.
4 stories
Akşam Güneşim by azraketen
azraketen
  • WpView
    Reads 1,306,583
  • WpVote
    Votes 64,889
  • WpPart
    Parts 94
'Ben en çok akşam güneşini severim Mem. Sarının en masum, turuncunun en tutkulu, kırmızının en şefkatli hali demek çünkü. Ben akşam güneşinin alacasına meftunum. Sen bu aciz yüreğimin akşam güneşisin Mem.' ☀️☀️☀️ Hızlandım. Bir insan kaçtığı bir yere ne kadar hızlı gidebilirse o kadar hızlı gidiyordum. Koştum. Ardımdaki sesler yaklaştı. Geçmişime yaklaştım. Gidebileceğim ilk yere ulaştım. Demir kapılı konağın önünde durduğumda elimdeki bıçağın kabzasını vurdum. Nefes nefeseydim. Soğuk yakıyordu. Boğazımı yakıyordu. Tenimi yakıyordu. O soğuk yakıyordu ama ben donuyordum. Titriyordum baştan aşağı. Elimdeki kanlı bıçakla vurdum kapıya tekrar tekrar. Ayak sesleri bana yaklaşıyordu. "Mem!" diye bağırdım yıllar sonra. Adı dilimden dökülünce içim dalgalandı. Sesim titredi. "Mem, aç kapıyı!" Gözlerim buğulandı. Adım sesleri kulağımda yankılanıyordu şimdi. Kalbim, göğüs kafesimden taşıyordu. Kirpiklerim bile titredi. O zelzelede birkaç damla döküldü soğuğun kuruttuğu yanaklarıma. "Aç kapıyı, Mem! Aç ne olursun, aç!" Adım sesleri durdu arkamda. Bulmuşlardı beni. Yakalanmıştım işte. Memet kapıyı açmamıştı. Kapıyı ilk ben kapatmıştım bize. Ama bu gece her şeye rağmen bana açamaz mısın Mem? Göz kapaklarım kapandı. Kucağımdaki valizin içinde oğlum ağlıyordu. Elimdeki bıçağın bulandığı kan şimdi kuruyacaktı. Son kez kaldırıp vurdum kapıya. İçimle titredi sesim. Ağladım. "Mem... Duymuyor musun? Sesimi duymuyor musun? Aç kapıyı! Aç kapıyı Mem." ☀️☀️☀️ 'Senden sonra en çok akşam güneşinden nefret ettim Zühre. Sarının en güçsüz, turuncunun en yalancı, kırmızının en zalim hali demekti artık. Ben bir akşam güneşinin alacasında zincire vurdum sevdamı. Sen yüreğime kazınm
DÜŞLER AĞIDI by zanegzo
zanegzo
  • WpView
    Reads 28,057,611
  • WpVote
    Votes 1,588,367
  • WpPart
    Parts 99
Final oldu, tamamlandı. ❝Bir düş, bin ağıt.❞ Marin Alakan çok küçük yaşlardayken doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda kalmıştır. Babası, kaderin sancılı ağlarının önüne geçmek için yıllarca kızının doğup büyüdüğü Mardin'e gelmesini yasaklar ve İstanbul'da herkesten gizli bir hayat sürmesini sağlar. Marin, abisinin yaptığı bir hata yüzünden kendini tekrardan doğduğu topraklarda bulduğunda ise artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Eski adıyla Karan Ağa olan kitaptır.
ÜZÜM BUĞUSU by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 5,006,331
  • WpVote
    Votes 274,115
  • WpPart
    Parts 46
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
KUSURSUZ PLANIN KUSURU  by geceninucundeyiz
geceninucundeyiz
  • WpView
    Reads 18
  • WpVote
    Votes 7
  • WpPart
    Parts 1
"Onun zaferi, benim cenazemdi. Şimdi onun cenazesi, benim tek yaşama sebebim." On yıl önce, Lalin Arkan için dünya iki kez durdu. İlki; okulun dokunulmaz ismi Baran Karahan tarafından bir baloda tüm okula rezil edildiğinde. İkincisi; babasının elleriyle kurduğu imparatorluğun, Karahanlar tarafından bir gecede yutulduğu o karanlık sabah. Lalin o gece sadece evini ve babasının sağlığını değil, ruhunu da o yıkıntıların altında bıraktı. Eski Lalin o gece öldü. Şimdi, küllerinden doğan bambaşka bir kadın var. Zeki, tehlikeli ve tek bir amaca hizmet eden bir strateji dehası. Lalin geri döndü; ama bu kez kurban olarak değil, cellat olarak. Planı kusursuzdu: Baran Karahan'ın hayatına sızacak, kalbini çalacak ve onu en zirvedeyken, tıpkı babasına yaptıkları gibi yerle bir edecekti. Ancak intikam, iki ucu keskin bir bıçaktır. Lalin, Baran'ın gözlerinde nefret görmeyi beklerken, on yılın tozunu dumanını dağıtan o yakıcı arzuyla karşılaştığında planındaki tek kusuru fark edecekti: Kendi kalbi. Nefretin bittiği yerde başlayan bu savaşta, kim daha önce diz çökecek? "Celladına aşık olduğunda mı yok olursun, yoksa celladın senin için ölmeye hazır olduğunda mı?"