asena_42135 adlı kullanıcının Okuma Listesi
48 stories
Ateşe Adanmış Ruhlar  by monasizim
monasizim
  • WpView
    Reads 105,635
  • WpVote
    Votes 9,383
  • WpPart
    Parts 24
Bazı sırlar vardır. Öğrenildiği anda insanı değiştirir. Ve bazı yaşanmışlıklar vardır. Akıl unutsa da yürek hiç durmadan hatırlatır. Aypare Ulusoy, ona ait olmayan bir dünyanın içinde boğulduğunda, yüreğine saplanan o sızıyla gerçekleri bulmaya çalışıyordu. Fakat her gerçek, onu benliğinden bir adım daha uzaklaştırıyordu. Gördüğü rüyalar artık rüya değildi. Duyduğu fısıltılar, dudaklarından dökülemeyecek kadar karanlıktı. Bir boşluğun hissizliğinde debelenirken, yalanların içinde rast geldiği tek bir doğruya tutundu: Alas Sipahi. Ateşe hükmeden ama yüreğine söz geçiremeyen o duygusuz hükümran... Yenilmez denilen o kalbin, tek bir ışık uğruna diz çökmesiyle tüm dengeler altüst olmuş; düzene çizilen sınırlar çoktan silinmişti. İntikam ve öfke aşkla harmanlandığında bu bir sonun değil, başlangıcın kehanetiydi. Yüzyıllardır saklı bu kehanet, kana bulanmış eller arasında fısıltı gibi yayılırken, kapana hapsolan gölgeler tek bir şeyi mırıldanacaktı: Kalp unutmazdı. Ve aşk alevlendiğinde, bazı ruhlar kül olmadan kavuşamazdı. ....
SARKAÇ(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 18,590,423
  • WpVote
    Votes 691,484
  • WpPart
    Parts 36
"Delilerin sevdası hoyrat bir fırtına gibidir. Günün başında seni sarsan fırtına, gecenin şafağında ılık bir esintiye dönüşüp kaburgalarının arasına sokulur." Saka ve Sanrı'da tanıdığımız Gurur ve Farah'ın hikayesi. SVS'den bağımsız bir kurgu olduğu için Sarkaç'a başlamak için önce Saka ve Sanrı'yı okumanıza gerek yoktur.
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 38,924,136
  • WpVote
    Votes 1,680,208
  • WpPart
    Parts 67
"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Bige Saka bunun mümkün olduğunu sanmıyordu. İlk görüşte aşktı onunkisi, bu yüzden âşık olması ve duygularına yenik düşüp evlenmesi çok hızlı olmuştu. Evlendiği gün sevgilisinin bir dolandırıcı olduğunu öğrenmişti. Üstelik zaten evliydi ve başka bir adamın adını, soyadını, kimliğini hatta gerçeğinden ayırt edilemeyecek imzasını kullanarak Bige'yi evlendiklerine inandırmaya çalışmıştı. Son ana kadar Bige bu gerçeği görememişti. Peki, nikâh cüzdanında adı geçen gerçek Karun Kalender kimdi? Evlendiğinden haberi var mıydı? Böyle bir durumda nikâh geçersiz sayılırdı değil mi? "Ne demek nikâh geçerli?" Şaşkına dönmüş bir halde avukata bakıyordum. Benden haberi bile olmayan bir adamın karısı olduğumu mu savunuyordu? "Üzgünüm Bige Hanım," dediğinde olağan bir şeyden bahseder gibi sakindi. "Nikâh memuruna kadar her şey gerçek. Eski sevgiliniz Serhat Bey ile o masaya oturduğunuzu doğrulayacak hiç görgü tanığınız yok. Bu nikâhın başka bir adamın kimliğini kullanarak kıyıldığına dair hiçbir kanıtınız yok. Böyle bir durumda yapılacak en mantıklı şey Karun Bey'i bulmak ve ona olanları anlatıp boşanma evraklarını imzalatmak." Bu adam ne dediğinin farkında mı? Bahsi geçen adamın benden haberi bile yoktu. Karşısına geçip ona ne diyeceğim? Senin ruhun bile duymadan evlendik hadi şimdi de boşanalım mı? Bu koskoca bir saçmalıktı!
