zulfiyye2003's Reading List
48 stories
PENAH by whyena
whyena
  • WpView
    Reads 19,867
  • WpVote
    Votes 1,695
  • WpPart
    Parts 13
"Kaçabileceğini mi sandın?" Sesi bağırmıyordu. Bağırmasına gerek yoktu. Adamın sessizliği bile buyurgandı. Geniş omuzlarıyla önündeki dar bedeni duvara hapsetti. Aralarındaki mesafe nefes kadar kalmıştı. Kızın çenesi parmaklarının arasında tutsaktı; başını yukarı kaldırmaya mecbur bıraktı. "Senin bütün yollarını yok ettim," dedi ağır ağır. "Arkanı döndüğün her kapıyı kapattım. Adını fısıldayacak herkesi susturdum." Gözleri bir an bile gözlerinden ayrılmadı. "Dönüp bakabileceğin kimse kalmadı." Kızın kirpikleri titredi. Adam yüzünü biraz daha yaklaştırdı. "Benden başka." Bir an sustu. O suskunluk, tehditten daha keskindi. "Kaçtığın her yerin sonu yine bana çıkacak. Sığınmak istediğin her karanlık, benim gölgemden geçecek. Uyuyabileceğin tek yer..." Elini boynuna kaydırdı. Nabzını hissetti. Hızlı. Korkulu. "...Benim yanım." Kız başını hafifçe geri çekmeye çalıştı. "Bırak..." Bırakmadı. "Canım yanıyor..." Adamın çenesindeki kas gerildi ama geri adım atmadı. Çünkü o acımayı bilmiyordu. Çünkü o kaybetmeyi bilmiyordu. Çünkü o, bir şeyi isterse alırdı. Ve o kızı istiyordu. Onun korkusunu, nefesini, gözlerinin içindeki o kırılgan ışığı... Hepsini. Dünyayı yakmaya razı olacak kadar. Belki de çoktan yakmıştı. ⚠️ Bu kitap 'Dark Romance' kategorisinde bir kitaptır. İçeriğinde sağlıksız ilişkiler, psikolojik ve fiziksel şiddet, cinsel içerik, takıntılı davranışlar, argo ve küfürlü dil, suç odaklı oluşumlar ve karanlık politik entrikalar yer almaktadır. Anlatılan ilişki dinamikleri gerçek hayatta ideal ya da sağlıklı davranışlar değildir. Bu bir kurgu eseridir; karakterlerin eylemleri yazar tarafından onaylandığı anlamına gelmez. +18 yaş ve üzeri içindir. Kitabı okumaya başlamadan önce içerik uyarılarını dikkate almanız önemle tavsiye edilir. Okuyucu sorumluluğu esast
Kırık Pençe İzleri by OzgeMeral
OzgeMeral
  • WpView
    Reads 323,366
  • WpVote
    Votes 17,712
  • WpPart
    Parts 33
Bana nazik yalanlar söyle Usulca kır kalbimi Pişmanlık kekremsi, kurak bir tat bırakır kursakta Kaybolursan diye ezberle bıraktığın izleri Düştüğümüz karanlıkta yaralarımdan tanı beni Eftalya Gürel; fazla kiloları, başarısız akademik kariyeri ve kötü sosyal ilişkileriyle başarı basamaklarını hızla çıkan dünyaca ünlü keman virtüözü kız kardeşinin aksine ailesinin ayrık otu olarak yaşamını sürdürmektedir. Yarı zamanlı çalıştığı gazetenin bünyesinde haber yapmak için gittiği özel bir davette farkında olmadan kötü kurdun inine girer. Ortadoğunun en tehlikeli tetikçilerinden birisi olan 'Kesik' hatasız çalışmasını öngörülemez tehditlerle titizlikle ilgilenmesine borçludur. Ancak avlamak için peşine düştüğü kızın fotoğraf makinesinde bir sonraki hedefinin resimlerini gördüğünde elindeki kuzunun sandığı kadar masum olmadığını anlar ve onu da sorgulamak için beraberinde götürür. "Beni öldürecek misin?" "Bugün değil." Derler ki; kaçtığımız her savaş bir gün suret kazanır ve en çekici kılıkta karşımıza çıkmaya başlarmış. Hem birbirlerine hem de dışarıda patlak vermek üzere olan savaşa karşı dururken Ofelya'nın ortadan kaybolmasıyla Eftalya kendini geri dönülemez bir şekilde bu karanlık dünyaya kötü kurdun elini tutarak girerken bulur. "Güzellik beyhudedir Eftalya. Ona nasıl baktığına, nasıl algıladığına göre değişir. Sendeyse başka bir şey var; aradığımın farkında bile olmadığım bir şey.." 'İfade edilmemiş duygular asla ölmez, sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekillerde tezahür ederler.'
