ikraasel adlı kullanıcının Okuma Listesi
40 stories
HÜKÜMRAN  by sumeyyelkoc
sumeyyelkoc
  • WpView
    Reads 7,132,130
  • WpVote
    Votes 446,655
  • WpPart
    Parts 77
"Gitmek mi istiyorsun?" diye sordu. "Evet," dedim. "Gözlerime bak," dedi. Baktım. Ve saatler sonra bakışlarında ilk kez, ufacık bir ihtimalle cebelleşen şüpheyi gördüm. "Ben sana her şeyimsin dedim. Ama sen hiçbir şeyimmişsin." Artık yapabilecek hiçbir şey kalmamıştı. Yolun sonu burasıydı ve o ne yaparsa yapsın, gidişime engel olamayacaktı. Saatler içinde çökmüştü güzel yüzü. Bomboştu karanlık gözleri. Bana öyle bir bakıyordu ki, sanki bıçağı kalbine saplamışım da geri çekmek bilmemişim gibi. "Bu bir son değil," dedi sadece benim duyabileceğim bir sesle. "Gideceksin ve ne yazık ki ben seni bırakmayacağım. Daha önce de söylediğim gibi, istersen dünyanın öbür ucuna git, yine de bulurum seni. Ama eğer seni bulduğumda, bir şeylere mecbur kalmadığını anlarsam, ikimize de geçmiş olsun. Eğer ki gerçekten benden intikam almışsan..." Gözlerine uzun uzun bakmak, dakikalarca nefes tutmakla eş değerdi. "Dua et ki Allah seni karşıma çıkarmasın."
OD- Kelebeğin Dönüşü (+18)  TAMAMLANDI by Senabookss
Senabookss
  • WpView
    Reads 56,722
  • WpVote
    Votes 3,138
  • WpPart
    Parts 73
Karanlık aslında bahsedildiği gibi kötü değildi. Biz ışığı iyi seçtik diye karanlık kötü olmuştu, peki karanlığı seçseydik ışık kötü olur muydu? Karanlığın iyi, ışığın kötü olduğu bu hikayede acıların bizi beslediğini ve iyilerin aslında her zaman kazanamadığını görmeye hazır mısınız? Alisa Havas... Soylusu olduğu şehri terk eden Alisa, gittiği şehirde yaşadığı olayla iki sene ardından şehrine geri dönmek zorunda kalır ve bu zorunluluk canının bedeninden ayrılma korkusundan kaynaklıdır. Şehrine dönerken peşinden getirdiği düşmanlar ve sorunlar onun ve terk ettiği insanların hayatını etkileyecek Alisa'yı amansız bir savaşın içine sokacaktı. Güç ve acımasızlığın vücut bulmuş hali olan, ruhunu şeytanla ve içindeki canavarla paylaşan Alisa, ortasında kaldığı savaştan nasıl kurtulacaktı? İçinde girdiği savaş sadece canıyla ilgili miydi yoksa kalbinin de etkisi var mıydı bu savaşta? Yağız Ertuğ... Kelebeğinin, hayatının kadının onu terk edişiyle yaşadığı ihaneti kabul edememişken sevgilisinin geri dönüşü onu ve içinde büyüttüğü aşkı nasıl etkileyecekti? Hayatını adadığı kadının ihaneti yüreğini ve benliğini karanlığın derinlerine gömmüşken gün ışığı tekrar vurabilecek miydi gömülen kayıplarına? Ya her şey aslında bununla ibaret değilse? Krallığın sırları içinde düşmanların saldırısı mı daha zordu yoksa içimizdeki savaş mı? Kimsenin göründüğü gibi olmadığını illa yaşayarak mı öğrenmeliydik? Peki en güvendiğimiz aslında en güvenmememiz gereken kişiyse... o zaman ne yapmalıydık? Silahların ve gerilimin en üst düzeyde olduğu hayatta, yaşam ve aşk bir o kadar riskliydi. Bu risk alınmaya değerdi peki biz aşkı yaşamaya değer miydik? "Bizim hikayemiz hayat gibiydi, nerde ne olacağı belli olmayan bir belirsizlik..." Hikayemizin şarkısı: Manga- Her Aşk Öl
KARANLIK ÇAĞ by DilaraKeskin2
DilaraKeskin2
  • WpView
    Reads 17,555
  • WpVote
    Votes 1,390
  • WpPart
    Parts 7
İnsanlığın kaderini yeniden yazacak, tarihin taşlarını yerinden oynatacak kıyametten sonra Ulusal Barış Konferansı kuruldu. Bu konferansa göre Elli Altı Yıl savaşlarında ittifak halinde olan ülkeler yedi büyük ulus altında toplanacak, barış içinde yaşayacaktı. Ancak bu ülkelerden birinde yaşayan ve kendine İtaatsizler diyen bir grup isyancı, son yıllarda bir kelimeyi fısıldamaya başladı: İsyan.
