fundaayten
Ada ikiye ayrılmıştı.
Doğu Yakası'nda, yoksulluk ve yok sayılmış hayatlar vardı.
Batı Yakası'nda ise altınla, güçle ve kanla kendini kutsamış olanlar.
Efsane, sefil dünyanın susmak bilmeyen kalbini taşıyordu.
Yoksulluğun içinde doğmuş, hayatta kalmayı dişleriyle öğrenmişti.
Susmadı, boyun eğmedi.
Hiç kimsenin oyuncağı olmadı.
Olmayacaktı da.
Ta ki onunla karşılaşana kadar.
Batı Yakası'nın varisi.
Zenginliğin, kibrin ve umursamazlığın simgesi.
Herkesin 'Kuvars' diye fısıldadığı o lanetli isim.
O, sahip olmaya alışkındı.
Efsane ise sahip olmaya hasretti.
Bir yüzük, bir adım ve yanlış bir an, onların yollarını kesiştirdi.
İkisi birbirine yaklaşmamalıydı.
Ama kader, yasak olana mecbur bırakmayı severdi.
Öfke, inat ve korku birbirine karışırken, kalplerin de konuştuğu fark edilmedi önce.
Sonra... çok geçti.
Bu aşk incitirdi.
Bu aşk kavururdu.
Ve bu aşk, adanın sessiz duvarlarını yıkmaya yeminliydi.
Onlar birbirine yaklaşırsa;
Kurallar paramparça olacak,
Bu sistem çökecek,
Bir isyan yükselecekti.
Ve ada sonsuza dek değişecekti.
İki taraf, iki dünya, iki kader!
"İşte o an, aşk her şeyi altüst etmeye yemin etti. Hem de gözü kara bir şekilde."