Favorilerim
5 historias
We Fell in Love in October •boyxboy por goandcrylittlegirl
goandcrylittlegirl
  • WpView
    LECTURAS 1,423
  • WpVote
    Votos 177
  • WpPart
    Partes 5
Blaine, bir gün okulun bahçesinde arkadaşları ile basketbol oynarken, bankta yanlız başına oturmuş çocuğu görür. Gözlerindeki kırgılığı gören ilk kişi olduğundan habersiz, derin bir aşka çekilmeye başlar.
another time [bxb] •dylmas [Tamamlandı] por goandcrylittlegirl
goandcrylittlegirl
  • WpView
    LECTURAS 55,550
  • WpVote
    Votos 5,311
  • WpPart
    Partes 62
"Başka bir zamanda yine seni seveceğim Thomas, Başka bir zamanda tekrar buluşacak gözlerimiz..."
killer in my bed •[bxb] por goandcrylittlegirl
goandcrylittlegirl
  • WpView
    LECTURAS 283,194
  • WpVote
    Votos 18,441
  • WpPart
    Partes 112
Karanlık ve sırlarla dolu bir hayatı olan Dylan, hayatına almak zorunda kaldığı avukata daha önce hiç hissetmediği şeyler hissetmeye başlar.
The Flower on The Cemetery // Gryffindor por BelieveAndBeHappy
BelieveAndBeHappy
  • WpView
    LECTURAS 39,383
  • WpVote
    Votos 4,208
  • WpPart
    Partes 52
"Yapamam," dedim gittikçe daha da ağırlaşan nefesimi düzenlemeye çalışırken. Panik bedenime hakim olmaya başlıyor, kontrolümü kaybediyordum. "Kim olduğu umurumda değil. Kimseyi öldüremem." Omuzlarımın üstüne kapanan eller bana hayatım boyunca hissetmediğim bir ağırlığı tattırdı. Uzun tırnakları tenimin üstündeydiler. "Yapmak zorundasın. İstediğin bu değil mi? Zafer? Güç? Liderlik?" Önüme bırakılan fotoğraftaki çocuğa tekrar baktım. Açık kumral saçları alnına doğru düşerken gülümsemesi onu tanımayan bir umutsuzu dahi rahatsız edecek kadar geniş ve mutluluk saçan cinstendi. Fısıltı kulaklarımda gidip gelirken soğuk odanın içindeki hava kendi kendini yiyordu sanki benim nefes almamam engellemek için. "O daha... çocuk." "Sen de öylesin. Ancak bazı fedakarlıklar yapılması gerekir. Güçlü olmak mı istiyorsun, korkak mı?"
The Poison of Innocence // Hufflepuff+Slytherin por BelieveAndBeHappy
BelieveAndBeHappy
  • WpView
    LECTURAS 51,770
  • WpVote
    Votos 6,673
  • WpPart
    Partes 40
"Biliyor musun Roma, bence sen iyi birisin." Roma bana bakmıyordu. Yeşil gözleri çeşmenin ucunda, suyu usul usul içen karganın üstündeydi. Boynunu hafifçe eğmişti. Buna rağmen belli belirsiz bir gülümsemenin, benden gizlenmeye çalışarak ortaya çıkmaya çalıştığını gördüm. "Ya?" Beni her zamanki gibi çok ciddiye almadan alaycı bir ifadeyle yanıtladı. Şaşırmamıştım fakat pes edecek de değildim. Biraz daha ona yaklaştım. Bunu beklemediğini çok nadir yakaladığım şaşkın, ne yapacağını bilemeyen bakışlarının arasında anladım. Ne zaman ona yaklaşsam bedenim beni ondan uzaklaştırmak istiyordu sanki. Vücut ısım düşüyor, ellerim titriyor, tenimi yakacağını bile bile bir alev topuna yaklaşıyormuşum gibi hissediyordum. Fakat yine de durmadım. Çeşmeyle arasına girdim. Gözlerinin içine korkmadan baktım. Ondan korktuğum falan da yoktu zaten. Yalnızca bana hissettirdiklerinden çekinmiştim bunca zaman. Sert yüz hatları gerildi. Şakağının altında, çenesinin yanındaki kemik oynayıp dururken iri gözleri yüzümde geziniyordu. "Ciddiyim. Kötü biri olduğunu düşünmüyorum." Hiçbir şey söylemeden beni izlemeye devam etti. Kalbim gümbür gümbür atarken ondan uzaklaşmamak için çok büyük bir çaba harcıyordum. Roma Vergilius'un karşısında böyle dimdik durmak benim için bir meydan okumadan başka bir şey olamazdı bir süre önce. "İnsanlar senin benden korkacağını bekler," dedi. "Çekineceğini, geri duracağını, yaklaşmayacağını." "Korkmuyorum," dedim kendimden bu kadar emin olmama ben bile şaşırırken. Başını salladı. Kalın kaşlarının arasına küllü, mat, kahve rengindeki bir tutam saç düştü. Yutkununca etrafta yağan kar tanelerinin kristalleri bile onun bu sesinde yankı yaptı sanki. Gözlerini benden uzun parmaklarına çevirdi. "Biliyorum. Ama sen beni korkutuyorsun."