zerapln
- Reads 14,753
- Votes 897
- Parts 12
Acının ve dengesizliğin etkisiyle sırtüstü sertçe yere düştüm. Acıyla inledim. "Ah!" Sırtım ve kalçam çok acımıştı. Başım kaldırıma çarptığında dünyam sarsıldı, görüşüm bulanıklaştı. Şapkam başımdan koptu, saçlarım bir örtü gibi yere yayıldı. Yağmur damlaları yüzüme çarparken baş ucumda dikilen devasa silüetin karaltısı gökyüzünü kapattı. Bana üstten bir bakış attığını hissettim ama acıdan yerde kıvranıyordum. Bileğim çok acıyordu, başımın içinde bir uğultu vardı.
Adam, ayaklarımın ucunda bana bakarak ceketinin kol düğmesini sakince ilikledi. Eğilmedi, elini uzatmadı. Sadece o buz gibi, ruhsuz sesiyle sokağın sessizliğini parçaladı:
"Bugünü günlüğüne yaz küçük katil." Söylediği sözler bedenimin baştan aşağı titremesine sebep oldu.
O yağmurun altında yerde sırtüstü iki büklüm yatarken kulağıma gelen sesler tenimden yayılıp kalbimin içine girdi. Kolunu kaldırarak kol saatine göz ucuyla baktı ve ardından gözlerini tekrardan bana çevirdi: "Bugün 24 Ocak 2026, saat 21.43."
Bana doğru bir adım daha attı. Başımın ucuna doğru geldi ve durdu. Hafifçe eğilerek gözlerimin içine baktı. Gölgesi üzerime bir kefen gibi serildi.
"Bugün celladınla karşılaştın."
...
Nefsi müdaafanın sonucu ölüm oldu.
Bir çocuk öldü.
Günah keçisi ilan edilen kadın, ölen çocuktan daha masumdu.
Ama kader ondan yana değildi.
Sonuçları ağır oldu; geride kalan şey, saçlarının yerde bıraktığı enkazın izleri oldu.
Celladının ölüm kokan gözleri merhametsizdi; kadın intikam ateşinin cayır cayır yandığı celladının kollarına sığındı, kül oldu.
Adam yerdeki enkazına baktı, intikamın verdiği hazla izledi yerdeki kadını.
Artık onun istediği portreye yerleşmişti, ona bağımlıydı.
Yeni kimliğini o yaratmıştı.