001Nerayna
- Reads 200
- Votes 41
- Parts 14
Bazı insanlar konuşarak iyileşir.
Bazıları susarak.
Bazılarıysa suskunluğunu bir kemanın içine gömer.
Gözyaşı Kemancısı, kelimelerin yetersiz kaldığı yerde müziğe sığınan bir adamın hikâyesi. Çocukluğundan itibaren içine çöken karanlık, ona konuşmayı değil, dinlemeyi öğretmiştir. Hayat onunla sert konuşmuş; o ise karşılık vermek yerine kemanının tellerine eğilmiştir. Her nota, bastırılmış bir hatıranın yankısıdır. Her melodi, geçmişten kopup gelen bir kırık cümle.
O, acılarını anlatmaz.
Acıları ondan taşar.
Bu sessizliğin içinde Serhat vardır. Dışarıdan bakıldığında hayata daha sağlam tutunan, daha "normal" görünen Serhat... Ama bazı insanlar güçlü değildir; sadece dağılmamayı öğrenmiştir. Serhat, Kemancı'nın suskunluğuna tanıklık edenlerden biridir. Onun müziğini dinlerken, aslında kendi sustuklarını da duyar. İki adam arasında açıkça konuşulmayan ama derinden hissedilen bir bağ vardır: aynı yerden kırılmış olmanın sessiz anlaşması.
Ve Serap...
Serap, bu hikâyede bir kurtarıcı değildir.
Bir mucize de değildir.
Ama bazen insanın hayatına bir bakış girer ve her şey yerinden oynar.
Serap, Kemancı'nın hayatına gürültüyle değil, fark edilmesi zor bir sızıntı gibi girer. Onun gözlerinde gördüğü şey acımak değildir; anlamaya çalışmaktır. Kemancı'nın sustuğu yerlerde Serap sezerek durur. Zorlamaz. Sormaz. Ama varlığıyla, Kemancı'nın yıllardır kapalı tuttuğu bir kapının önünde sessizce bekler.
Bu hikâye bir aşk hikâyesi değildir yalnızca.
Bu hikâye, insan olmanın ağırlığını taşıyamayan ruhların birbirine çarpmadan nasıl dokunduğunun hikâyesidir.
Gözyaşı Kemancısı; geçmişle yüzleşmenin, suskunluğun, dostluğun ve bazen tek bir melodinin bir hayatı nasıl ayakta tuttuğunun romanıdır.
Bazı yaralar iyileşmez.
Sadece anlatılacak yeni bir dil bulur.
Ve bazı hikâyeler vardır...