HÜZNÜN GEMİSİ by FeelStone
FeelStone
  • WpView
    Reads 5,734
  • WpVote
    Votes 479
  • WpPart
    Parts 6
"Ben değil seninle evlenmek, aynı havayı bile solumam be!" Adam, karşısında durmuş, kendinden kısa olduğu halde üstten cesurca bakan kadının, uçurumun dibini andıran koyu gözlerine baktı. Karadeniz'in hırçın sularını andıran mavi gözlerini, kendini boğmak ister gibi bakan, her baktığında kendini bir uçurumun ucunda sallanıyormuş gibi hissettiği gözlerde gezdirdi. "Ben de sana meraklı değilim herhalde. Bir çözüm bulacağım. İki de bir kapıma gelip bana bağırma." Alkan, bunu söylerken her zamankinin aksine sakindi. Kadın ne kadar öfkeli olursa olsun hiç kimseye nefretle bakmadığını fark etmişti adam. Acaba bu zamana kadar kimseye sevgiyle baktı mı diye düşündü adam. Bu yersiz düşüncesi kaşlarını çatmasına neden olduğunda Hazan'ın da kaşlarını çatılmıştı. "O zaman annene söyle beni sıkıştırıp durmasın! Ben evlenmeyeceğim! Evlensem bile bu kişinin sen olmayacağı kesin!" Hazan, hayatında sinirlenmediği kadar sinirlendiğini hissediyordu. Sadece bir hafta önce kendini görmezden gelen bu adamla evliliği düşünecek kadar delirmemişti daha. Alkan'ın kaşları alayla havaya kalktığında Hazan, gücünün yeteceğini bilse karşısında ki adamı dövebileceğini düşündü. "Ha ben kabul ettim, senin etmen kaldı." "Kendini beğenmişin tekisin! Seninle evlenmek için zırdeli olmak lazım." Hazan, Alkan'ın karşısında kaldıkça sinirden renk değiştirdiğini bildiğinden son sözünü söyleyip, baktıkça boğulduğunu hissettiği mavi gözlere son kez bakıp arkasını dönüp hızla evine doğru yürüdü. "Arkasından ona bakan Alkan kendi kendine, "Zırdeli," dedi. "Büyük konuşuyorsun." İki inatçı delinin, birbirlerinde boğulmaktan korktukları gözlerde ve Karadeniz'in hırçın sularının taşıdığı Hüznün Gemisi'nde geçen büyük bir sevda hikayesi.
GÖÇMEN KIZI by rivavay
rivavay
  • WpView
    Reads 6,746
  • WpVote
    Votes 238
  • WpPart
    Parts 4
☸️☸️☸️ Karadeniz, adının ağırlığını taşıyordu; siyah ve kudretli. Dalgaları, öfkesini kayalara hesap sorar gibi hırçındı. İçinde tutamadıklarıyla birlikte dışında da savurarak geri topluyor ve içe doğru çekiyordu. Geride bıraktığı göçük, kırılmış ve yıpranmış sessiz bir iz gibi yere tutunuyordu. Ben o göçükte, hayatta kalmaya çalışan son kum tanesiydim. Yaşamla ölüm arasındaki o dar geçitte sıkışıp kalmıştım. Unuttuğum ne varsa hatırladıklarımdan daha ağır bir şekilde üzerime koca bir dalga gibi gelecekti. Bunu ne şimdi savaşırken ne de yaşarken anlayabildim; ben bunu kudretli dalgaların arasında boğulurken anladım. Boğulduğum kara sularda hiç ummadığım bir anda bir el kıyıya doğru çekti beni. Ve ben, o ele tutunarak kalmayı değil, o ele bağlanarak var olmayı seçtim. Karadeniz'in göğsünde sakladığı sırlarla örülü, acı, hayatta kalma ve yeniden doğma üzerine olan bir hikâye. ☸️☸️☸️ ❝Senin gücün Göçmen Kızı, sesinle değil sessizliğinle titretir dünyayı; zira bazı kadınlar bağırmadan da devrim yapar. Ve sen susarak bastığın toprağa, boğulduğun denizlere, yandığın ateşlere ve tüm bu dünyaya adını öfkeyle kazıdın.❞ ☸️☸️☸️ (+18) Bu hikâyede yetişkin unsurlar bulunmaktadır, ona göre okunması önemle duyurulur.
