azraa_ceydaa
Bazı evlilikler düğünle başlar.
Bazıları kanla.
Alyeska Kozlovski, doğduğu günden beri bir kafesin içindedir.
Altınla kaplı, kurallarla kilitlenmiş bir kafes.
Bu dünyada evlilik sevgi değildir; ittifaktır.
Kadın seçmez, verilir.
Alyeska için çizilen yol bellidir: bir adamın yanına, bir
masaya, bir anlaşmanın ortasına bırakılmak.
Ama Alyeska bir süs değildir.
Ve kafese konmak isteyen bir kuş hiç değildir.
O evlilik, onun için bir son demektir.
Bu yüzden kaçmayı seçer.
Kaçış çoğu zaman kurtuluş değildir;
ama teslim olmaktan iyidir.
Batık'a giden bir sevkiyatın içine saklandığında, Alyeska yalnızca evliliğinden değil,
üzerine yazılmış rolden de kaçtığını sanır.
Oysa Batık bir yer değildir;
bir düzendir.
Yeraltında kurulu, görünmeyen ama herkesi içine çeken bir dünya.
Kumar masaları, kirli paralar, sessiz infazlar...
Batık'ta sokak yoktur, yüzey yoktur.
Orası derindir.
Ve derin olan her şey, insanı aşağı çeker.
Bu düzenin tek hâkimi vardır:
Baran Karazen.
Namıdiğer Zifir.
Zifir, mafyanın bildiği hiçbir lidere benzemez.
Satın alınmaz.
Tehdit edilmez.
Onun gücü bağırmaz;
ama itaatsizliğin bedeli her zaman ödenir.
Sevkiyat patladığında oyun bozulur.
Kurulan dengeler sarsılır.
Ve Alyeska, kendini Zifir'in kontrol ettiği ama kimsenin gerçekten hâkim olamadığı bir sistemin içinde bulur.
Trabzon...
Batık'ın yüzeye en yakın olduğu yer.
Kaçakların, anlaşmaların ve suskunlukların kesiştiği nokta.
Alyeska artık yalnızca zorla evlendirilmek istenen bir kız değildir.
O, yanlış zamanda yanlış yere düşmüş bir gerçektir.
Zifir içinse Alyeska,
hesaplanmamış bir ihtimaldir kaçar.
Bazılarıysa kaçtıkları yerde kim olduklarını yeniden öğrenir.