Burda okuduklarım 💕
20 stories
DEMİR ZAMBAK por Loresimaa__
Loresimaa__
  • WpView
    LECTURAS 22,827
  • WpVote
    Votos 5,107
  • WpPart
    Partes 1
"Zambaklar en ıssız yerlerde açar, Ve vardır her vahşi çiçekte gurur... ⚜️🦅 Kapak tasarım; publlisherr ❤️
Sorgular ve Cevaplar por veylith_
veylith_
  • WpView
    LECTURAS 9,394
  • WpVote
    Votos 811
  • WpPart
    Partes 13
Gerçek ailem ve askeri kurguyu birlikte yazdım, umarım beğenirsiz. İyi okumalarr.
KARLAV por Ebru_Yeol
Ebru_Yeol
  • WpView
    LECTURAS 22,805
  • WpVote
    Votos 707
  • WpPart
    Partes 26
Lavin, uğradığı ihaneti karşılıksız bırakmamak için karanlık bir dünyada 𝐊𝐀𝐑𝐀 𝐊𝐀𝐑𝐆𝐀 olarak yükselişe girdi. Tüm acımasız liderlere ismini diz çöktürerek bir diken değil, 𝐊𝐀𝐑𝐀𝐃𝐔𝐌𝐀𝐍 olduğunu duyurdu. Polis memuru olması ise bu tavırlarına zıt kutup oluyordu. ​𝐃𝐔𝐌𝐀𝐍, onun hem kefareti hem de alnına yazılmış kaderiydi. Lavin, yeminini mi yoksa Duman'ın vaadini mi seçecekti? Lavin kara karga mı olacaktı, yoksa karlav mı? 𝟏𝟖+ 𝐈̇𝐂̧𝐄𝐑𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑 𝐌𝐄𝐕𝐂𝐔𝐓𝐓𝐔𝐑. ​
SAYE  por misseloli1
misseloli1
  • WpView
    LECTURAS 3,304
  • WpVote
    Votos 289
  • WpPart
    Partes 14
"Bazen sevmek, vazgeçmektir." Neva Karayel, sıradan bir hemşiredir. Ta ki, hayatı Ağrı Dağı'nın eteklerindeki bir askeri karargahta değişene kadar. İki yıl önce, komando Yüzbaşı Arhan Soyer'i tedavi etmiş ve ona aşık olmuştur. Ancak Arhan, tehlikeli hayatını Neva'nın masumiyetine bulaştırmak istemediği için onu reddetmiştir. Neva'nın Albay dedesi Cevdet Karayel, torununun içindeki kırgınlığı ve yalnızlığı görmüştür. Onu korumak, gözünün önünde tutmak için tek çareyi, onu kendi karargahına hemşire olarak atamakta bulur. Arhan Soyer ise iki yıldır geçmişini gömmeye çalışmaktadır ama bir türlü Neva'yı unutamıyordur. Neva'nın karargaha gelişi, onun için bir şoktur. Ve Albay'ın emriyle, artık Neva'nın koruma görevlisi olmuştur. Onu korumak için bir zamanlar terk ettiği kadının yanında olmak zorundadır.
Sol Kurşun por Hmeyraaher
Hmeyraaher
  • WpView
    LECTURAS 11,698
  • WpVote
    Votos 635
  • WpPart
    Partes 17
Kaderin cilvesi mi, yoksa intikamın en tatlı tuzağı mı? Onun adı, karanlığın en derinine kazınmış bir fısıltıydı. Karan , acımasızlığıyla nam salmış, merhameti sözlüğünden silmiş bir adam. Lavinia ise, hayatını çalan adamın, yani düşmanının kızıydı. Masumiyeti, tehlikeli bir intikam oyununun ortasına düşmüş, ölüm çiçeği . Onları bir araya getiren şey ne aşktı, ne de tesadüf. Yalnızca yıkım vaat eden, kaçınılmaz bir kaderdi. Her dokunuş, yasak bir yemindi. Her bakış, en tehlikeli itiraf. Onun kollarında, düşmanının kanlı gölgesinde, Lavinia ait olmadığı bir dünyaya tutsak kaldı. Peki, bu imkânsız aşk, etraflarındaki iki düşman aileyi de ateşe vermeye yeter mi?
