lineepi
1970'lerin Ankara'sında, tozlu tezgahların arasında, sararmış ellerine tütün kokusu sinen genç bir kadın olan Yasemin, kayıpların acısını genç yaşta öğrenmişti. Kayıplara, hayal kırıklıklarına, acıya ve en çok da umutsuzluğa karşı o tütün yapraklarını sarmaya, tütünün geniz yakan kokusunun arasında nefes almaya devam etti. Hayat onun için Ankara'daki bu fabrika kadar gri, soluk ve dumanlıydı. Ama Yasemin yılmadan her geçtiği o karanlık sokaklara, sardığı o tütün yapraklarına yıllarını verecekti.
'Gün batarken her akşam
Bir kız geçer kapımdan
Köşeyi dönüp kaybolur
Başı önde yorgunca" (Fabrika Kızı ~ Alpay)
Önce karanlık bir sokakta, ardından tozlu bir tezgahın kenarında. Kader yazgısını bir bakışla, bir kelime ile yazmıştı onlardan habersiz. Fabrika işçisi Yasemin ve Avrupa'da tahsilini tamamlamış Kenan. İki ayrı dünya, iki farklı hayat... Kaderin tek bir yazısı ile birleşir miydi?
Kader katipliğini çoktan yapmışken zaman, her vakit dendiği gibi ilaç olmak yerine yara olacaktı. Kayıplarını yerini doldurmak bir yana yenilerini bile ekleyecekti. Zaten bazı yaralar sarılmak için değil, kanamak için vardır.
~
28.02.2026