Aylailebirgun
- Reads 17,787
- Votes 103
- Parts 2
Her dokunuş, yarayı daha da derinleştiriyordu. Adel şarap kadehini bıraktı, gözlerinden akan bir damla yaş, yanağından süzülüp boynuna doğru ilerledi. "Çok güzelmiş." yazdı klavye seslerinin tıkırtısı arasında aynı cümleyi dudaklarının arasında tekrarladı. "Ve çok acı verici, tenin bir mezarlık gibi ben o mezarlıkta yürümek istiyorum. Korkmuyorum." Aron, ekrandaki mesajları gördüğünde içinde dışarıdaki soğukla alakası olmayan ruhunun serinliğin yerini tuhaf bir sıcaklığın aldığını farketti, dudaklarının kenarı kıvrıldı, ama bu sıcaklığın kurtuluş değil, büyük bir yangının habercisi gibiydi. "O hâlde hazırlan Adel. Çünkü kış daha yeni başlıyor ve bu tiyatroda perdeler kapandığında sadece ikimiz kalacağız. Mürekkebimiz bitti, artık kağıda değil, birbirimizin tenine yazma zamanı.
Aron bilgisayarını kapattı, oda yeniden eski, karanlığına gömüldü. Masanın üzerindeki mürekkepsiz kalemi eline aldı, sararmış defterin yeni bir sayfasını açtı ve kalemin ucunu kağıda sertçe bastırdı, renksiz, derin bir çizgi bıraktı.
İlk bölümün perdesi, dışarıda çığlık çığlığa yağan karın altında, bu sessiz kazıma sesiyle kapandı. İşkence Tiyatrosu, ilk izleyicisini ve ilk kurbanını kabul etmişti.