HayaldenKaleme
- Reads 678
- Votes 194
- Parts 1
Ormanın en derin noktasında, güneş ışığının bile ulaşmaya korktuğu o taş binada, saatler birer birer durmuştu.
Duvarlar, sanki yıllardır fısıldanan yalanları, kanlı antlaşmaları ve son nefesleri içine çekmiş gibi soğuktu. Biz buraya, okulun o steril, güvenli ve düzenli hayatından kopup gelmiştik. "Strateji ve Gelişim Kampı" demişlerdi. Bir hafta boyunca kendimizi geliştirecek, harita okuyacak, pusula kullanmayı öğrenecektik. Ama aslında, sadece birer figürandık.
Cebimdeki telefon titrediğinde, ormanın o huzursuz edici sessizliği kırıldı. Ekranda beliren harita parçası, sanki cildimin üzerinde bir dövme gibi yanıyordu. Etrafıma baktım; Arel'in o her zamanki küstah bakışları yerini derin bir sorgulamaya bırakmıştı, İdil'in elleri titriyordu, İzgi ise duvardaki o garip, kadim sembolleri inceliyordu.
Biz 12 kişiydik. 12 yabancı, 12 kurban, 12 oyuncak...
Binanın hoparlörlerinden yayılan o cızırtılı ses,
kulaklarımıza değil, doğrudan ruhumuzun o en karanlık köşesine ulaştı:
"Haritayı tamamlamak için birleşmeniz gerekiyor. Ama unutmayın; parçalar birleştikçe, içinizdeki 'gerçek' canavar da uyanacak. Kiminiz dost kalacak, kiminiz ihanetin en soğuk yüzüyle tanışacak."
Taş kapı, devasa bir gürültüyle ardımızdan kapandı. Artık dış dünya yoktu. Artık okulun o "iyi çocuğu" veya "popüler kızı" yoktu. Artık sadece, daralan çemberin içinde hayatta kalmaya çalışan 12 insan vardı.
Harita elimizde, ölüm yanı başımızdaydı.
Oyun, ilk kan döküldüğünde değil, ilk yalan söylendiğinde başladı.