kader1140 adlı kullanıcının Okuma Listesi
3 stories
KANLI HARBİYE  by Voctevya
Voctevya
  • WpView
    Reads 478,098
  • WpVote
    Votes 22,994
  • WpPart
    Parts 18
❝ Kanla açılan bir hikayenin sayfaları, daha çok kanla yazılmaya mahkumdur. Çünkü kan başladıysa, sonuna kadar akar. ❞ Bir gece belirsiz kişiler tarafından ülke devlet adamlarına yönelik yapılan vahşi katliam sonucu ülke geri dönülmez büyük bir uçuruma sürüklenip kendi içinde parçalara ayrılır. Ve bu bütün dengeleri altüst eder. Çünkü ülkenin her bir bölünmüş bölgesi farklı federallerin hakimiyeti altına girmeye başlamış ve artık böylelikle de başa geçen her federal kendi düzenini, kendi kurallarını, istekleri doğrultusunda şekillendirmeye başlamıştır. Kimi federal halkına özgürlüğü, eşitliği ve rahatlığı sunarken, kimisi acımasız diktatörlüğü ile halkını anarşi içinde kaybeder. Bölgelerinde yaşayan insanlar ise bu hiyerarşik sisteme ayak uydurmaktan başka çareleri yoktur. İşte herkese dayatılan bu korkunç düzeni dünyaya ifşa etmek için yola çıkan Ülke Başkanın tanınan kızı Doktor Pera Dorokva ve bu yolda ona eşlik edecek olan ülkeni en üstün askeri ordusu Matov'da Yüzbaşı olan Harpkan Davis. KANLI HARBİYE ( PANTEHUS EVERENİ-1-)
𝖢𝖠𝖭𝖧𝖨𝖱𝖠Ş •𝖣İ𝖫𝖣𝖠𝖱•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR.... by Sevval_Alpar01
Sevval_Alpar01
  • WpView
    Reads 971,218
  • WpVote
    Votes 39,038
  • WpPart
    Parts 43
"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.
Hiçlik by melekgysll
melekgysll
  • WpView
    Reads 152,296
  • WpVote
    Votes 7,505
  • WpPart
    Parts 63
Bir havlama sesi doldurdu kulaklarımı; öyle sıradan bir havlama değildi bu, içi acıyla dolu, delirmiş gibi yükselen bir sesti. Cesur kendini kaybetmişti. Sanki sadece havlamıyor, içindeki korkuyu, öfkeyi ve kaybı dışarı kusuyordu. O sesi duyduğum anda içimde bir şey yerinden oynadı. Adımlarım beni nereye gittiğimi bile düşünmeden deliğe doğru sürüklerken, başımı kaldırdığımda Eymen'in yüzünü gördüm. Çıldırmış gibiydi. Gözleri kan çanağına dönmüş, çenesi kilitlenmişti. Herkes onu büyük bir kuvvetle tutmaya çalışıyordu ama o an sanki karşısında kim olursa olsun parçalayacakmış gibiydi. Kolları gerilmiş, bedeni öne doğru atılmak için fırsat kolluyordu. Titrek bir nefes verdim. Simay'la Elif'in de bir farkı yoktu. Simay delirmiş gibi başını iki yana sallıyor oradan çıkacakmışım gibi beni bekliyordu. Dudaklarımın arasından zar zor çıkan, fısıltıdan bile zayıf bir sesle ismini söyledim. Öyle hafifti ki, duymaması gerekiyordu. Ama mucize gibi bir şey oldu. O ses ona ulaştı. Sanki içgüdüsel olarak, sanki beni hissetmiş gibi bir anda bana döndü. "Eymen..." Hareketleri bir anda durdu. Tutulmuş gibiydi. Sonra gözleri beni buldu. O an yüzündeki ifade... Hayatım boyunca unutamayacağım bir şeydi. Şaşkınlık, korku, umut ve acı aynı anda yüzünden geçti. Ben ise neredeyse bayılacakmış gibi, adımlarımı zorla yere bastığımı hissederek onlara doğru yürüyordum. Dünya yavaşlamıştı sanki. Her adımım ağır, her nefesim yarımdı. Bir anda kendini diğerlerinin arasından kurtardı. Kimse onu durduramadı. Bana doğru koşmaya başladığında kalbim yerinden çıkacak sandım. Diğerleri de beni fark ettiğinde oldukları yerde donup kaldılar. Simay'la Elif'de ağlayarak bana doğru koşmaya başladılar. Ama Eylül... O an dayanamadı. Gözyaşlarına boğuldu. Çünkü tek başımaydım. Yanımda kimse yoktu. "İdil!" 🧟‍♀️