Kesinlikle okunacaklar
32 cerita
 Kafesteki Anka oleh noaz55
noaz55
  • WpView
    Membaca 84
  • WpVote
    Vote 33
  • WpPart
    Bab 3
"Hünkarın en kıymetli sırrı, kulun en büyük imtihanıydı." ​İstanbul'un surları henüz taze bir zaferin gururuyla yükselirken, Saray-ı Atîk'in (Eski Saray) soğuk taş duvarları arasında sessiz bir fırtına kopuyordu. O, Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in on üç yaşında kucağına aldığı, validesinin adını ve asaletini bahşettiği göz bebeğiydi: Hüma Sultan. Adı gibi göklerde süzülmesi gerekirken, babasının sonsuz şefkatiyle örülmüş altın bir kafese hapsolmuştu. Ama Hüma, sadece bir sultan kızı değil; babasının keskin zekasını ve mağrur iradesini taşıyan bir Anka'ydı. ​Onun kafesinin anahtarı ise, padişahın gölgesi, sırdaşı ve sarsılmaz kılıcı olan Yiğit Bey'in ellerindeydi. ​Has Oda Başı Yiğit Bey için sadakat, aldığı nefesten daha kutsaldı. Padişahın mahremini korumakla görevliyken, o mahremin en nadide parçasına gönül düşürmek ise kellesini cellada kendi elleriyle teslim etmek demekti. Bir yanda efendisine olan sarsılmaz bağlılığı, diğer yanda kalbinde kor gibi yanan o yasak sevda... ​Hüma Sultan, bir gün o kafesin kapısını araladığında; Yiğit Bey ya onun kanatları olacaktı ya da bu büyük imparatorluğun görkemi içinde ikisi de küle dönecekti. ​"Sultanın emaneti, Yiğit'in kıyameti olacaktı."
Köklerin Sessizliği oleh noaz55
noaz55
  • WpView
    Membaca 30
  • WpVote
    Vote 11
  • WpPart
    Bab 2
"Bazı kökler toprağa değil, geçmişin kanlı izlerine tutunur." ​On yedi yaşındaki Lavinya için hayat, gri bir gökyüzünün altında, yabancı bir ailenin soğuk sofrasında geçen bir sessizlikten ibaretti. Aidiyet hissini hiç tatmamış, kendi yansımasına bile yabancılaşmış bir genç kız... Ama bir gece, damarlarında uyanan o yakıcı güç, dünyadaki tüm sahte bağları kopardı. ​Öfkesi elementleri büktüğünde ve açılan bir portal onu asıl evine savurduğunda, dünya asırlık uykusundan uyandı. Kara ağaçlar çiçek açtı, güneş bin yıllık matemini dağıttı. Çünkü Kayıp Varis, Helana geri dönmüştü. ​Ancak bu dönüş bir kurtuluş değil, yeni bir savaşın başlangıcıydı. Helana, geçmişini bir sis perdesinin arkasında bırakmış, kim olduğunu ve bu yıkıcı gücü nasıl dizginleyeceğini unutmuştu. Şimdi sarayın altın kafesinde, hem kendini hem de etrafındaki dünyayı küle çevirmemek için savaşmak zorunda. ​Çünkü bu diyarda tek bir gerçek var: Kontrol edilemeyen her güç, sahibine ölümü getirir. ​Hafızası bir labirent, güçleri bir cellat... Helana, kendi içindeki fırtınayı dindiremezse, canlandırdığı o dünya ellerinde yeniden solacak. ​Köklerin sessizliği bozuluyor. Peki, sen bu uyanışın bedelini ödemeye hazır mısın?