Avukat bey! -Texting ✔️ by nigdenindelisi
nigdenindelisi
  • WpView
    Reads 3,599,911
  • WpVote
    Votes 236,784
  • WpPart
    Parts 53
Tamamlandı Siz: Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana Siz: İmkansız olduğun için aşığım sana. KelAsker(!): Yanlış numaraya yazdınız. Siz: Sus! Yanlış falan değil! KelAsker(!): Tövbe estağfurullah. Hayatımı düzene koyacağım diyorum, karşıma çıkan tiplere bak. Siz: Belki hayatını düzene koyamam ama KelAsker(!): Sakın devamını getirme! Siz: Ya yanlış anlama kişisel bir soru falan değil bu ama askeriyede telefon yasak değil mi? KelAsker(!): Bana yasak değil. Siz: Niye sen; Siz: Görüntü*
KARA MURAT | KARADENİZ SERİSİ (+18) by bu_yazar
bu_yazar
  • WpView
    Reads 2,744,370
  • WpVote
    Votes 70,414
  • WpPart
    Parts 42
Mahallenin yaptığı yardımları ile dilinden düşmeyen, bütün kızların deli divane olup peşinden koştuğu, ağırbaşlı, yardımsever ve bir o kadar da sert bir ağır abisi ile evlendiğinizi düşünün... Murat Karasu. Namı değer "Kara Murat" ile tanışmaya ne dersiniz? Uyarı: Bu kurgu tamamen bana aittir! Cinsellik, şiddet ve bağımsız öğeler içermektedir! Reşit olmayanların okumasını tavsiye etmiyorum.
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 7,927,567
  • WpVote
    Votes 195,457
  • WpPart
    Parts 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
Albayın kızı (Gerçek Aile)  by sadece_yazmakistiyen
sadece_yazmakistiyen
  • WpView
    Reads 182,708
  • WpVote
    Votes 7,906
  • WpPart
    Parts 40
Mihra, hayatını yalnızca annesiyle geçirmiş genç bir kızdır. Babasını hiç tanımadan büyümüş, annesinin sevgisiyle ayakta kalmıştır. Ancak annesinin ani ölümü, Mihra'nın sesini elinde almıtı. Onun için artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Annesinin eşyalarını toplarken, Mihra bir mektup bulur. Bu mektup, ölümünden önce annesi tarafından yazılmıştır ve Mihra'dan tek bir şey ister: Bir askeri bulup bu mektubu ona vermesi. Mihra, annesinin son isteğini yerine getirmek için yola çıkar. Uzun arayışlardan sonra bahsedilen kişiyi bulur: sert bakışlı, disiplinli bir albay. Ancak Mihra, bu adamın kendi babası olduğundan habersizdir. BABASI MEKTUP ALIRKEN NE HİS ETİ. Mektubu uzattığında her şey değişir. Albay mektubu okudukça yüzü gerilir, sesi yükselir, öfkesi kontrol edilemez bir hâl alır. Odadaki hava bir anda ağırlaşır. Mihra ne olduğunu anlamaz; sadece korkar. Annesinin ne yazdığını bilmeden, bir sırrın ortasında kalakalır. Mektubun son satırlarına gelindiğinde albayın dünyası da sarsılır. Yıllardır saklanan gerçek, tek bir kâğıt parçasıyla ortaya çıkmıştır. Onun bir kızı nasıl olurdu ? Yıllar sonra bana gelen dilsiz bir kızım mı vardı?! Ve Mihra, o an hayatının en büyük gerçeğiyle yüzleşmek üzeredir: Karşısındaki adam... onun babasıdır. Ama bunu çok geç öğrenir.