saniyesolak
- Reads 19,282
- Votes 1,506
- Parts 22
Geçmişinden sıyrılamayanlar bir kafesin içinde yaşamaya mahkûmdur. Önemli olan o kafesi nasıl şekillendirdiğindir.
Benimkinin parmaklıklarının her bir köşesine intikam yeminim kazınmıştı.
Dün bir küçük kız çocuğuydum, bugün Yazgı Deha Yaman.
Dün ölüydüm, bugün azrail...
Dün katildim, bugün yine katilim...
Dün kendim için öldürüyordum, bugün 'onun' için...
O...
Hayatı bana emanet edilen adam..
O...
Canım pahasına canını korumak için çabalarken canım olan adam...
~~~~~
"Seninle öyle bir denize dalar mıyım sanıyorsun?" diye sordum çattığım kaşlarımla. Burnundan sert bir soluk dökülürken "Başkasıyla daldığın için mi?" diye sordu. Gözlerinde şimdi alev alev bir yangın başlamıştı. "Sana beyaz gül verecek kadar aptal olan orospu çocuğu her kimse artık!"
"Hayır Altuğlu..." dedim gözlerinin içine baka baka. "Senden nefret ettiğim için."
"Onu geç." dedi Aras sözlerimden zerre etkilenmeden. Kanla kaplı yüzüne rağmen dudaklarının kenarında o kıvrım varlığını koruyordu. "O kısmı geçeli çok oldu biz. Benden nefret etmiyorsun, artık değil."
"Sen öyle san!"
"Bu bir sanrı değil Malen'kaya Devochka... Gözlerin seni ele veriyor. Artık benden nefret etmiyorsun."
Bunu sanki gurur duyduğu bir şeymiş gibi söylemişti.
Elimi yeniden çekmeye çalıştığımda yine bana izin vermedi. Aksine daha sıkı tutarken bakışları elime düştü ve eklemlerimin üzerini gördü.
"Elin..." dedi fısıldar gibi. "Canını yakmışsın..."
Sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı ve kanlı dudaklarını kanlı elimin üstüne bastırdı. Ağzım açık kalırken "Bana zarar vermeye çalışırken..." diye fısıldadı tenime doğru. "Kendini incitme. Öfke sana çok yakışıyor ama sen gülünce güller açıyor Belaya Roza..."