43 stories
KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER by Fesatrice
Fesatrice
  • WpView
    Reads 307,215
  • WpVote
    Votes 25,279
  • WpPart
    Parts 31
Kabuk bağlamamış kalpler, yaralarını nefretle iyileştirmeye çalışır. Hüma'nın hayatındaki her şey mükemmel ilerliyordu. Başarılı, genç bir kızdı ve âşık olduğu adamla evlenmek üzereydi. Birbirlerine duydukları sevgi gözlerini öyle kör etmişti ki hiçbir şeyin bu mutluluklarını bozamayacaklarını düşünüyorlardı. Yaşadıkları felakete kadar. O felaket, Hüma ve Cihangir'in dönüm noktasıydı. O felaket, kalplerine aldıkları en ağır yaraydı. Ve o felaket, Hüma ile Cihangir'i ayırmakla kalmamış, onları birbirine düşman etmişti.
BANA ANILAR VER by ceyzabel
ceyzabel
  • WpView
    Reads 271,852
  • WpVote
    Votes 22,350
  • WpPart
    Parts 29
"Bana anılar ver, unutmak mümkün olmasın." (01.01.2024)
Ay Gelin - Kavuşamayanların Hikayesi  by aalmiraah
aalmiraah
  • WpView
    Reads 60,471
  • WpVote
    Votes 1,566
  • WpPart
    Parts 33
𝑩𝒊𝒛 𝒢𝒖̈𝒏𝒆𝒔̧𝒊 𝒔𝒆𝒗𝒅𝒊𝒌 𝒂𝒎𝒂 𝒜𝒚 𝒅𝒐𝒈̆𝒖𝒅𝒖... "Sen bu evin gelinisin artık, senin yerinde yurdunda bu Konak'tan başka bir yer değildir. Önceki hayatını unutup kendini sadece bu aileye adayacaksın, torunumun eşi olup onu ne olursa olsun mutlu ediceksin. Bu konağa gelinliğin ile girdin kefenin ile çıkarsın.. Ay Gelin." Zerya Zemheroğlu'nun sesi Aymina'nin kulaklarında çınlıyordu. Genç kız karşısında duran Hanımağanın söylediklerini kabul etmekten başka ne yapabilirdi ki? Günden güne yavaşça ölümü bekleyecekti dört duvarın arasında.. Her şeyi kapının ardından duyan Arâm ağanın kalbı nedensiz bir şekilde sızlıyordu.. Babaannesinin sözleri daha yenice eşi olmuş Ay'ı incittiğini biliyordu fakat o verdiği sözü tutmak zorundaydı. Zor olsada olacakları görmezden gelecekti.. Wattpad'de "Ay Gelin - Kavuşamayanların Hikayesi" isimli ilk hikayedir! Başlangıç tarihi: 09.03.2020
ZEHİR ÇİÇEĞİ by selinelizben
selinelizben
  • WpView
    Reads 2,837
  • WpVote
    Votes 250
  • WpPart
    Parts 6
"Kız kulesine kaç saatte yüzerek varabilirsin?" Demişti Feraye ona, iri siyah gözleri eşliğinde. Asaf, geceden çok Feraye'nin karanlık gökyüzünü andıran gözlerini izlemeyi severdi. Avuç içlerini yerde geri yaslarken uzakta ki kız kulesine baktı. "Kız kulesine yüzmeye gerek yok, gemiler var." "Ama ya yüzmek istersem?" Diye merakla sordu, Feraye. Sorusunun cevabını istediği için başka yollarla Asaf'ı konuşturmaya çalışıyordu. "O zaman büyük ihtimalle salaksın." Hoşnutsuz ifadesiyle konuşurken yüzünü buruşturdu. "Kim neden onca gemi varken soğuk bir denizin içine dalmayı seçsin?" "Belki de denizleri seviyordur." Yanında oturan kız çocuğu alıngan bir tavırla çattı kaşlarını. "Denizi sevip, denize dokunmak istiyor olamaz mı?" "Yalnızca aptallık olur." Asaf sağ elini yerden çekti ve işaret parmağını denize doğrulttu. "Sen denize dokunmaktan bahsetmiyorsun ki, denizde boğulmaktan bahsediyorsun." Feraye'nin yüzü düştü gözlerini onun yüzüne dikti. "Sürekli negativ düşünmeyi keser misin? Boğulmak boğulmak deyip durmasana korkarım ben boğulmaktan!" "Boğulamana izin vermem." Kendinden emin bir sesle konuşurken yanında oturan kız çocuğunu izledi. Feraye'nin yüzünde beliren o tebessümü aklnına kazıdı. Bugün o tebessüm ağır bir gerçekten farksız gözleri önüne devrildi. Sahilin kenarında iki çocuğun hayali vardı. Biri küçücük kalmış, biri koca adam olmuş ama hiç yaş almamış. Hâlâ Feraye gelse onunla dalga geçecek, onunla oyunlar oynayacak kadar yaş almamış.