SON KAPI | KUĞU KIYIM por cerennmelek
cerennmelek
  • WpView
    LECTURAS 733,639
  • WpVote
    Votos 43,554
  • WpPart
    Partes 19
Yapay zekâ... Ucu bucağı olmayan, her saniye gelişmeye devam eden mükemmel bir sistemdi ta ki insanlarla tanışıncaya kadar... Peki ya bu sistem bir gün başkaldırırsa ve onu oluşturanlar bile ona mâni olamazsa...
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu) por Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    LECTURAS 36,159,643
  • WpVote
    Votos 1,603,438
  • WpPart
    Partes 58
"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Bige Saka bunun mümkün olduğunu sanmıyordu. İlk görüşte aşktı onunkisi, bu yüzden âşık olması ve duygularına yenik düşüp evlenmesi çok hızlı olmuştu. Evlendiği gün sevgilisinin bir dolandırıcı olduğunu öğrenmişti. Üstelik zaten evliydi ve başka bir adamın adını, soyadını, kimliğini hatta gerçeğinden ayırt edilemeyecek imzasını kullanarak Bige'yi evlendiklerine inandırmaya çalışmıştı. Son ana kadar Bige bu gerçeği görememişti. Peki, nikâh cüzdanında adı geçen gerçek Karun Kalender kimdi? Evlendiğinden haberi var mıydı? Böyle bir durumda nikâh geçersiz sayılırdı değil mi? "Ne demek nikâh geçerli?" Şaşkına dönmüş bir halde avukata bakıyordum. Benden haberi bile olmayan bir adamın karısı olduğumu mu savunuyordu? "Üzgünüm Bige Hanım," dediğinde olağan bir şeyden bahseder gibi sakindi. "Nikâh memuruna kadar her şey gerçek. Eski sevgiliniz Serhat Bey ile o masaya oturduğunuzu doğrulayacak hiç görgü tanığınız yok. Bu nikâhın başka bir adamın kimliğini kullanarak kıyıldığına dair hiçbir kanıtınız yok. Böyle bir durumda yapılacak en mantıklı şey Karun Bey'i bulmak ve ona olanları anlatıp boşanma evraklarını imzalatmak." Bu adam ne dediğinin farkında mı? Bahsi geçen adamın benden haberi bile yoktu. Karşısına geçip ona ne diyeceğim? Senin ruhun bile duymadan evlendik hadi şimdi de boşanalım mı? Bu koskoca bir saçmalıktı!
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) por Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    LECTURAS 9,251,429
  • WpVote
    Votos 724,374
  • WpPart
    Partes 72
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.
BEYAZ LEKE por asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    LECTURAS 38,203,493
  • WpVote
    Votos 2,070,626
  • WpPart
    Partes 39
Yaşıyorduk, işkence çekiyorduk, idam ediliyorduk, köle gibi çalıştırılıyorduk, susuyorduk, çığlık atıyorduk ama hepsinin sonunda sesli ya da sessiz bir savaş veriyorduk çünkü seviyorduk. Şaşırtıcıydı, sevgi bazen bir savaş meydanının ortasında size uğruyordu. O an iki yolum vardı. Ya sevecektim, ya ölecektim. Sevmeyi seçtim. Onu sevmek de ölümü daima nefes gibi ensende hissetmekti. "En büyük savaşların ortasında kurak topraklardan bile bazen çiçek açar, bombalar etki etmez, kökleri sımsıkı tutunur. Bir bakarsın renkler canlanır, güzel kokar her yer. Sen bu çiçeksin diyemem, biz bu çiçeği temsil ediyoruz diyebilirim. Özgürlüğümüze." Bu kitapta geçen kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup her ayrıntısıyla kurgudan ibarettir.
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) por Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    LECTURAS 7,834,172
  • WpVote
    Votos 193,286
  • WpPart
    Partes 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.