matmazelden
"Ne yapacaksın bana?" İçimdeki korkuyu saklayamadım. Şu an, burada beni parçalara ayırsa kimsenin haberi olmazdı.
Cevap vermedi. Beklemiyordum da zaten.
"Ben masumum, Ateş." Adını ilk kez ağzımdan çıkardım. Tuhaf bir histi, ürpertici ve garip şekilde doğru gelen.
"Benim kraliçem de masumdu," dedi. Gerilen vücut kasların sırtımda hissettim.
"Ve sen bana her ne yapacaksan... Ares'ten farkın kalmayacak." Cesaretimi toparlayarak söyledim bunu.
"Ben Ares kadar zalim değilim... ama evet, senin cehennemin olacağım, kraliçe." Sözleri, yüzüme çarpan rüzgar kadar sertti. O an, garip bir şekilde... keşke onun kraliçesi olsaydım, diye geçirdim içimden. Bu düşünce, içimde tarif edemediğim bir his uyandırdı. Saklamaya çalıştığım bir yer başkaldırdı: Keşke ben onun kraliçesi olsaydım... belki o zaman bu dünyada yaşardım ve bu acıların hiçbirini hissetmezdim.
***
"Kayıp bir kraliçe, çalınmış bir kader ve yanmakla sönmek arasında kalan bir dünya..."
Feride, yirmi birinci yüzyılın sıradan bir tarih öğrencisiydi. Ta ki bir kütüphanede bulduğu eski, isimsiz bir günlüğün onu bilinmeyen bir dünyaya sürüklemesine kadar. Antarktika'nın sessizliğinde başlayan bu yolculuk, onu bir fırtınanın ortasında, zamanın dışına savuracak; geçmişini, adını ve hatta kim olduğunu sorgulatacaktı.