MİSİLLEME by saniyesolak
saniyesolak
  • WpView
    Reads 33,417
  • WpVote
    Votes 3,665
  • WpPart
    Parts 27
Geçmişinden sıyrılamayanlar bir kafesin içinde yaşamaya mahkûmdur. Önemli olan o kafesi nasıl şekillendirdiğindir. Benimkinin parmaklıklarının her bir köşesine intikam yeminim kazınmıştı. Dün bir küçük kız çocuğuydum, bugün Yazgı Deha Yaman. Dün ölüydüm, bugün azrail... Dün katildim, bugün yine katilim... Dün kendim için öldürüyordum, bugün 'onun' için... O... Hayatı bana emanet edilen adam.. O... Canım pahasına canını korumak için çabalarken canım olan adam... ~~~~~ "Seninle öyle bir denize dalar mıyım sanıyorsun?" diye sordum çattığım kaşlarımla. Burnundan sert bir soluk dökülürken "Başkasıyla daldığın için mi?" diye sordu. Gözlerinde şimdi alev alev bir yangın başlamıştı. "Sana beyaz gül verecek kadar aptal olan orospu çocuğu her kimse artık!" "Hayır Altuğlu..." dedim gözlerinin içine baka baka. "Senden nefret ettiğim için." "Onu geç." dedi Aras sözlerimden zerre etkilenmeden. Kanla kaplı yüzüne rağmen dudaklarının kenarında o kıvrım varlığını koruyordu. "O kısmı geçeli çok oldu biz. Benden nefret etmiyorsun, artık değil." "Sen öyle san!" "Bu bir sanrı değil Malen'kaya Devochka... Gözlerin seni ele veriyor. Artık benden nefret etmiyorsun." Bunu sanki gurur duyduğu bir şeymiş gibi söylemişti. Elimi yeniden çekmeye çalıştığımda yine bana izin vermedi. Aksine daha sıkı tutarken bakışları elime düştü ve eklemlerimin üzerini gördü. "Elin..." dedi fısıldar gibi. "Canını yakmışsın..." Sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı ve kanlı dudaklarını kanlı elimin üstüne bastırdı. Ağzım açık kalırken "Bana zarar vermeye çalışırken..." diye fısıldadı tenime doğru. "Kendini incitme. Öfke sana çok yakışıyor ama sen gülünce güller açıyor Belaya Roza..."
Ruh Cinayetleri by calayss
calayss
  • WpView
    Reads 356,157
  • WpVote
    Votes 24,991
  • WpPart
    Parts 42
"İğrenç bir adamsın sen..." dedim elim hala ağzımdayken. Boğuk çıkan sesim onu yalnızca gülümsetti. Mezarlığın içine doğru adım attığında boynuna daha sıkı sarıldım. Her mezara tiksinircesine baktı ama onun iğrenme sebebi bugünde değil, geçmişteydi. Her birine büyük bir öfke, çokça da tiksintiyle baktı. "Tam şu an, iğrenç bir adamım." Birkaç adım daha attığında mezarlığın tam ortasındaki ağacın gövdesine sırtımın yaslandığını hissettim. Kucağında olmama rağmen başımı kaldırarak ona bakarken yutkundu ve gözümün önüne gelen saçımı geriye doğru itti tüm bu mezarlığı inşa eden acımasız, iğrenç adam o değilmiş gibi, nazikçe. "Gör. Konu sana değen tek nefes olunca nasıl delirdiğimi gör."
Balın by Floressloraa
Floressloraa
  • WpView
    Reads 69,202
  • WpVote
    Votes 4,780
  • WpPart
    Parts 8
•Abilerim ve gerçek ailem kurgusudur iyi okumalarrr ................................. Minicik bir yürek, koca bir adamın bedenini doldurmaya yeter miydi? ................................... Floressloraa'nın kaleminden
İkinci şans by sonumoll_ball
sonumoll_ball
  • WpView
    Reads 40,550
  • WpVote
    Votes 2,980
  • WpPart
    Parts 23
16 yaşında hayatı boyunca oradan oraya savrulan Ahu'nun bir oğlan çocuğu yerine kendi canını feda etmesi sonucunda ona verilen ikinci şans. Peki ahu bu ikinci şansta mutlu olabilecek midir? Yeni hayatına ve abilerine alışabilecek mi? Gelin birlikte okuyalım. -reenkarnasyon-
TAKINTI by suheda_zsy
suheda_zsy
  • WpView
    Reads 3,831,083
  • WpVote
    Votes 143,134
  • WpPart
    Parts 81
Ona hiç sarılamamıştım mesela. Hiç elini tutamamıştım. Hiç öpememiştim. Hiç koklayamamıştım. Hiç sevdiğimi söyleyememiştim. Hiç dokunamamıştım. Hiç beraber uyuyamamıştık. Hiç saçlarıyla oynayamamıştım. Hiç dizlerine yatamamıştım. Hiç özlediğimi söyleyememiştim. Hiç, hiç bu kadar değersiz hissetmediğimi anlatamamıştım. Bu kadar hiçin arasında, her şeyim olmayı nasıl beceriyordu? Çünkü bir gülüşü yetiyordu bana. Sayılı sayıda görsem de, yetiyordu. Kıvrılan dudakları hiçliğe meydan okuyup, her şey hâlâ benim elimde, diyordu adeta. 'İstersem bütün hiçliği, çivileri ile beraber tabanından söküp, yerine istediklerimi dikebilirim. Hiçi hep, zerreyi zirve yapabilirim. Her şey hâlâ benim elimde.' Umut var, sadece biraz naza çekiyor kendini. Tutarsam bırakmayacağımı, benim onu dibine kadar harcayacağımı ve ortalığın tozunu attıracağımızı biliyor. Hâliyle gelmiyor. Çünkü küçücük bir umut ile bütün dünyayı karşıma alacağımı bilen herkes gibi, o da korkması gerektiğini biliyor.
AZE by kelebekleroldu1
kelebekleroldu1
  • WpView
    Reads 778,224
  • WpVote
    Votes 45,741
  • WpPart
    Parts 41
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.