Klassikler🥀
20 stories
Martin Eden by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 24,064
  • WpVote
    Votes 1,048
  • WpPart
    Parts 25
Roman, Martin'in aşkı uğruna eğitimsiz genç bir işçiden başarılı ve rafine bir yazara dönüşüm mücadelesini anlatır. Kahramanı hedefine ulaştığında ise motivasyonunu ve heyecanını çoktan yitirmiş, trajik bir sona doğru sürüklenmektedir artık...
Deniz Kurdu by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 8,609
  • WpVote
    Votes 462
  • WpPart
    Parts 9
Jack London'ın bütün eserlerine bir simgeci natüralizm örneği olan Deniz Kurdu ile devam ediyoruz. Varlıklı bir aileden gelen Humphrey Van Weyden, geçirdiği deniz kazasının ardından Hayalet adlı uskunanın kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Barışçıl bir "beyefendi" olarak, iradesi dışında Larsen'in hizmetine girmesiyle kendini şiddet dolu "gerçek dünya"da bulacak; bu deneyim onu elitist bir entelektüelden, cesur bir eylem adamına dönüştürecektir. Van Weyden'la Larsen arasındaki çatışma, yalnızca zayıf olanın ezildiği bir dövüş değil, bir fikir savaşıdır aynı zamanda. Hayatı "kutsal" olarak gören Van Weyden'ın idealizmiyle, var olmak dışında bir kaygı taşımayan Wolf Larsen'in materyalizmi arasındaki karşıtlık roman boyunca yinelenirken, Deniz Kurdu'nu farklı düzeylerde okunabilecek bir yapıt haline getirir. Ancak, London'ın en büyük başarısı hiç kuşkusuz ustalıkla geliştirip ete kemiğe büründürdüğü unutulmaz Wolf Larsen karakteridir. Nietzsche'nin "üstinsan" kavramını anıştıran Wolf Larsen, Ambrose Bierce'in de dikkat çektiği gibi, bir yazarın yaratabileceği en muazzam karakterlerden biridir...
Satranç by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 61,865
  • WpVote
    Votes 2,002
  • WpPart
    Parts 7
Satranç, Zweig'ın psikolojik birikimini bütünüyle devreye soktuğu bir öyküdür ve bu öykünün baş kişileri, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir. Zweig ölümünden hemen önce tamamladığı birkaç düzyazı metinden biri olan Satranç'ı kaleme aldığı sırada, karısı Lotte Zweig ile birlikte göç ettiği Brezilya'da yaşamaktaydı. Satranç'ta da, olay yeri olarak New York'dan Buenos Aires'e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Bu gemide tamamen rastlantı sonucu karşılaşan üç kişi: yeni dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve bir zamanlar çok usta bir satranç oyuncusu olan, ama hayli zamandır satrançtan uzak kalmış bulunan Dr. B., öykünün aktörleridir.
BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE-Grigory Petrov by seref-efe
seref-efe
  • WpView
    Reads 45,616
  • WpVote
    Votes 449
  • WpPart
    Parts 14
***WQ*** BİR MİLLETİN UYANIŞI [Kitabın tamamını okuyabilirsiniz] Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki "yaşamı yenilemek" için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerim'den sonra en çok okunan kitap haline geldi. Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya'yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.
Amok Koşucusu by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 10,554
  • WpVote
    Votes 639
  • WpPart
    Parts 8
Stefan Zweig'ın en ünlü öykülerinden biri olan Amok Koşucusu, kendi ölümüne doğru koşan bir doktorun yıkımını ele alır. Tutkulu yaşamların yazarı Zweig, bir başyapıt niteliğindeki öy­küsüyle aynı adı taşıyan bu kitapta, yok etme arzusundan yok olma arzusuna savrulan yaşamları; kendi trajik sonlarına doğru ilerleyen, sonunda kendi mutsuz dünyalarında yitip giden insanların öykülerini an­latıyor. Tutkularının peşinde sonsuz bir burgaca düşen, yıkımın sınırlarını aşıp yok oluşa sürüklenen insanın öykülerini. Çeviri: İlknur Özdemir, Can Yayınları, 20. Baskı, 2017
İNSAN NE İLE YAŞAR LEV NİKOLAYEVİC TOLSTOY by bilbobagginslotr
bilbobagginslotr
  • WpView
    Reads 1,404
  • WpVote
    Votes 19
  • WpPart
    Parts 3