AV U AGIR  by mezopotamyali_yazar
mezopotamyali_yazar
  • WpView
    Reads 3,054,473
  • WpVote
    Votes 124,121
  • WpPart
    Parts 71
Bu imkansızdı işte ... "" Sözlüyüm ben ."" Dedi Havin . Cesur'un ise Havin'in bu tavrı hoşuna gitmişti. Her ne kadar ondan uzakta yaşamış olsa da Havin'in hayatında bir yeri vardı . "" Yalan söylüyorsun ."" Dedi Cesur . "" Elinde yüzük yok ."" Dedi göz kırparak. Havin'in ise gözyaşları sessizce yüzünü ıslatmaya başlamıştı . Geleceğinden o kadar çok korkuyordu ki ... Heleki Cesur Asrındağ'ı görmekten ve sonrasında olacaklardan . "" Yalan söylemiyorum ."" Dedi Havin . "" Eli kulağındadır ."" Dedi acı bir tebessümle . ""Birkaç güne dayımla gelir ."" Dedi gözyaşlarını elleriyle silerek . Cesur ise Havin'in bu haliyle iç dudağını ısırmıştı. Havin'in ona karşı hissettiği tek bir duygu vardı . Korku... En kötüsü de Havin haberi olmadan ona ondan bahsediyordu . "" Onun adı ne ???"" Dedi Cesur . Havin ise acı bir tebessümle Cesur'un gözlerinin içine bakmıştı . "" Cesur ."" Dedi Havin . "" Cesur Asrındağ ."" Dedi sesi titreyerek . "" Bildiğim tek şey çok tehlikeli bir insan olduğu ."" Dedi yanındaki insanın Cesur olduğundan habersiz . Cesur ise bu sözlerle sıkıntılı bir nefes alıp vermişti . Havin'de gülümseyerek Cesur'un gözlerinin içine bakmıştı . Karşısında olan adamın onun yüzünden üzülmesini istemezdi. "" Fırsat olmadı ."" Dedi Havin . "" Senin adın ne ???"" Dedi içten bir tebessümle . Cesur bu soruyla sesli bir şekilde yutkunmuştu . Yanındaki genç kız Cesur'dan çok korkuyordu . Peki ya Ömer'den ??? Ömer'den de korkar mıydı ??? Yoksa Ömer'i sever miydi ??? Cesur yıllar önce bir Havin için öldürdüğü Ömer'i başka bir Havin için bu gün tekrardan gün yüzüne çıkaracaktı . Annesi'yle birlikte ölen Ömer Havin için dirililecekti . "" Ömer ."" Dedi Cesur . KİTAP YAYINLAMA = 20 EKİM 2022 WAATPAD PLATFORMUN DA YAZILAN AV U AGIR {{SU VE ATEŞ}}ADLI İLK VE TEK KİTAP!!!
KAÇIŞ ve KÖRDÜĞÜM (FİNAL)  by varolmamiskitaplar
varolmamiskitaplar
  • WpView
    Reads 176,288
  • WpVote
    Votes 8,541
  • WpPart
    Parts 41
Karadeniz'in fırtınalı kıyılarında, genç bir kadın özgürlüğü için hayatını riske atar. İnci, ailesinin zoru ile adım attığı düğünden kaçarken, yıllar önce hayatını kurtardığı Yusuf ile karşılaşır. Yusuf, geçmişteki bir borcun ağırlığıyla ona yardım eder. Ancak her şey, kaçınılmaz bir yalanın etrafında şekillenir: Bu yardım İnci'nin peşine düşen tehlikeleri savuştururken, iki yabancı arasında beklenmedik duyguların filizlenmesine neden olur. Fakat Karadeniz'in dalgaları gibi, hiçbir sır sonsuza kadar saklı kalamaz. İnci ve Yusuf, sahte bir oyunun içinde gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalırken, aşk, güven ve cesaretin sınavını verirler. Ama bu oyun, iki kırık kalbi bir araya getirebilecek kadar güçlü müdür? #1Karadeniz #1Anlaşma #1İnci #1Kader #1Yusuf #1imkansız
ARIZALI by seh-naz
seh-naz
  • WpView
    Reads 6,285,716
  • WpVote
    Votes 274,655
  • WpPart
    Parts 87
Arızanın ta kendisi olan adam DOĞU ÜZEYİROĞLU! Ne çok iyi ne çok kötü. Onu acımasızlaştıransa kardeşinin bir başka kıza ondan habersiz nakil edilen kalbi. Batu'nun kalbini geri almaya ant içtiği günlerin azabını ise yaşam çiçeği yeni oksijen almış İnanç Gürmen çekecekti. Sessizliğin içinden doğmuş Ekinezya. Bütün sessizliğini Doğu Üzeyiroğluna karşı bozmuş hazırcevap bir dişi. Kızılperestin acılarına göğüs geren, Her darbesinde dimdik ayakta duran, İblisin cazibesine kapılan Gürmen kızı. Nakil edilen kalbi ARIZALI geri alabilecek mi? Peki ya bu savaşta ölüm olsa? Kalbi aldıktan sonra pişmanlıklar sarsa? Geri dönüşümü olmayan yollara direksiyon çevrilecek mi? COPYRİGHT © TÜM HAKLARI SAKLIDIR
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 9,502,173
  • WpVote
    Votes 732,126
  • WpPart
    Parts 72
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.
