vermeye niyetleniyorlardı, fakat bu onlar için kötü sonuçlanıyordu. Çünkü üzerimde birkaç bıçak ve 2 gümüş Colt vardı... İnsanlar kaçıp saklanırken, ben onlarla savaşıyordum. Sahi bunu neden yapıyordum? İnsan ırkına bu kadar zarar vermiş yaratıklardan neden korkmuyordum? Onlarla savaşıp, aptal insanların yaptığı yanlışı neden ben düzeltmeye çalışıyordum? Genetiğiyle oynanmış insanlarla, Mutantlar... Dünyadaki varlıkları insan, hayvan ya da mutant olarak ayırabilirken, kendimin ne olduğunu bilmiyordum. Herkesten farklı olduğum aşikârdı; fakat kesinlikle insan değildim. BİLİM KURGU #1 (DÜZENLENİYOR)
ORTA SAHA || texting|| by cinderiko
cinderiko
  • WpView
    Reads 526,502
  • WpVote
    Votes 31,684
  • WpPart
    Parts 55
Eda en yakın arkadaşı Sena'ya mesaj atmak isterken kendini ünlü futbolcuya mesaj atarken bulur. Kime yazdığının farkında değildir üstelik. Siz: Gerizekalı olduğun için. Siz: İnsanı fonksiyonlardan bihaber yaşadığın için yiyorsun o ayvaları. Siz: Bir insan evladı bak tekrarlıyorum bir insan evladı nasıl olurda kendi numarasını yanlış ezberleyip bir de bunu üstün bir özgüven ile kaydeder? Siz: Ama suç benim. Ben ne halta gruptan otomatik kaydetmeyip sana gel numaranı yaz dedim ki? Malım ben.
KONUK SEVMEZ DENİZ by zanegzo
zanegzo
  • WpView
    Reads 3,903,063
  • WpVote
    Votes 265,613
  • WpPart
    Parts 25
❝Burası Karadeniz, burada hiçbir aşk mücadelesiz olmaz.❞ "Karadeniz'e eskiden Konuk Sevmez Deniz derlermiş," dedi. Sesindeki buz dağı yüreğimi titretti. Bunu daha önce hiç duymamıştım. Demek hırçın dalgaların sahibi olan Karadeniz'e Konuk Sevmez Deniz diyorlardı. İlk kez duyduğum için olsa gerek garibime gitmişti. Ben de buraya gelen bir konuktum. "Peki ya, öyle mi?" diye sorduğumda bakışlarımı usulca ona kaldırdım. "Burası gerçekten konuk sevmez mi?" "Sevmez," dedi Kuzey net bir dille. "Alır, götürür, öldürür seni. Sen de elbet gideceksin buralardan, ait olduğun yere döneceksin. Buralar hiç konuk sevmez." Bir düşman kapıyı çalar. Elinde ölümle bekler. İmkânsız bir aşk başlar.
Orta Karar (Tamamlandı) by Aeda-G
Aeda-G
  • WpView
    Reads 2,285,636
  • WpVote
    Votes 117,729
  • WpPart
    Parts 51
Kafama çarpan turuncu topla dengemi sağlamak için hafif öne eğildim ve yavaşça arkama dönüp topun geldiği yere baktım. "Üzgünüm o kadar kısasın ki göremedim." Pişkin pişkin söylenip tekrardan atış yapmak için arkasını döndüğünde içimdeki Naz'ın bilerek frenlerini patlatarak az önce kafama gelen topu aldım ve iki elimle tutarak tam Sinan'ın arkasında durdum. "Sinan." Gülerek bana döndüğünde hiç beklemeden kollarımı iterek sert topu kasıklarına fırlattım. O kıpkırmızı yüzüyle yavaşça yere çökerken yaptığımdan memnun olmuşcasına arkamı dönüp tersten ona el salladım. "Üzgünüm, kafana atacaktım ama boyum yetmedi." Müdür Yardımcısının bile dize getiremediği ben, yaptığım küçük bir hata yüzünden basketbol takımının 1 senelik kölesi oldum. Şimdi, 12 dev gibi şımarık adamla 1.57 lik boyumla nasıl başa çıkacaktım? Not: Bu kitaba şöyle bir göz atmaya karar verdiyseniz ilk bölümün ilk 2 paragrafını okumadan bırakmayınız. *Küfür içerir.* 22.06.2018
Güneş Tutulması  | Yarı texting  by meriibayb
meriibayb
  • WpView
    Reads 794,147
  • WpVote
    Votes 42,802
  • WpPart
    Parts 39
Siz: hocam ben yapamıyorum Siz: valla olmuyor Siz: azcık yiyeyim ya nolur Siz: vallahi bakın söz yemicem bi daha Siz: tatlıyı yasakladınız anladım Siz: ama bari azcık baklava yiyeyim Diyetisyenim: olmaz bence. Diyetisyenim: baklavada kalorili Siz: öldürmek istiyorsun beni hocam
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 7,832,724
  • WpVote
    Votes 193,231
  • WpPart
    Parts 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.