efsunela63
Karların altında saklanan sırlar, gümüş bir zincirin ucunda uyanmayı bekliyor."
On dokuz yaşındaki Efsun için hayat, hapsedildiği evin rutubetli duvarları ve babasının ağır gölgesi altında sessiz bir bekleyişten ibaretti. Hayalleri susturulmuş, eğitim hakkı elinden alınmış hüzünlü bir genç kadındı o. Ta ki çocukluğundan beri boynundan hiç çıkarmadığı, anneannesinin o gitmeden hemen önce titreyen elleriyle taktığı gümüş kolye tenini buz gibi yakmaya başlayana kadar...
O gece, odasının köşesindeki tozlu aynada başlayan o garip dalgalanma sadece bir tesadüf değildi. Aynanın içinden sızan keskin kış rüzgarı saçlarını savururken, kolyenin üzerindeki o gümüş ağaç işlemesi mavi bir ışıkla parlamaya başladı. Anneannesinin yıllar önce kulağına fısıldadığı o vasiyet, odanın buz kesmiş sessizliğinde yankılandı: "Vakti geldiğinde, gümüş dallar sana yolu fısıldayacak."
Efsun, aynanın derinliklerinden gelen o görkemli ve ürpertici çağrıya cevap verdiğinde, sadece bir sürgün değil, karlar altındaki devasa bir krallığın varisi olduğunu öğrenecekti. Ancak bu gümüşten dünyada her yazgı buz kadar soğuk, her sır ise kış kadar amansızdır.
Kendi krallığını kurmak için ayağa kalkan, hüzünden görkeme uzanan bir kadının buzdan yolculuğu başlıyor.
Vakit doldu, varis. Gümüş Yazgı seni çağırıyor."