EmelAkkus2 adlı kullanıcının Okuma Listesi
8 stories
KIZIL GERDAN (Kitap Oldu) by Piyamor
Piyamor
  • WpView
    Reads 700,183
  • WpVote
    Votes 51,439
  • WpPart
    Parts 39
Balca Zorlu, çocuk yaşta tanık olduğu bir kaybın izlerini hiçbir zaman silemedi. Adli tıp uzmanı olarak, hayatını ölülerin ardında bıraktığı sessiz sırları çözmeye adadı. Ancak tıp fakültesine başladığı dönemde Ulusal Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatından gelen gizli bir teklif, onu karanlıkta görev yapan bir gölgeye dönüştürdü. Yedi yıl boyunca yalnızca yazışarak iletişim kurduğu, kimliğini bilmediği bir istihbarat uzmanıyla birlikte çalıştı. Seslerini duymaları, yüzlerini görmeleri, gerçek isimlerini öğrenmeleri yasaktı. Sadece görev notları, şifreli cümleler ve zamanla kelimelerin arasına sızan yasak bir yakınlık vardı. Balca, dışarıdan bakıldığında sıradan bir hayat yaşıyor gibiydi. Ta ki bir yaz tatilinde, ailesinin yanına dönene dek. Abisinin denizci arkadaşıyla tanıştığında, geçmiş yedi yılın gölgesi aniden karşısına dikildi. Onu tanımıyor olmasına rağmen Ali Cihan Gencer'de her şey olması gerekenden fazla gibiydi. Gerçekle kurgu arasındaki çizgi silinirken, Balca hem görevini hem de kalbini sorgulamak zorunda kalacaktı. Çünkü bazen bir yabancı, en derine dokunan kişi olabilir. Ve en büyük sırlar, en tanıdık yüzlerin ardına gizlenir.
BÜLBÜL KAPANI by Loresimaa__
Loresimaa__
  • WpView
    Reads 22,197,032
  • WpVote
    Votes 1,352,503
  • WpPart
    Parts 46
"Bela yağmur gibi gökten yağarsa Başını ona tutmaktır, adı aşk..." . . . 🪶❤️‍🔥 Kapak tasarım; @Publiisherr
Lupo Nero                                     ( birinci kitap) by Miray_akg543
Miray_akg543
  • WpView
    Reads 444,932
  • WpVote
    Votes 6,492
  • WpPart
    Parts 27
Aden'in hayatı aslında oldukça basit ilerliyordu: Geç kalk → Koşarak işe git → Azar işit → Hayatta kal → Tekrar et. Ama bu döngü bir sabah dramatik bir şekilde bozuldu. Çünkü Aden, sadece beş dakika değil, iki buçuk saat geç kaldı. Ve başhemşirenin yüzünde beliren o gülümseme... Hani şu "Seni işten kovmanın tam zamanı" gülümsemesi... Evet, aynen ondan. Eve dönen Aden, gözyaşları içinde değil, sinirden lemonata gibi ekşiydi. Arkadaşının tavsiyesi ise oldukça basitti: "İş bulamıyorsan, iş seni bulsun. İlan ver." "Tamam," dedi Aden. "Ne kadar kötü olabilir ki?" Cevap: Çok. Hem de tahmin ettiğinden daha fazla. Bir gün sonra gelen gizemli mesajla, Aden kendini pahalı bir evde, sessiz adamların arasında, hatta koridorlarda bile yankılanan bir gerilimin içinde bulur. Gittiği "ev" aslında ev falan değildir; daha çok "Yanlışlıkla içeri girersen bir daha çıkamayabilirsin" havası vardır. Ve orada karşısına çıkan adam... Aras Lorenzo Ruggiero. Karanlık bakışlı, tehlikeli, öfkesini saklamayı beceremeyen, ama aynı zamanda sesiyle bile insanı sakinleştirebilen tuhaf bir karışım. Aden'in ilanına cevap veren o kişidir-ama onun bir "hasta" olmadığı çok açıktır. Aden kısa sürede anlar ki: Bu sadece bir iş değildir. Bu sadece bir ev değildir. Ve Aras sadece bir adam değildir. Aden'in attığı o küçük ilan, onu mafya dünyasının tam ortasına, geri dönüşü olmayan bir gölgenin içine sürükler. Artık attığı her adım tehlikeyle, her nefes sırlarla, her bakış ise Aras'la doludur. Komedi biter. Karanlık başlar. ( bu kitap benim yazdığım ilk kitabım ve konular baya hızlı ilerliyor bunu bilerek okumaya başlarsanız sevinirim) ( ha bir de birkaç saçma yerleri de olabilir, düzenledim kitabı ama çok fazla bir değişiklik yapamadım çünkü o zaman kitabı baya değiştirmem gerekirdi) !!cringe ve saçma olaylar içere bilir!!
