Mahalle
70 stories
BÜLBÜL by papatyakorusu
papatyakorusu
  • WpView
    Reads 220,205
  • WpVote
    Votes 17,688
  • WpPart
    Parts 26
*avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum,neden sana vurgunum? -bir mahalle hikâyesi- 18/05/2023 " Dökme yüzünü." dedi. Yüzüne vuran kızıl ateşlere bakarken gözlerinde kararlı bir ifade vardı. Kurşuni bulutlar, karşıdaki binaların silüetlerin üzerine yığılmışlardı ve akşamın alacasına güneşin son kızıllıkları karışıyordu. Hafif bir rüzgâr çıkmıştı. Sesi, bulanıklıktan uzak, net ve kendinden emindi. Hiç tereddütleri olmamıştı zaten. Şimdi oturduğumuz bu tenhalıkta, gözleri yerdeki ateşin kızıllığındayken düşen yüzümü, incinen kalbimi nasıl fark etmiş, nasıl sezmişti bilemiyordum. Beni şaşırtmaya devam ediyordu. Kemikli yüzündeki kararlı ifadeye baktım. Gözleri ateşten uzaklaşıp bana döndüğünde yanağında şimdi sakalların gizlediği yara izini ve sebebini düşünüyordum. Yaralar her zaman görünür değildi, olamazdı ama sanki onun yaraları gördüğümden daha derinlerde bir yerlerde gibi geliyordu bana. Gözleri, uysal bir kuştan uzak, gelip gözlerime ilişti. Bakışları karanlık bir orman gibiydi ama tekinsiz değildi. Alaz alaz bir ifade vardı. Hummalı, sert ve kendinden emindi. Kaşlarının arasındaki çukurlar inen akşamla karanlık çizgilere dönmüştü. Garip bir şekilde yanında kendimi hiç olmadığı ölçüde güvende hissettiğimi fark ediyordum. Bana bakarken gözünü bile kırpmıyor, bakışlarındaki bir şey beni gözlerimi kaçırmaya hatta buradan çıkıp ardıma bile bakmadan kaçmaya zorluyordu. Ama direniyordum. Ne gözlerimi mızrak gibi saplanan bakışlarından çekebiliyordum ne de koşup uzaklaşmaya derman bulabiliyordum. " Dökmedim." dedim inkar ederek, az önceki sözünü esasında kendime hatırlatmak için. Elindeki uzun çubukla ateşi karıştırırken tüylerimi diken diken eden ifadesini de çekip almıştı üzerimden. " Döktün. Ama sen yine de dökme yüzünü. O yüz, dökülecek yüzlerden değil."
KIRMIZI GÜLLER ÇABUK SOLAR by ceyzabel
ceyzabel
  • WpView
    Reads 963,812
  • WpVote
    Votes 66,984
  • WpPart
    Parts 54
"Ve unutma Zümrüt; tüm çiçekler yavaş yavaş, kırmızı güller çabuk solar." *** 1980 yılının Mayıs ayında, Dilektaşı Mahallesi'ndeki aylardır boş olan daireye genç bir adam taşındı. Tek başınaydı, bir karısı veya çocukları yoktu. Kimseyle konuşmazdı ve soğuk çehresi, tenindeki yanığa benzer farklı renkte izleri, şüpheli hareketleri nedeniyle kimsenin de onunla konuşmaya niyeti pek yoktu. Mahalleli, bu suskun ve gizemli adamın dönemin şartlarını da göz önünde bulundurarak bir Amerikan ajanı olduğuna karar vermişti ve adama kendi aralarında 'Dilsiz Ajan' diye sesleniyorlardı. Zümrüt Ayten Özsoy ise henüz yirmisine yeni basmıştı. Altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuydu. Hayat hakkında bilgisi