İki kılıç arası bir savaş, bir ucu Alya'da, bir ucu da Cihan'da. Birbirlerine doğrulttukları kılıçlar yön değiştirecek miydi?
1600'ler Fransası. Geçmiş ve gelecek arasına çekilmiş ince bir çizgi. Sırlar ve bilinmezlikler..
Buz....birinin çocukluğun karanlığında tanıştığı sığınağı,diğerinin gençliğinin baharında gördüğü kabus.
Şimdi ise kader onları farklı yerden yakalayıp aynı yerden perçinlemeye yemin etmiş gibi kendi dansını yazıyor.
Altı ay önce bıraktığı adamın ardından kalan yaralarıyla Muğla'da yeni bir hayata başlayan Alya... Ama geçmiş, her dalgada ve her bakışta yeniden peşini bırakmıyor. Aşk, sırlar ve bir oğul... Peki Alya, kalbini tekrar açabilecek mi?
" Karnında bebeği ile acımasız törenin eline kalmış bir kadın ve sırf hayatı kurtulsun diye hiç tanımadığı kadını ve çocuğuna sahip çıkmaya hazır olan bir adamın hikayesidir.. "
Hikâye otogarda başladı, otogarda bitti...
Bir gece.
Bir kaçış.
Ve verilen bir söz.
Otogar sadece bir yer değildi.
Bir başlangıçtı.
Bir bitişti.
Ve belki de en büyük hesaplaşmaydı.
Hazırsan...
Son peron anonsu yapıldı
"Ama kader diye bir şey var ve her şey bir o an orada olma meselesi"
-
Alya Smith'in "oyunu"nu dallanıp budaklandırmak istedim.
Sürçülisan ettiysem affola 🤍