lll
4 stories
SAVRAN by orvelysa
orvelysa
  • WpView
    Reads 36,476
  • WpVote
    Votes 1,929
  • WpPart
    Parts 13
❝ Zorbalığın altında ezilen her kalp, bir gün zorba olmaya mahkumdur.❞ Taşınmaları sebebiyle yeni okuluna nakil olan Nihle, ünü yüzünden Umay'ın hedefi hâline gelir. Umay parıltısını paylaşmak istemez; böylece zorbalık başlar. O gün Nihle, Umay'a tek bir cümle kurar: "Eğer bugün beni öldürmeyi başaramazsan, sıra bana geçtiğinde ben seni öldürürüm." Aylar sonra roller tamamen değişmiştir. Av olan Nihle, acımasız bir avcıya dönüşmüştür. Her şey Nihle'nin planladığı gibi ilerler. Ta ki bir sabah, haberler tüm okulu sarsan bir cümleyi duyurana dek: "Umay Savran, okuduğu lisenin deposunda ölü bulundu." Nihle'nin 3 ay önce ettiği o tehdit, şimdi boynuna urgan; yaptığı zorbalıklar ise ayaklarının altına sandalye olmuştur. Ve o sandalyeyi itmek için okula nakil olan birisi vardır: Asil Yalkı Savran. Ve asıl soru: Umay'ı öldüren gerçek katil kim? - Uyarı: Bu kitap; fiziksel ve psikolojik şiddet, manipülasyon, baskı, güç çatışmaları, haksızlıkların olduğu adaletsiz bir okul ortamı ve yoğun zorbalık unsurları içerir. Anlatılanlar, şiddeti veya zorbalığı özendirici değil; aksine, bu durumların olumsuz sonuçlarını göstermek amacıyla işlenmiştir. Kitapta geçen tüm kurum adları, karakterler, olaylar ve mekânlar tamamen kurgudur; gerçek kişi, kurum veya olaylarla herhangi bir bağlantısı yoktur. Noyan Serisi I.
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 9,244,185
  • WpVote
    Votes 724,187
  • WpPart
    Parts 72
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.
SARKAÇ(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 16,228,970
  • WpVote
    Votes 616,679
  • WpPart
    Parts 31
"Delilerin sevdası hoyrat bir fırtına gibidir. Günün başında seni sarsan fırtına, gecenin şafağında ılık bir esintiye dönüşüp kaburgalarının arasına sokulur." Saka ve Sanrı'da tanıdığımız Gurur ve Farah'ın hikayesi. SVS'den bağımsız bir kurgu olduğu için Sarkaç'a başlamak için önce Saka ve Sanrı'yı okumanıza gerek yoktur.
BEYAZ LEKE by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 38,196,993
  • WpVote
    Votes 2,070,495
  • WpPart
    Parts 39
Yaşıyorduk, işkence çekiyorduk, idam ediliyorduk, köle gibi çalıştırılıyorduk, susuyorduk, çığlık atıyorduk ama hepsinin sonunda sesli ya da sessiz bir savaş veriyorduk çünkü seviyorduk. Şaşırtıcıydı, sevgi bazen bir savaş meydanının ortasında size uğruyordu. O an iki yolum vardı. Ya sevecektim, ya ölecektim. Sevmeyi seçtim. Onu sevmek de ölümü daima nefes gibi ensende hissetmekti. "En büyük savaşların ortasında kurak topraklardan bile bazen çiçek açar, bombalar etki etmez, kökleri sımsıkı tutunur. Bir bakarsın renkler canlanır, güzel kokar her yer. Sen bu çiçeksin diyemem, biz bu çiçeği temsil ediyoruz diyebilirim. Özgürlüğümüze." Bu kitapta geçen kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup her ayrıntısıyla kurgudan ibarettir.