bu aileyle ve bu mahalleyle sınırlıydı. Liseyi yarıda bırakmak zorunda kalmıştı, hayata en büyük kızgınlığı da buydu. Hayallerini baltalayan şey yoksulluk ve yoksulluğunun sebebi ise başlarındaki sorumsuz babalarıydı. Çoğunlukla bu kalabalık mahallenin cıvıltısında ömrünün çürüyeceğini ve ailesine rağmen yapayalnız öleceğini düşünürdü. Onun için hayat, ışıltılı bir oyun sahnesiydi ve bu sahne, akşam babası eve geldikten sonra perdelerini kapatarak karanlığa bürünürdü. Ve bir gün Dilsiz Ajan nihayet konuştu. Zümrüt Ayten Özsoy ise hayallerine çok yakın olduğunun henüz farkında değildi. (30.03.2021)
KARATEPELİ by EsranurOzer
EsranurOzer
  • WpView
    Reads 33,640
  • WpVote
    Votes 3,127
  • WpPart
    Parts 8
"Geceyle yarışır cinsten siyah gözleri vardı. O siyah gözlerde kaç kez kendimi gördüm. Kaç kez sevgiden öldüm..." 25.05.2021🥀
Gönül Kıran (Abimin Arkadaşı) by mithraae
mithraae
  • WpView
    Reads 1,170,038
  • WpVote
    Votes 28,178
  • WpPart
    Parts 12
Mahalle Hikayesi "Senin adın Gönül kıran." Yutkundum. Gönül Kıran... Dedim içimden. Beni anlatıyordu. Ömer abinin gönlünü öyle bir kırmıştım ki bu isimden başkası yakışmazdı bana. Cevap vermedim. Cevap da beklemiyordu aslında. "Gönül kıran." dedi ağır ağır bir kere daha. Bir yaş daha düştü omzuma. "Tüm kırıklarıma rağmen en güzel gönül yaram." Dudaklarını usulca ama izinsizce omuzumun yanına bastırdığında dudaklarımdan ufak bir soluk kaçtı. Tüm bedenim karıncalandı. "Ömer Abi." Sesim sekteye uğradı. Dudaklarını geri çekmeden öylece durdu. Sonrada hafifçe geri çekildi. "Beni sev İnci." Emir kipi gibi duruyordu ama yaptığı emir vermek değildi. Yaptığı yalvarmaktı. Bir sonraki adımı da bu oldu. "Ne olur beni sev." Sadece bedenim değil, tüm varlığım titredi. Her bir hücrem, soluğum, her zerrem... "Beni sevmezsen ne yapacağımı bilmiyorum." dedi. İtirafı büyüktü hem de çok büyüktü. "Bu aşkla nasıl yaşayacağımı, nefes alacağımı bilmiyorum." Dudaklarından dökülen nefes az önce öptüğü yere çarpıyordu. "Nasıl bu kadar aşık oldum onu da bilmiyorum ama nefes aldırmayacak kadar çok seviyorum." Dudakları bir kere daha değdi aynı noktaya. "O yüzden..." Hıçkırdı. Ömer Abi hıçkırdı ben yutkundum. İçimden bir şeyler koptu ama yine de dudaklarımdan kelimeler dökülmedi. Ben sustum o yalvardı. "Al bu kırdığın gönlüm senindir. Dersen ki bana kırmak yetmez paramparça et." Gözünden bir damla daha yaş aktı. Ömer'in gözünden benim için üç damla yaş aktı bugün. "Yeterki," Kolları ayrıldı bedenimden, sıcaklığı kokusu... önüme geldi ve devam etti. Gözlerimin içine baka baka "sen yeterki beni sev." Dedi "Ne olur beni sev." Ve diz çöktü. Gözlerimin içine baka baka onu sevmem için yalvarıp diz çöktü. Verdiği sözü tuttu. Mahallenin en ağır adamı, ağır abi dedikleri adam bir an bile düşünmeden diz çöktü.
