benaasrim
Artık ülkede cumhuriyet dediğimiz şey sadece bir kılıftı. Heyet karar veriyordu, Heyet son sözü söylüyordu. Son 5 yıldır Heyet yönetiyordu cumhuriyetin gölgesinin ardında.
Halkın sanrısıydı son 5 yıl. Heyetin miladı çok daha eskiye dayanıyordu... Heyet, 2 Ağustos 2002'ye dayanıyordu.
Kıdemli Üsteğmen Fırat Alkılıç ve İstihbarat Üsteğmen Funda Kara Alkılıç'ın hain bir eylemle şehit edilmesi sadece 9 yaşındaki bir oğlan çocuğunun ailesini kaybetmesi değildi.
Gökbörü'yü bilir misin? Asena'yı bilir misin?
2 Ağustos 2002'de Asena da Gökbörü de yitirildi. Geriye sadece 9 yaşında bir oğlan çocuğu kaldı.
Yavuz Çakır Alkılıç.
Kalpsiz denilen, asıl savaşı kalbiyle olan Asenakurdu. Asena'dan ve Gökbörü'den olan Asenakurdu.
Asenakurdu da şehit verildi.
Şehit Piyade Kıdemli Üsteğmen Yavuz Çakır Alkılıç'ın ölümü savaş meydanında olmamıştı.
Kalpsiz, kalbiyle öldürülmüştü.
Hikâye artık Yavuz'a ait değildi.
Hikâye, kimliksiz bir askere aitti. Hikâye, Yüzbaşı Kanbörü ve Büge Çakırlı'ya aitti.
Hayır, hikâye güneşi unutan bir kadına ve bir şehide ait.
Hikâye, dönüp dolaşıp yurdunu ve yuvasını bulacak. Büge ve Yavuz'u bulacak.
-Bena Asrım
"Ne olacağını bilmiyorum. Gün geçtikçe işler kötüleşiyor ve karmaşık bir örgü oluyor. Hayır, ben artık saçlarımı bile örmüyorum. Beni artık Umay Ana değil, sadece ben koruyabilirim. Bu yorucu eğitimlerin, psikolojik oyunların ardından tek istediğim şey avaz avaz bağırmak: Ben öğretmenim! Silah değil, kalem tutmalıyım ben!
Ama artık ne mümkün? Tuttuğum silahın ucunu kendi kalbime doğrultmak istiyorum bazen, artık ölümden de korkmuyorum. Korkmadığım şey için koruyorlar beni, koruduklarını sanıyorlar. Silahın namlusu kalbimde olsa bile bana zeval vermeyecek, biliyorum.
Biliyorum çünkü zaten kalbimde bir kurşunla yaşıyorum."