Kirazta1
Aşk, başlangıçta bir masal gibi gelir insana. Her şeyin rengi değişir, sesler bile başka tınıda yankılanır. Kalp, bir insanın varlığıyla yeniden şekillenir. Fakat o kalp, en çok da o insan yüzünden kırılır. Seni en yükseğe çıkaran şey, bir anda en derine itebilir.
Aşk bazen de bir yangın gibidir. Başlangıçta ısıtır, aydınlatır; ama kontrolü kaybettiğinde yakar, kül eder. İnsan kendini kaptırdıkça sınırlarını unutur, kendi benliğini bile bir başkasına armağan eder. Sonra o "bir başkası" gider - ve sen, kendini onun gidişiyle eksik bulursun. Geriye, ne olduğunu bile hatırlamakta zorlandığın bir "sen" kalır.
Bazen aynı hislerle bakmaz size karşınızdaki. Bazen de sever, ama farklı yollar seçer. Her iki durumda da kalp, bir suskunluğun içinde çırpınır; dil konuşmak ister ama sözcükler boğazda düğümlenir.
Ve en kötüsü, aşk bitmez hemen. Bittiğini sandığın anlarda bile bir şarkı, bir koku, bir cümle seni geçmişe çeker. Kalbin o yarayı kabuk bağlar ama asla tamamen iyileşmez. Çünkü aşk, insana hem en güzel duyguyu hem de en derin acıyı aynı anda tattıran tek şeydir.
Belki de aşkın güzelliği tam da bu acımasızlığındadır. Çünkü insan, sevmenin bedelini acıyla ödeyince gerçekten büyür.
ෆLiskook