Bir Turna Geçti by humeyraao
humeyraao
  • WpView
    Reads 72,043
  • WpVote
    Votes 8,382
  • WpPart
    Parts 12
"Eskiden, çok eskiden insanlar göç yollarını turnaları izleyerek bulurlarmış. Nerede su varsa, nerede toprak bereketliyse turnalar oradan geçermiş. Bir kervan bir gün sırtlarında çocukları, torbalarında tohumları turnaları takip etmişler günlerce, gecelerce. Ama yolun sonunda kuşlar ikiye ayrılmış. Biri doğuya gitmiş, biri batıya... Kervan durduğunda hangisi doğru yol diye sormuş içlerinden biri. En yaşlı olanda Turna kuşunun gittiği hiçbir yön yanlış değildir, sen hangi kuşun ardından yürürsen orası senin yuvandır artık demiş. Çok sevdiğim biri bana sen de öyle olacaksın demişti. Uçacaksın, kaçacaksın, kaybolacaksın ama sonra sana ait olan o çatının ucuna konacak birine yuva olacaksın demişti." Ben de şimdi yönümü bulmak için avuçlarımın arasında kalmış o tişörte bakıyordum. Bir turna olarak içimde birini yuvasız bırakmış olmanın çırpınışını duyuyordum. "Ben yolumu da yuvamı da bulmuştum aslında..." Boğazıma bir yumru oturunca içimdeki yüzlerce kuşun bağrışını duydum. "Sonra yolumu şaşırdım, yolunu şaşırttım. Yuvamdan oldum, yuvasından ettim. Şimdi tekrar yolumu bulmak, o yuvaya geri dönmek istiyorum." "Bir Mahalle Hikayesi."
Gül Kokusu | Mahalle by hiraethly0
hiraethly0
  • WpView
    Reads 60,678
  • WpVote
    Votes 3,538
  • WpPart
    Parts 16
Uyarı: Mahalle kurgusudur. Yaş farkı, +18 (yetişkin içerik) bulunur. Çürüyen bir ruh, tatlı bir gül kokusuna farkında veya değil bulandığında meftun olmaktan başka bir şansı yoktur. Çünkü tek dalı Gül'ün dikenleridir. "Ben ne yaptığı belli olmayan, uçarı bir adamım ama sen... sen benden bile daha olgun, hayat dolusun. Neden ruhu çürümüş bu adamın yakınında dolaşmasına izin veriyorsun? Benim elimden kaçan ipleri neden tutuyorsun?"
Arıza tespit by BookGanstas
BookGanstas
  • WpView
    Reads 1,092,299
  • WpVote
    Votes 56,994
  • WpPart
    Parts 71
Gümüş rengindeki gözleri beni ilgiyle süzerken, "Neden tamircilik?" diye bir soru yöneltti. Birkaç saniye ölçercesine beklentili bakışlarına karşılık verdikten sonra, "Seni zerre ilgilendirmez," dedim sadece. Zaten benden daha iyi bir cevap beklemiyormuşçasına göz devirirken, "Normal bir kız neden tamirci olur ki?" diye sorgulamaya devam etti. Ben ağzımı açıp cevap vermeye yeltenmeyince, "Gerçi pardon normal bir kız dedim, ki sen o kategoriye girmediğine göre, tamirci de olabilirsin," dedi adeta meydan okurcasına. Gözlerimi küçümsercesine kısarken, "Sağ ol, onayını alınca çok mutlu oldum," dedim bıkkın bir alayla. Kendini zerre bozmamasının yani sıra eğlenircesine bir tavırla, "Peki neden bu kadar asabisin?" derken dudaklarında kibirli bir tebessüm oynuyordu. Sinirle dişlerimi birbirine basıp en kötü bakışlarımı yöneltirken, "Beni cinnetin eşiğine getirdiğin için olabilir mi?" desem de ters cevaplarım onu hiç etkilemiyordu. "Akümü neden çaldın?"
