cerenimokerem
Bu nasıl bir bitkinlik?
Göz kapaklarına kilit vurulmuştu sanki. Vücudunun hiçbir yerini hareket
ettiremiyordu. Bütün gücünü uyanmaya harcamış gibi.
Bu kısa süreli ancak
zorlu sersemlikten sonra bir kuvvet başını kaldırdı. Kıyafetlerinin pisliğine
ve üstündeki kan izlerine aldırış etmeden ilk olarak etrafına bakındı. Çöp
kutusunda olduğunu fark etti. Bu leş kokusundan orada olduğunu anlamak hiç de
zor değildi. Asıl merak ettiği burada ne aradığıydı. Geçmişe dair hiçbir şey
hatırlamıyordu. Neden burada, bu halde baygındı?
Hafızasını zorladı iyice.
Parça parça resimler dökülmeye başladı aklına. Bir savaş meydanında gibi. Daha
fazla bir şey hatırlayamadı. Fark etti ki geçmişi hatırlamaktan daha önemli
olan bu pislik kokan yerden çıkması gerektiğiydi. Bir an hareket etti. Canının
yandığını fark etti. Sol ayağı dizinin
altından yaralıydı. Nasıl olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Kafasındaki
soruları bir kenara bıraktı. Her ne olursa olsun burada daha fazla kalamazdı.
Elleriyle kutunun
kenarlarından sıkıca tuttu. Vücudu izin vermese de bırakmaya hiç niyeti yoktu.
Ustaca bir hareketle kendisini yukarıya doğru çekti. Çöp kutusundan uzaklaşmış,
temiz havaya kavuşmuş olduğu için bir an sevindi. Herhalde hayatında en mutlu
olduğu an buydu. Çocuklar gibi şendi. Fakat mutluluğu çok da uzun sürmedi.
Garip bir bağırma sesi
duydu. Ses o kadar netti ki, o her ne ise epey yakında olmalıydı. Bir anlık
tedirginlikle geri bırakmak istedi kollarını. Ancak harcadığı çabanın boşa
gitmesini istemedi. Usulca etrafına bakındı. Yere atlayacaktı. O yüzden canını
daha az acıyacağı bir yer kestirdi gözüne. Ve kendini yere yavaşça bıraktı.
Tekrar ayağının acısını
hissetti. Bağırmak istedi ama henüz kulaklarından gitmemişken o sesi duydu
yine. Bir an acısını unuttu. Kulak verdi biraz daha, ilki kadar korkmamıştı bu
sefer.