TAMAMLANDI Tolstoy 28 ağustos 1828'de Tulainde Yasnaya Polyana'da doğdu. Annesi çok küçükken öldü. Babası ve kardeşleriyle yaşadığı aile topraklarında Rus kırsal yaşamını erkenden tanımış oldu. On beş yaşında Voltaire'i ve üstünde kalıcı bir etki bırakacak olan Rousseau'yu okudu. 1847'de üniversiteden ayrılarak köylülerine yararlı olmak amacıyla dönüp, Yasnaya Polayana'ya yerleşti. Genç Tolstoy, dört yıl süren acılardan ve yaşamın anlamını sorgulamalardan sonra 1851'de yaşadıklarından tatmin olmayarak Kafkasya'ya gidip topçu teğmeni oldu. Edebiyat çalışmalarına da gerçek anlamda burada başladı. Dağıştan ve Çeçenistan'ın Rus Çarlığı'na bağlanması üzerine yerli halkın gösterdiği tepkileri, Tolstoy "Kazaklar" adlı hikayesinde anlatır. Kırım Savaşı sırasında Sivastopol'da bölük komutanı olarak, kuşatılmış şehrin en tehlikeli kesiminde bulundu ve yaşadıklarını "Sivastopol" adlı eserinde anlattı. Onun savaş sahnelerini, roman kişilerinin algılarına dayanarak anlatması ve bütün bir savaş mekanizmasını ahlakın prizmasından geçirmesi büyük bir yeniliktir.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu by gelisimciportakallar
gelisimciportakallar
  • WpView
    Reads 125,828
  • WpVote
    Votes 2,835
  • WpPart
    Parts 9
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, ilk kez 1922'de yayınlanan, Stefan Zweig tarafından yazılan uzun öykü. Mektup biçiminde yazılan eser, ünlü bir yazarın hatırlamadığı bir kadından aldığı mektuptan oluşuyor.
Hoşçakal - Osamu Dazai (Türkçe Çeviri) by flopgoddess
flopgoddess
  • WpView
    Reads 5,550
  • WpVote
    Votes 499
  • WpPart
    Parts 16
Savaş çoktan bitmiştir ve hayat normale dönüyordur. Bir adamın yıllardır biriktirdiği sevgililerine artık veda etmesi gerekmektedir. Ancak bunu yalnız yapamayacaktır, özel olmasına rağmen bir hayli de zorlu olan bir kadının yardımına ihtiyaç duymaktadır. ----- Osamu Dazai'nin Guddo Bai (Goodbye) isimli kitabının Türkçeye çevirisidir. Kitabın yayımlanmış Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.
Pandora'nın Kutusu - Osamu Dazai (Türkçe Çeviri) (Pandora no hako) by flopgoddess
flopgoddess
  • WpView
    Reads 2,165
  • WpVote
    Votes 181
  • WpPart
    Parts 16
''Kalbim ve ben, elimizden geleni denedik. Gerçekten denedik.'' Savaş sona ermiştir. Japonya yenilgiye uğramıştır. Ülkesi yeniden inşa edilirken, bu genç adamın ise hastalığıyla mücadele edip, kendi hayatını baştan kurması gerekmektedir. Buna, etrafının kendilerine özel takma adları olan, garip hasta ve şifacılarla donatıldığı özel bir şifahanede başlayacaktır. ----- Osamu Dazai'nin Pandora no Hako isimli kitabının, Shelley Marshall tarafından İngilizce'ye çevirilmiş versiyonunun, Türkçe'ye amatörce bir çevirisidir.
Osamu Dazai - İnsanlığımı Yitirirken...  by Sashia_
Sashia_
  • WpView
    Reads 13,034
  • WpVote
    Votes 212
  • WpPart
    Parts 6
Japonya'nın en çok okunan romanlarından İnsanlığımı Yitirirken'de Osamu Dazai, savaş sonrası Japonya'sının boğucu atmosferinin toplumdaki izdüşümünü ve bireyin kalabalıklar karşısında giderek yabancılaşarak insani değerlerini yitirişini aktarmak için teşrih masasına kendini yatırıyor. Gündelik yaşamın acı veren detaylarını ve yıkıcı anların uğultusunu tüm yalınlığıyla kâğıda dökerek yarattığı bu anti-kahramanla, Japonya'nın genç aydınlarının Batı ile geleneksel kültür arasındaki sıkışmışlığını resmederek, bireyciliğin ve toplum karşıtlığının "salgın" gibi yayıldığı bir coğrafyada varoluşçuluk tohumları serpiyor. Duygular hırpalanarak siliklenirken, dünyanın gerçekliğini yitirişini aktaran Dazai, dünyevi hazlar peşinde iyileşmeye çalışırken daha da parçalanan Yozo karakterinde cisimleşen evrensel sancının yansıdığı satırlarla yazın dünyasında ölümsüzleşiyor. Yaşamı intihar girişimleriyle şekillenmiş bir yazardan, ölümün sınır çizgilerine misilleme yapan bir metin...