ruhlar_mahseni
Karan Arkan, bu şehri ve içindeki her bir ruhu avucunda tutan o adam...
Ben o gece sadece bir sırrı görmedim; ben o gece Karan Arkan'ın ruhundaki en derin çatlağa parmağımı bastım. Artık kaçış yoktu. O artık sadece sıradan bir adam, bense sıradan bir kadın değildim. Biz, aynı suçun içine hapsedilmiş, birbirinin hem celladı hem de tek kurtuluşu olan iki mahkûmduk.
"Seni bu karanlıktan çıkaramam Lalin," dedi Karan. Sesi, sessiz geceyi ortadan ikiye bölen bir kurşun kadar ağır, geri dönüşü olmayan bir yemin kadar kesindi. Bakışları, on beş yıl önce evimizi saran o alevlerin rengini taşıyordu; yakıcı, yıkıcı ve her şeyi küle çevirmeye yeminli.
"Çünkü sen artık o karanlığın bizzat kendisisin. Tenindeki her bir mühür, ruhundaki her bir yara izi o gece o tuvale hapsedildi. Seni kurtarmaya çalışmak, kendi varlığımdan vazgeçmek olur."
Bana doğru bir adım attığında, odadaki havanın çekildiğini, altımdaki zeminin sarsıldığını hissettim. O, şehrin üzerine çöken bir karabasan gibi üzerime devrilirken fısıltısı zihnime kazındı:
"Ve ben Lalin... Ben kendi gölgemden asla kaçmam. Sen benim en karanlık yanımsın ve biz, bu yangının içinde birbirimizi boğarak hayatta kalacağız."
Bir tabloyu onarmak, geçmişi iyileştirmeye yetmez. Özellikle de o geçmiş, kanla imzalanmışsa.
💖
(Yetişkin unsurlar içermektedir.)
Keyifli okumalar....