KARTAL İHTİLALİ  by aslicandemiir
aslicandemiir
  • WpView
    Reads 821,397
  • WpVote
    Votes 29,920
  • WpPart
    Parts 34
"Biz Kartalız...Ölüm kokarız, barut kokarız, kan kokarız anlıyor musun? Bu yuvaya girmek ölüm demek!" Genç kadın dolu gözlerle buruk bir şekilde tebessüm etti. Kendini büyük bir arzuyla ölümün kollarına bırakmaya razıydı; kendini yuvaya adamaya hazırdı. "Yuva ölümse ben bizzat toprak olurum... Senin için sizin için toprak olmaya hazırım." Genç adamın gözleri buğulandı, dudaklarına buruk bir tebbesüm yayıldı. Biliyordu çünkü o kan koksa da sevdiği kadın ölüm kokacaktı ve onu tamamlayacaktı. Onu kendi yuvasına almaktan başka çaresi yoktu. Kartal yuvası ölümse topraktan ayrılamazdı.. Elini genç kadının yüzüne koydu, "O zaman Kartal yuvasına hoşgeldin.." dedi. [Kitap düzenlenmektedir.] Kapak Tasarımı : theguldesign Dram#1 Komedi#1 Atatürk#1 Istihbarat#1
Gönül Kıran (Abimin Arkadaşı) by mithraae
mithraae
  • WpView
    Reads 1,162,791
  • WpVote
    Votes 27,929
  • WpPart
    Parts 12
Mahalle Hikayesi "Senin adın Gönül kıran." Yutkundum. Gönül Kıran... Dedim içimden. Beni anlatıyordu. Ömer abinin gönlünü öyle bir kırmıştım ki bu isimden başkası yakışmazdı bana. Cevap vermedim. Cevap da beklemiyordu aslında. "Gönül kıran." dedi ağır ağır bir kere daha. Bir yaş daha düştü omzuma. "Tüm kırıklarıma rağmen en güzel gönül yaram." Dudaklarını usulca ama izinsizce omuzumun yanına bastırdığında dudaklarımdan ufak bir soluk kaçtı. Tüm bedenim karıncalandı. "Ömer Abi." Sesim sekteye uğradı. Dudaklarını geri çekmeden öylece durdu. Sonrada hafifçe geri çekildi. "Beni sev İnci." Emir kipi gibi duruyordu ama yaptığı emir vermek değildi. Yaptığı yalvarmaktı. Bir sonraki adımı da bu oldu. "Ne olur beni sev." Sadece bedenim değil, tüm varlığım titredi. Her bir hücrem, soluğum, her zerrem... "Beni sevmezsen ne yapacağımı bilmiyorum." dedi. İtirafı büyüktü hem de çok büyüktü. "Bu aşkla nasıl yaşayacağımı, nefes alacağımı bilmiyorum." Dudaklarından dökülen nefes az önce öptüğü yere çarpıyordu. "Nasıl bu kadar aşık oldum onu da bilmiyorum ama nefes aldırmayacak kadar çok seviyorum." Dudakları bir kere daha değdi aynı noktaya. "O yüzden..." Hıçkırdı. Ömer Abi hıçkırdı ben yutkundum. İçimden bir şeyler koptu ama yine de dudaklarımdan kelimeler dökülmedi. Ben sustum o yalvardı. "Al bu kırdığın gönlüm senindir. Dersen ki bana kırmak yetmez paramparça et." Gözünden bir damla daha yaş aktı. Ömer'in gözünden benim için üç damla yaş aktı bugün. "Yeterki," Kolları ayrıldı bedenimden, sıcaklığı kokusu... önüme geldi ve devam etti. Gözlerimin içine baka baka "sen yeterki beni sev." Dedi "Ne olur beni sev." Ve diz çöktü. Gözlerimin içine baka baka onu sevmem için yalvarıp diz çöktü. Verdiği sözü tuttu. Mahallenin en ağır adamı, ağır abi dedikleri adam bir an bile düşünmeden diz çöktü.
Sürmeneli by mithraae
mithraae
  • WpView
    Reads 62,235
  • WpVote
    Votes 4,732
  • WpPart
    Parts 16
"Meydan senin Sürmeneli." Dediğime elini belime koyup beni kendisine çekti. Meydanı sahiden boş bulmuş olmalıydı. Yoksa beni kendine çekecek hali yoktu başka türlü. Düşündüklerimi anlamış, duymuş gibi konuştuğunda nefesim bir anlık tekledi. "O meydan benim de sen benim değilsin Hasret." Dediğinde yutkunamadım. Meydanlarım onundu. İnkar etmeyecektim bunu. Kendi ağzıma söylemiştim zaten. Neyine inkar edecektim ki? Ama takıldığım o değildi. Barut, Hasret demezdi bana. Deva'yı bile nadir derdi. Adımı söylemeyen, söylemekten kaçan kocam bana iki adımı da demişti. Hem Hasret demişti, hem Deva. "Meydandayım Barut Reis," Boştaki elimi yanağına koydum. "O meydanın tam ortasındayım." Diye devam ettiğimde güldü. Alayla değil. Acıyla. Ama kendineydi bu acı gülüş bana değildi. Sonra o da zehir akıttı. Benimki kadar gerçek bir zehir. "Yanımda değil Deva, karşımdasın." Güldüm. Zehrin yarattığı acı bir gülüştü bu. Hep acıydı zaten bize kalan gülüşler. Asla umutla dolu olmazdı, asla neşe yüklü olmazdı. Haramdı sanki. Bir kere mutlu olsa, dünya kötülüğe bulanacaktı adeta. O kadar haramdı işte bana mutluluk. Dudaklarımı dudaklarına yaklaştırdım. "Yanında olacak nedenim yokken," Dedim "Karşında duracak sebebim çok ondandır." HIRÇIN BİR KARADENİZ HİKAYESİ...