Lilith'in Gözyaşları by kedilimedi
kedilimedi
  • WpView
    Reads 2,491,022
  • WpVote
    Votes 135,275
  • WpPart
    Parts 49
Hafızasını kaybetmiş bir halde baş düşmanının evinde esir olarak uyanan Meira, geçmişte işlediği affedilemez bir günâhın bedelini ödüyor olduğunu öğrenir. Meira uyandığında ona söylediği ilk sözü "Biz düşmanız" olan adamın, bir zamanlar gözlerinin içine aşkla baktığını öğrendiğinde işlediği günahın hiç de sandığı kadar basit bir ihanet olmadığını ve altında çok daha korkunç bir entrikanın yattığını anlar. İki düşmanın kader ağları, tutku ve nefretin ateşiyle birbirine örülmüş; kurdun kuzu postuna bürünüp kuzunun kurda dönüştüğü çarpık bir ihanet oyununa evrilmiştir, artık birbirlerinden kaçmaları da ne mümkün! Bu yapbozu ise çözmenin tek bir yolu var: Gördüğün ve duyduğun hiçbir şeye inanma. Bunu geçmişteki sen bile söylüyor olsa... Fantastik değildir, karanlık aşk türündedir. DİKKAT! Bu kitapta cinayet, psikolojik ve fiziksel şiddet gibi rahatsız edici olabilecek içerikler bulunmaktadır.
ÜZÜM BUĞUSU by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 4,213,754
  • WpVote
    Votes 234,976
  • WpPart
    Parts 42
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
Kor Ateşin Alevi  by Nazlas0
Nazlas0
  • WpView
    Reads 850
  • WpVote
    Votes 87
  • WpPart
    Parts 5
Yavaşça nefesini verdi. "Yapma." Sinirden güldüm, hatta kahkaha attım. "Ne yapma ya! Sen yap, ondan sonrada yapma de, oh ne âlâ!" Bana doğru bir adım attı, bir adım geriye gittim. "Sakın, sakın yaklaşmayı deneme bile." Durdu, yalvaran gözlerle bana baktı. "Ne oldu Üsteğmen, ne diye öyle bakıyorsun bana?" "Zorundaydım , yemin ederim zorundaydım." "Hep aynı cümle, yeter artık bu cümleyi duymaktan çok yoruldum!" Hep bir zorundalık vardı, ve o zorundalık canımı yakıyordu. "Dinle beni, bir kere dinle. Yalvarıyorum ....." Yalvarıyordu, bana asla birine yalvarmayacağını söyleyen adam bana yalvarıyordu. Sinirle dişlerimi birbirine bastırdım m"..... deme bana! Benim bir adım var, o da Alev, Alev Çevik. Nasıl senin adın Kara Demir ise, benimde adım o!" Duyduğu şeyle sarsıldı. "Deme, nolur, sen de deme. Sen de bana öyle seslenme." Yüzümde acı bir tebessüm oluştu. "Demek zorunda bıraktın beni Kara, anladın mı?" Bir adım attım. "Ben sana dedim! Ne olursa olsun benden bir şey saklama, bana söyle dedim! Ama sen ne yaptın, arkamdan iş çevirdin." "Zorundaydım ......., anlamıyor musun beni? Saklamak zorundaydım. Sinirle bir adım daha atarak göğsünden ittim, sarsıldı. Komikti, koskoca Turan Timi'nin Komutanı benim bir ittirişimle yerle bir oluyordu. "Sen bana ne zırvalıyorsun Kara Yapma dercesine bana baktı "Nasıl yapartın lan sen bunu?!" Sustu, burnumu çektim, gözümdeki yaşları sildim. "Artık ne ölüne ne ölüme ..... Kara Demir." Geçmişinden yaralı bir adam, geçmişi huzurla geçen bir kadın, birbirinin zıttı olan iki insan bir araya gelmişti. Ve bu kıyamet demekti, o iki insan ya birbirine aşık olacaktı, ya da o aşkı ile birbirini öldürecekti...