SIRLAR VE ARZULAR oleh topprakyagmura
topprakyagmura
  • WpView
    Membaca 2,318
  • WpVote
    Vote 1,269
  • WpPart
    Bab 18
Bir yanda köklü sırlar, diğer yanda dizginlenemeyen arzular... Siyah ve beyaz birbirine karıştığında geriye sadece gri bir yıkım kalacak... Hayatı sadece babasının gölgesinden ibaret olan bir mafya kızı: Nur Sâye Kozan. İsmi gibi ışıkla gölge arasında sıkışmış.. Diğer tarafta adalet için çarpışan bir adam: Rivan Akay. Tek amacı Nur Sâye'nin ait olduğu dünyayı yerle bir etmek. Peki yıkmak için geldiği o dünyanın kızı, kalbinin tek sığınağı olursa? Zıt kutuplar birbirini çeker ama bazen bu çekim her iki tarafı da kül eder.
KAYIP RUHLAR oleh wishperr
wishperr
  • WpView
    Membaca 1,832
  • WpVote
    Vote 872
  • WpPart
    Bab 11
"Sevgiyle büyütülmemiş çocukların kalpleri yumrukları kadar değil, hayalleri kadar olurdu." Bazı çocuklar unutmayı öğrenir. Bazıları ise hatırlamak zorunda bırakılır. Derin Özer, unutturulmuş bir hayatın hayatta kalan yansımasıydı. Geçmiş, onun için hatırlayamadığı kesik bir sayfaydı. Çocukluğu ise başkalarının anlattığı, kendisine ait olmayan bir hikâye. Ve bazıları, başkalarının unuttuğu her şeyi hatırlamak zorunda kalanlardandı. Ares Alaca... Unutmanın mümkün olmadığı bir hafızayla, Derin'in hatırlamadığı her yansımanın zıttında kalan güçtü. Hatırlamayı lanet olarak bilse de unutmamayı güç olarak kullanandı. Kayıp Ruhlar, insan zihninin susturulan yerlerinde dolaşan, hatırlamanın bir lütuf mu yoksa ceza mı olduğunu sorgulatan bir gerçek. İçerik Uyarısı❗️ Bu kitap; • Küfür ve argo dil • Şiddet ve karanlık sahneler • Yetişkin temaları içermektedir. 18+ okuyucu kitlesi için yazılmıştır. Hassasiyeti olan okuyucuların bunu dikkate alması önerilir. Tüm hakları saklıdır❗️ Çalınma, kopyalanma vb. durumlarda yasal işlem başlatılacaktır!
İNTİKAM oleh platonik
platonik
  • WpView
    Membaca 1,240
  • WpVote
    Vote 816
  • WpPart
    Bab 11
Bazen intikam aşka dönüşür ve en tehlikeli aşk nefretle başlayan aşk olur!
Kader Ve Zamanın Oyunu oleh noaz55
noaz55
  • WpView
    Membaca 1,201
  • WpVote
    Vote 510
  • WpPart
    Bab 14
Katil zanlısının avukatı, maktulün ablası olursa; adalet kimin tarafını tutar? ​Yazgı Yaman, İstanbul'un en dişli avukatlarından biriydi. Ta ki o Beykoz cinayetinin dosyası masasına gelene kadar. Katil zanlısı Efe'yi savunması için onu seçen kişi, şehrin en dürüst Savcısı Ediz'di. ​Oysa bir gerçek vardı; her ikisinin de bilmediği, her ikisinin de ruhunu ateşe verecek bir gerçek... O gecenin tek kurbanı Çiçek değildi. Vicdan ve kan arasında kalan iki yürek, hukukun soğuk koridorlarında birbirine çarptığında yer yerinden oynayacaktı. ​"Özür dilerim Yazgı... Kardeşimin bulaştığı için, kardeşini kaybettiğin için özür dilerim." ​Burası İstanbul. Burada adalet bazen bir cübbede, bazen bir mezar taşında, bazen de bir ağacın ardına gizlenmiş o sessiz gözyaşlarında saklıdır
Katman :1451( Düzenleniyor)  oleh noaz55
noaz55
  • WpView
    Membaca 34,230
  • WpVote
    Vote 4,015
  • WpPart
    Bab 62
​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.