İÇİMİZDE BÜYÜTTÜĞÜMÜZ ŞEYTANLAR by filizpuluc
filizpuluc
  • WpView
    Reads 155,760
  • WpVote
    Votes 12,874
  • WpPart
    Parts 15
Hipnozla, acı hissini manipüle etmeyi başardığı araştırmasıyla Nobel Ödülü kazanan Adli Psikiyatrist Esin Taşkıran, araştırmasını daha ileri taşıyarak ayna nöronlardaki aktiviteyi telkinle arttırma suretiyle suça meyilli insanlarda empatiyi arttırarak insanları içlerindeki kötülükten arındırarak suç oranlarını düşürmeyi hedefler. Fakat ödül kazandığı gece kazandığı tek şey bir ödül değil, kötülüğün yok olamayacağını savunan Maenon isimli bir ısrarlı takipçidir. Adli Psikiyatrist Esin Taşkıran'ın mâhkûmlar üzerinde yürüttüğü araştırmada intiharlar baş gösterdiğinde medya bu intiharlardan Adli Psikiyatristi sorumlu tutar. Tüm kariyeri ve idealleri tehlikeye giren Esin, intiharların sebebini ve Maenon'la nasıl ilişkisi olduğunu bulmaya çalışırken kliniğe 'deli' raporu almak isteyen aklı oldukça başında bir adam gelir. Felsefi bir bilimkurgu olan bu kitapta, iyi-kötü, doğru-yanlış, etik-ahlak ikilimler eline alınarak insanlığın sınırları ve insan olmanın ne demek olduğu sorgulanırken, insanın yarattığı kimliklerin gerçek benliği üzerindeki etkilerine ve nihayetinde yalnızca bir insan olmanın yarattığı acizlik ve ilahilik üzerine alegoriler yapılır.
KIRMIZI GÜLLER ÇABUK SOLAR by ceyzabel
ceyzabel
  • WpView
    Reads 961,405
  • WpVote
    Votes 66,833
  • WpPart
    Parts 54
"Ve unutma Zümrüt; tüm çiçekler yavaş yavaş, kırmızı güller çabuk solar." *** 1980 yılının Mayıs ayında, Dilektaşı Mahallesi'ndeki aylardır boş olan daireye genç bir adam taşındı. Tek başınaydı, bir karısı veya çocukları yoktu. Kimseyle konuşmazdı ve soğuk çehresi, tenindeki yanığa benzer farklı renkte izleri, şüpheli hareketleri nedeniyle kimsenin de onunla konuşmaya niyeti pek yoktu. Mahalleli, bu suskun ve gizemli adamın dönemin şartlarını da göz önünde bulundurarak bir Amerikan ajanı olduğuna karar vermişti ve adama kendi aralarında 'Dilsiz Ajan' diye sesleniyorlardı. Zümrüt Ayten Özsoy ise henüz yirmisine yeni basmıştı. Altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuydu. Hayat hakkında bilgisi bu aileyle ve bu mahalleyle sınırlıydı. Liseyi yarıda bırakmak zorunda kalmıştı, hayata en büyük kızgınlığı da buydu. Hayallerini baltalayan şey yoksulluk ve yoksulluğunun sebebi ise başlarındaki sorumsuz babalarıydı. Çoğunlukla bu kalabalık mahallenin cıvıltısında ömrünün çürüyeceğini ve ailesine rağmen yapayalnız öleceğini düşünürdü. Onun için hayat, ışıltılı bir oyun sahnesiydi ve bu sahne, akşam babası eve geldikten sonra perdelerini kapatarak karanlığa bürünürdü. Ve bir gün Dilsiz Ajan nihayet konuştu. Zümrüt Ayten Özsoy ise hayallerine çok yakın olduğunun henüz farkında değildi. (30.03.2021)
Eğer Olsaydı || Tamamlandı by ayseilhanli
ayseilhanli
  • WpView
    Reads 4,718
  • WpVote
    Votes 283
  • WpPart
    Parts 21
Annesini kanserden kaybeden Toygar, sevdiği kadının da kanser olduğunu öğrenir. İlayda, tıpkı annesi gibi tedavi olmak istemiyordur. Toygar onu ikna etmek için "Eğer Olsaydı" adında kitap yazmaya başlar. İlayda'yı tedaviye ikna edebilecek midir? •••••••••••••••••••••••••••••••• Toygar Mumcu İlayda Yiğit •••••••••••••••••••••••••••••••• Başlangıç Tarihi: 11.11.2024 Bitiş Tarihi: 19.04.2025
ÖLÜMÜN İZLERİ / GAMZEDE (Askıya Alındı) by veralyn
veralyn
  • WpView
    Reads 512
  • WpVote
    Votes 35
  • WpPart
    Parts 5
"Çok soğuk değil mi?" Dedi acıyla gülerken. "Sen kardan nefret edersin biliyorum ama..." Dudaklarını ısırdı. "Üşüyorsun." Üzerindeki ceketi çıkartıp Yaman'ın üzerine örttüğünde bir kere daha haykırdı acıyla. "Ne olursun ölmedim de, aç gözlerini yalvarırım!" Yoktu. Hiç ses yoktu, nefes almıyordu, kalbi atmıyordu. Her yer kan gölüne dönmüştü. Azra Yılmaz buz kesilen bedene son kez sarıldı, son kez kokusunu içine çekti. Gözlerini kapatıp derin bir nefes çekti içine. Kan kokuyordu artık... O adamı sevdiğinde 12 yaşındaydı, katili olduğunda ise 17... beş yıl yetmemiş miydi deli divane sevmeye? Zihninde beliren urgan ipiyle birlikte kalbi hızla çarpmaya başladı. "Ölmedin ki?" Dedi çocuk gibi. "Ben biliyorum, oyun oynuyorsun benimle... Ölmedin." Ölmüştü... Yaman Ölmüştü... 12 Şubat 2015, saat 00.32, sevdiği adamı kendi elleriyle öldürdü Azra Yılmaz ve ömür boyu o silahı kendi kafasına sıkmamış olmanın pişmanlığıyla yaşamak zorunda kaldı. Buna yaşamak denirse tabii... Bir urgan geçmiş boynuna, ölümle yaşam arasında değil... Ölümle Ölüm arasında. Dinle o zaman... Urganlar, zehirler ve geçmiş. Her şey bitti. Yazım: 02 | 10 | 2022 Yayımlama: 12 | 02 | 2026