elif_aksu1
- Reads 1,690
- Votes 133
- Parts 8
Ruh, bedendeki her eksikliği bir sızıyla değil, daha gür bir yankıyla doldurur. Biz, yarım kalmış bir şarkının birbirini tamamlayan kayıp notalarıyız. Rezonansımız, kusurlarımızdan değil; o kusurların içinde bulduğumuz ortak ritimden doğar....Çünkü bizler, aynı yangından kurtulup farklı uçurumlara savrulmuş iki enkazın düğümüyüz. Ruhlarımızdaki her çatlak, birbirimizin sesini duyabilmemiz için açılmış gizli birer kapıydı.O kapıdan içeri adım attık ve tek bir yola saptık: Ya sevecektik ya da bu savaşın ortasında ölecektik Çünkü biz, birbirimizin yaralarına dikiş atan değil; o yaraların içinde nefes almayı öğrenen iki kayıp ruhtuk."
Bir celladın kanlı elleri, bir şifacının notalarına 'yanlışlıkla' değdiğinde, İstanbul'un pusu altında sadece bir aşk değil, bir devrim başladı., kanla mühürlenmiş bir cellat eli, bir şifacının titreyen notalarına dokunduğunda başlayan şey basit bir aşk değil, bir ruh ihtilaliydi. Zira sadece en derin yerinden çatlamış olanlar, o sağır edici karanlıkta birbirinin sessiz fısıltısını seçebilirdi.
Ona derman olmaya çalışmak, kor bir ateşi çıplak avuçlarla dindirmeyi dilemekti; her dokunuş biraz daha yanmak, her nefes biraz daha kavrulmaktı. Ama Atlas... O, bu cehennemin tam ortasında buharlaşmayı reddeden tek masumiyet damlası, bu devasa yangının ortasındaki tek temiz suydu.