luluiess
"Gecenin on üçüncü saati geldiğinde, gözlerin kararacak. Çünkü içindeki ışık sana ait değil. O ödünç alındı. Kimin verdiğini hatırlamıyorsun... ama kime borçlu olduğunu öğreneceksin. Bu borç, yalnızca kanla ödenir. Sakın aldanma, Viella. Altın benzeri parıldayan her şey kutsal değildir. Bazen ışığın arkasına gizlenen karanlık, en eski olandır. Ve sen onun içinden yürümek zorundasın. Korkma, karanlık seni boğmak için değil, seni tanımak için var. Sen kimin kızı olduğunu henüz bilmiyorsun."
"Ne diyorsun sen?" diye sordum fısıltıyla. "Na-Nasıl yani?"
Kadın gözlerini kıstı. Bir anlığına yüzü soldu, bir hüzün aktı ifadesine. Sonra yavaşça, neredeyse bir dua okur gibi konuştu:
"Sen, Unutanların soyundansın. Unutulanların değil. Sana yüklenen mühür, yalnızca seni korumak için değil seni gizlemek içindi. Ama kehanetler susmaz, Viella. Her şeyin bir bedeli var. Bir gün, kehanetin adını söyleyecek biriyle karşılaşacaksın. O isim seni ya sonsuza kadar kurtaracak, ya da tamamen tüketecek."