.
6 stories
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 11,061,475
  • WpVote
    Votes 593,307
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.
AŞİYAN by busra_hatsy
busra_hatsy
  • WpView
    Reads 1,062,575
  • WpVote
    Votes 28,879
  • WpPart
    Parts 27
GERÇEK BİR HAYAT HİKAYESİNDEN UYARLANMIŞTIR. AŞİYAN İstanbul'da hukuk okuyan Esila, tatil için ailesinin yanına Mardin'e döndüğünde, onu bekleyen karanlık yazgıdan habersizdir. Yıllar önce, çocuk yaşta Aram onu görmüş ve etkilenmiş; Aram'ın babası ise "Bu kız senin gelecekteki eşin" diyerek kaderin ilk düğümünü atmıştır. Esila için yıllar öncesinden örülen bu ağ, dönüşünde kapanmaya hazırdır. Törelerin ağır gölgesi altında, kendi iradesi dışında Aram'la evlendirilir. Küçükken doğudaki kızların haklarını savunmak için avukat olma hayalleri kuran Esila, bu kez kendi hayatını savunamamanın acısıyla baş başa kalır. İçindeki isyan, özgürlük özlemi ve geçmişteki hayalleri her geçen gün daha da derinleşir. Aram ise, yıllardır hayalini kurduğu kadını elde etmiş olmanın mutluluğuyla, onun kalbini kazanmak için her yolu dener. Ancak bu evlilik; tutku ile öfkenin, sevgi ile nefretin, bağlanma ile özgürleşme isteğinin çarpıştığı bir savaş alanına dönüşür. Her dokunuşları bir yara, her bakışları yeni bir yangın gibidir. Gerçek bir hikâyeden uyarlanan Aşiyan, aşkın yalnızca mutluluk değil, bazen de en ağır mahkûmiyet olduğunu gözler önüne seriyor. Bu roman; töre, özgürlük, aşk ve yıkım arasında sıkışmış iki insanın, hem birbirlerini yıkıp hem de yeniden inşa edişlerinin çarpıcı bir anlatımı... Bu kitapta Esila ve Aram'ın değil, kendi yaralarınızı da göreceksiniz. "Sevmek kurtuluş mudur, yoksa yıkım mı?" sorusunu her sayfada yeniden soracaksınız. Bazı hikâyeler vardır, bittiğinde bile zihninizden silinmez; Aşiyan işte tam olarak böyle bir hikâye.
FARKLI ZAMANLARA AİDİZ by cinemaceviri
cinemaceviri
  • WpView
    Reads 581,482
  • WpVote
    Votes 34,027
  • WpPart
    Parts 41
Bedenim tir tir titremeye başlamıştı. Gözlerim dolmuş neredeyse ağlayacaktım. Etrafta yeni yeni fark ettiğim geçmişe ait şeyler vardı. Tabelalar, arabalar, insanların üzerindeki kıyafetler bile... Kaza yaparken duyduğum gibi bir korna sesi duydum, acı bir fren sesi. Bu sefer gerçekten öleceğimi düşündüm. Ta ki belimden tutulup çekilene kadar. Kalbim daha önce hiç deneyimlemediğim kadar hızla atıyordu. O kadar hızlıydı ki göğüs kafesimde bir delik açacağını düşündüm. Avuç içlerimin arasında az önce beni ölmekten kurtaran adamın gömleği vardı. Gözlerim kapalı, başım ise göğsüne yaslıydı. Burnuma dolan sigaraya karışmış çam kokusu beni sakinleştirirken adrenalinin etkilerinin yavaş yavaş bedenimi terk ettiğini fark ettim. İnsanların bağırtılarını duydum. Sanırım az önce beni neredeyse ezmekte olan adama bağırıyorlardı. Göğsüne yaslandığım adamın sesi de onlara karıştı. Başımı kaldırarak ona baktım. Göz göze geldiğimizde zamanın durduğunu hissettim. Hayatını ve gerçeklerini araştırmak için aylarımı harcadığım adamın kollarındaydım. Kenan Mollaoğlu'nun kollarındaydım! * Araştırmacı gazeteci olan Liya Meryem Başer, üzerinde çalıştığı makalesini teslim etmesi için yirmi dört saatten az bir süresi vardı. Ancak aklına oturmayan ufak bir nokta, onu o makaleyi yayınlamaktan alıkoydu. Ofisinden ayrıldığı o fırtınalı gecede bir kaza yaparak geçmişe gittiğinde ise onu bekleyen kaderinden tamamen habersizdi. +18 içerik mevcut
Karanlık Deniz Yıldızı  by Melosunhikayesi
Melosunhikayesi
  • WpView
    Reads 26,363
  • WpVote
    Votes 803
  • WpPart
    Parts 23
Üniversite için İstanbul'a gelen Deniz, yaptığı hata sonucu kendine zarar vermiştir. Bu hatayla birlikte gelen Toygar, Deniz'in hayatında olduğu için zor durumun içinde bulunurve yaşadığı pişmanlıktan doğacak olan bir aşk hikayesi... "Ben hiç bir zaman kaybetmeyi sevmezken sana yenilmeyi tercih ettim..."