eylulmenka
Bazen bir fısıltı... bir gölge... bir anlık ürperti, insanın hayatını tamamen değiştirebilir.
Ama bazen de, korktuğun şey tam olarak bir korku değildir.
Eylül, hayatının en sessiz döneminde annesiyle birlikte eski bir apartmana taşındığında, her şeyin sıradan olacağını düşünür. Yeni bir başlangıç, yeni bir düzen... Ta ki geceleri koridorda beliren o kızıl silueti görene kadar. İlk başta bir hayal ürünü sandığı bu görüntü, giderek daha net, daha yakın ve daha "gerçek" bir hâl alır.
Mahalle sakinleri yıllardır aynı hikâyeyi anlatır: Eski apartmanda, kimsenin açıklayamadığı bir "kırmızı hayalet" dolaşmaktadır. Fakat Eylül kısa sürede fark eder ki bu hayaletin bakışlarında korkudan çok... yardım isteği vardır. Sanki biri yıllardır dili tutulmuş bir sırrı ona bırakmak, ondan bir şey istemek ister.
Eylül ne kadar yaklaştıkça, hayaletin ardındaki hikâye de o kadar çözülür: Unutulmuş bir geçmiş, yarım kalmış bir vedalaşma, çözülememiş bir acı... Ve tüm bunların arasında, Eylül'ün hiç beklemediği şekilde kendi duyguları da değişmeye başlar. Çünkü bazı ruhlar, yalnızca korkutmak için değil; dokunamadıkları şeyleri korumak için de geri döner...
"Kırmızı Hayalet", hafif korku öğeleriyle örülü; gizem, duygu ve merakın iç içe geçtiği bir hikâye. Bir sır çözüldükçe başka bir kapı açılır, her adım seni biraz daha meraklandırır. Ve sonunda şunu düşündürür:
Gerçekten korktuğumuz şey hayaletler mi, yoksa geride bırakmak zorunda kaldıklarımız mı?