AĞAÇ KABUĞU - MAHALLE HİKAYESİ  by esra_nurer
esra_nurer
  • WpView
    Reads 111,222
  • WpVote
    Votes 6,680
  • WpPart
    Parts 22
"Kız Hayat Annenler gelecek mi yarın ki düğüne?" Ay yoksa... Alp evleniyor da benim mi haberim yoktu? "Kimin düğünü abla?" diye sordum, tereddütlü çıkan sesime içimden küfür ederek. Eşarbının alnını düzeltip güldü babaannemin eski kiracısı olduğunu hatırladığım maviş gözlü teyzem. "Kız kimin olacak, Alp'lerin işte." Ay durun! "Kız Fatoş! Yan-" diye konuştuğumda cümlesini kesen Fatoş ablanın yanındaki kadın oldu. "Kız bu Cihangir değil mi?" Kimi diyordu bunlar? Başımı çevirirken düştüğüm için ağrıyan boynumla dudaklarımdan 'ah' nidası çıksa da kim olduğuna bakmadan da bilirdim de geri kalamazdım işte. Abimin biricik arkadaşı Cihangir'i diyorlardı. "O, o. Baksana nasıl boylu poslu gız!" Kucağında torununu gezdiren bakkalın karısı Nuran abla sözlerini sürdürdü. "Öyle öyle. Pek bi' çalışkan maşallah. İdeal koca adayı işte!" Adamın uzun boyundan olsa gerek sesinden, nefesinden önce, hakkında çıkan laflar önden geliyordu. Erkek olmasına rağmen çizilmiş gibi bir yüze sahipti. Hani derler ya Allah özene bözene yaratmış diye. Vallahi öyleydi. Kalem gibi çizilmiş biçimli olan kavisli kaşları, birbirine tam ölçülü ne kalın ne ince dudaklarıyla dergilerden çıkmış gibi havası vardı. ... Ağaç kabuğu ailesine hoş geldin değerli okuyucu umarım keyifle okursun🏵️
Camdan İçeri Sızan by birokuryazarrr
birokuryazarrr
  • WpView
    Reads 209,709
  • WpVote
    Votes 7,791
  • WpPart
    Parts 41
Bir mahalle. İki kadın. Ve yavaş yavaş içeri sızan yepyeni bir hayat... Hüma ve Miray, geride bıraktıkları onca karmaşadan sonra küçük bir mahalleye taşınırlar. Yenimahalle; sokaklarında çocuk kahkahaları, balkonlarında çiçekler, pencerelerinden umutlar süzülen bir yerdir. Burada, tozlu raflardan silinmiş bir hayalin peşindedirler: Bir pastane. Küçük bir dükkan, büyük bir başlangıç. Ama bazen hayat, tam da en sessiz anlarda başlar. Fırın kokularının arasına anılar karışır, mahalleye sinmiş sesler kalbin içine işler. Camdan içeri yalnızca güneş sızmaz; geçmişin gölgeleri, geleceğin ihtimalleri ve belki... bir çift göz de o camın ardında bekler. Bu, acele etmeden anlatılan bir hikâye. Yavaş yavaş. Tıpkı mutluluk gibi...
GERÇEK YALAN  by ellerindensihirli
ellerindensihirli
  • WpView
    Reads 151,409
  • WpVote
    Votes 10,283
  • WpPart
    Parts 57
İhtişamlı gecenin ortasına, patlayan flaşların odağına ve Hazar Ergüçlü'nün odasına bir bomba düştü, ama ne bomba! Mine, genç yaşının tecrübesizliği, kuralları yıkan güzelliğiyle herkesin aklını başından almış, can yakan masumluğu artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının imzasını o geceye atmıştı bile... Aşkın gücü, sevişmelerin hazzı, tutkunun karşı konulmazlığı... Mine bilmediklerini öğrenirken hayat onu olgunlaştırıyor, ruhunu, bedenini ve en önemlisi kalbini teslim ettiği adam ona yaşamak için sebepler sunuyordu. Acı, tatlı, ekşi... Tüm öfke halleri ve nefret sözleri aşkın çekimine kapılacak, sevişmelere yenilecekti.