brinagoofie1
- Reads 114
- Votes 32
- Parts 11
Gökyüzünden her bir yıldız kaydığında bir dilek diler insanoğlu.
Ne kadar gerçekleşeceğini düşünmese de, kalbinin en derinlerinde küçücük bir umutla, gerçekleşmesini bekleyerek diler.
Ravelle Smith de diledi dileğini.
Yaşadığı dünyanın griliğinden bıkmış genç kadın, ruhunu bağlayan zincirleri kırıp bir kez olsun huzurlu hissetmeyi diledi.
Sadece huzur.
Geçmişinin ağırlığından, kaybettiklerinin acısından ve her sabah yeniden uyanmak zorunda olduğu o anlamsız hayattan kurtulmayı...
Bilirsiniz, dilek dilerken kelimelerin ağzımızdan nasıl çıktığına dikkat etmeliyiz.
Çünkü evren, dileklerin ardındaki niyeti değil, söylenen kelimeleri dinler. Ve bazen tek bir yanlış kelime, insanı hiç bilmediği bir yola sürükleyebilir.
Dolunaylı bir gecede, gökyüzünde solukça parlayan bir yıldız kayarken kader çarkları dönmeye başladı. Zaman, yüzyıllardır beklediği o ana doğru ilerledi.
Ne bir adım ileri.
Ne de bir adım geri.
Çünkü zamanı gelen her şey yaşanmaya mahkûmdur.
Bazı kapılar açılmak için bekler.
Bazı ruhlar birbirini bulmak için.
Bazı hikâyeler ise başlamadan çok önce yazılmıştır.
Ravelle'in dileği kabul edildi.
Ama her dileğin bir bedeli vardı. Ve genç kadın, huzur bulmak isterken...
Kendisini ait olduğu dünyanın çok ötesinde, kadim sırların, unutulmuş krallıkların ve kaderin bile boyun eğdiği bir dünyanın eşiğinde bulacaktı. Çünkü bazen insan, hayatından kaçmak için bir dilek diler.
Ve o dilek gerçekleştiğinde...
Kaçtığı hayatın, aslında onu koruyan tek şey olduğunu anlar.
Ravelle Smith'in dileği gerçekleşti.
Ama hiçbir şey, dilediği gibi olmadı.