InaraThalassa
"Alesta Mavi için Kaş, sadece Berlin'in soğuğundan kaçıp arkadaşlarıyla güneşin tadını çıkaracağı bir tatil rotasıydı. Elinde soğuk bir içecek, boynunda Berlin'in havasını taşıyan o cam tüp ve dudaklarında özgürlüğün tadı...
Fakat bu sahil kasabasının dar sokakları, Alesta'yı hiç beklemediği bir yüzleşmeye sürükledi. Bir isim, bir bakış ve on üç yıl önce 'öldü' sanılan bir çocuğun hayaleti... Alesta, tatil için geldiği bu cennette, aslında bir imparatorluğun kayıp parçası olduğunu öğrendi.
Karşısında duran o dört devasa abi; Denizhan'ın otoritesi, Miralay'ın keskin bakışları, Barbaros'un hırçınlığı ve kendi yüzünün aynısı olan ikizi Vira Deniz. Üstelik babasının kucağında, Alesta'nın boşluğunu doldurmuş iki yaşındaki küçük Utku.
Onlar için bu bir mucizeydi; Mavi geri dönmüştü. Alesta içinse bu, annesinin Berlin'de üzerine toprak attığı büyük bir yalandı. Arkasların o pırıltılı malikanesine, altına çekilen milyonluk arabalara ve 'sen bizdensin' diyen o yabancı adamlara baktı Alesta. Gözlerinde ne bir sevinç ne de bir kabulleniş vardı. Sadece o buz gibi reddediş yankılandı:
'Arkadaşlarımla eğlenmeye geldiğim bu deniz, bana zorla giydirmeye çalıştığınız bu soyadı ve hazırladığınız o süslü hayat... Hiçbiri bize ait değil. Ben bu masalda sadece bir turisidim ve öyle kalacağım.'