vevelya_15
- Reads 4,258
- Votes 1,314
- Parts 26
Bir çocuk düşünün. Elleri kanlı, gözleri yaşlı ve kalbi karanlık. Bir çocuk düşünün. Annesinin sevmediği, terk ettiği ve onu annesizlik ile yapayalnız bıraktığı. Zamanla büyümüşler bu çocuklar, çevreleri, kendilerine ait dünyaları değişmiş. Ama o çocukların kalplerindeki karanlık ve yalnızlık hep oradaymış. Sonra çıkıvermişler birbirlerinin hayatlarına ve birden bire merkezleri olmuşlar o hayatların. Kız neşesi, gülüşü ile yıkmış o büyük duvarları. Adamsa bakışları ile iyileştirmiş o yalnız ve sevgisiz kalbi.
Fakat bir sorun varmış. Kız başta nefret ediyormuş adamdan. Sevmiyormuş adamı. Nedenini ise adam yıllar önce kendi elleri ile yaratmıştı. Ama adam durur mu? O da nefret etmeye çalışmış kızdan. Kötü davranmış ona. Kızın nefretini daha da körüklemeye çalışmış. Kız sevmesin istemiş onu, o da sevmemek istemiş kızı. Kız da aynı şekilde. Adamı istememiş, daha doğrusu nefretinin tükenmesini istememiş. Eğer tükenirse o nefret, geriye sadece çiğnenmiş sözler kalırdı. Lakin işler umdukları gibi ilerlememiş.
Diller susmuş, boyalar konuşmuş bu hikayede. Her fırça darbesi bir anlatış şekli, her resim eseri ise bir kurtuluş olmuş onlar için. Böyle kurtulmuşlar içlerindeki karanlık ve yalnızlıktan. Sanatla. Peki sen kurtulmak ister misin?
---
"Hıh, sana senden nefret ettiğimi söylemiş miydim hiç?"
"Hayır."
"O zaman bunu benden duy." dedim ve yüzüne yaklaştım. "Senden nefret ediyorum."
"Güzel." diyerek tekrardan kulağıma yaklaştı. "Eğer duygularımızın karşılıklı olmasını istemiyorsan o güzel çeneni kapalı tut." Sabır dilercesine nefesimi içime çektim. Bu adam gerçekten sabrımı zorluyordu.
---
Yayın tarihi : 09. 09. 2024