ŞEHADET VATAN İÇİN (KİTAP OLDU) by tubux2
tubux2
  • WpView
    Reads 114,323
  • WpVote
    Votes 8,245
  • WpPart
    Parts 41
Bu hikaye gerçek kişiler, olaylar ve mekanlar içermektedir. Mesleki gizlilikten ötürü isimlerde ufak kelime oyunları yapılmıştır. Lütfen okurken sadece kurgu gözüyle değil, yaşanmış olay örgüsüne bakın. Hikayenin çıkış noktası ilk bölümdedir. Keyifli okumalar... * Burası ne han ne de saray... Burası öfkeyle kederin, neşeyle hasretin yaşandığı zalim Hakkâri Dağları. Yaşamak için öldürmeye mahkûm olan yer. Bana anlat diyorlar, neresini anlatayım? Çeltik Dibini mi, Kerem Deresini mi, Şem dillisini mi? Yoksa mermi ile selamlaşıp silahla kucaklaştığım yerleri mi anlatayım? Dedim ya, burası zalim Hakkâri Dağları. Burada hata bir kez yapılır. Kanla yazılır, canla ödenir. Ben Kurmay Yüzbaşı Olcay Karahanlı. Türk Milletine göre kahraman, aileme göre şehit olacağım bir bölgede vatani görevimi yapmaktayım. Hakkari... Kanla sulanmış yeryüzünü gizlemek için sisle kaplanmış gökyüzüne sahip olan şehir. Doğup, büyüdüğüm Trakya'nın aksine, dört tarafım dağlarla çevrilmiş bir yerde nefes alıyorum. Ölümle yaşam arasındaki pamuk ipliğinin üzerinde ustaca ilerliyorum. Kopup kopmayacağı Allah'tan, ne zaman kopacağıysa düşmanın namlusunun ucundan... Şehadet serisinin ilk kitabıdır.
KELEBEK ETKİSİ 1-2 (KİTAP OLDU) by tubux2
tubux2
  • WpView
    Reads 365,100
  • WpVote
    Votes 23,099
  • WpPart
    Parts 80
© Tüm Hakları Saklıdır. * HİÇ BU KADAR IŞIK SAÇMAMIŞTI. İnsanların gizemli ve kutsal bulduğu mucizevi bir çiçektir lotus. Yeniden doğuş gibi saftır. Ruhun yükselişi gibi güçlü. Ölümsüzlüğü simgeler, özgürlüğü... Çamur ve bataklıkta yetişmesine rağmen hiçbir şekilde bulunduğu ortamın kirini kendi üzerine yakıştırmaz. Elif gibi... Başından geçen acı tecrübenin ardından birçok kez ölümün yakasına yapışıp yalvaran Elif, son bir kez yaşamayı tercih eder. Tüm acılarına inat... Yeniden ayağa kalkma zamanı! Fakat ona en büyük çelmeyi geçmişinin atacağından habersizdir. Düştüğü yerden kalkmayı öğrenmiştir. Fakat artık yaralarını sarmak yerine kanatmayı tercih ediyordur. Susmak yerine intikamı... * Zifiri; o gecenin bedenimde bıraktığı koca hiçliğin kelime anlamıydı. Siyaha yaklaştığım, rengimin ilk bulandığı o an... Oysa nereden bilebilirdim ki siyahı bulandıracak güçte bir beyazlığımın olduğunu. O gece herkesin arzuladığının aksine, beni daha da güçlü kıldı. Zordu, çok zor. Yaşananları kaldırmak güçtü. Yaşanacakları tahmin etmek imkânsız... Hikâyem kurumuş bir defne yaprağına yazılıydı sanki. Okuyabildiğim kadarını yaşamıştım. Ben o gece, benliğimde yaşam bulan tüm beyazları siyaha sattım. Değiştiğimi düşündüler. Oysaki yenilendim. Gerçek benliğimi buldum. Ne kadar güçlü olduğumu anladım. Kendim kararırken, siyahı akladım. Ve bir hikâyeye başladım. Kendimin yazdığı, başrolünü üstlendiği bir hikâye. Ben kim miyim? Ben Elif Sancak. Temiz ve kirli arasındaki çizgide kirli tarafa itilen bir kadın.