Klasikler
127 stories
Bir İdam Mahkumunun Son Günü by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 44,673
  • WpVote
    Votes 1,632
  • WpPart
    Parts 10
Victor Hugo, 1829 yılında yayımlanan Bir İdam Mahkûmunun Son Günü'nü yazdığında 26 yaşındaydı. Genç yazar, ölüme mahkûm edilen bir insanın son gününü büyük bir ustalıkla anlatarak kamu vicdanını etkilemeyi ve idam cezasına karşı bir protesto hareketi başlatmayı amaçlamış, başarılı da olmuştur. Bugün dünyanın birçok ülkesinde idam cezası yürürlükten kaldırılmışsa, böylesi bir cezanın hem trajik hem de insanlık dışı yanını daha XIX. yüzyılın ilk yarısında gözler önüne seren Hugo'nun bunda hiç de azımsanmayacak bir payı olsa gerek. Şiirleri, oyunları, Sefiller ve Notre-Dame'ın Kamburu gibi yapıtlarıyla Romantik dönem Fransız edebiyatının en saygın yazarlarından biri olan Victor Hugo'nun bu romanının bir başka önemli özelliği de, bir tür "zihinsel otopsi" niteliği taşımasıdır. Can Yayınları Çeviri: Erhan Büyükakıncı
On İkinci Gece by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 3,792
  • WpVote
    Votes 201
  • WpPart
    Parts 18
Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdürmektedir. On İkinci Gece'nin konusu yazarın öteki romantik komedilerinde olduğu gibi, aşktır. Gizlenen kimlikler, birbirine karıştırılan kişiler olayları gülünç hale getirir. Ancak konudan daha önemli olan, güzelliğiyle öne çıkar bir şiir diliyle gülmece öğelerinin sergilenmesi, ilginç duygu ve düşüncelerle kişilerin gerçeklikkazanmasıdır. Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Yıl: 2010 Çeviren: Sevgi Sanlı
Boğaziçi Yalıları by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 1,355
  • WpVote
    Votes 80
  • WpPart
    Parts 10
İstanbul'u dinlemek ve duymak için mutlaka okunması gereken bu kitap, İstanbul üzerine yazılmış sayılı şaheserlerden. Hisar, Boğaziçi'ni mevsim mevsim, saat saat yaşatmayı başarıyor; geçmiş zaman cennetinde görülen bir medeniyet rüyasına götürüyor okurunu. Yayınevi: YKY
Dublinliler by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 1,064
  • WpVote
    Votes 59
  • WpPart
    Parts 15
Joyce, Dublin'in yaramaz çocuklarının, sokak müzisyenlerinin, siyasetçilerinin, rahiplerinin ve bu şehirden kaçmak isteyenlerle kaçamayanların hikâyelerini anlatıyor. Dublinliler'de Joyce sarsılmayan bir gerçekçilikle, doğduğu ve büyüdüğü Dublin'de yüzyıl sonunda yaşamdan kesitleri bize sunuyor. 1905 yılında tamamladığı bu hikâye derlemesi konu aldığı hayatlar ve kullandığı dil yüzünden İrlanda'da ve İngiltere'de yayınevlerince ahlâka aykırı bulunup kabul edilmemiş, yayımlanması, ilk romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'yle aynı zamanı bulmuştu. Joyce bir ölümle başlayan ve "Ölüler" ile sona eren on beş hikâyesinde şehrin farklı katmanlarında gezinmekle kalmıyor, aynı zamanda şehrini ve İrlanda'yı özetleyen manevi felç, pişmanlık ve iki arada kalmışlık gibi hisleri de bu kitabın her bir satırına işliyor. Çeviri: Murat Belge Ölüler Çeviri: Müjde Dural
Clarissa by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 4,890
  • WpVote
    Votes 307
  • WpPart
    Parts 14
1902 yılından Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Lozan'daki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Léonard'la tanışır. Birbirlerine âşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa'da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık. Yayınevi: Can Yayınları Çeviri: Gülperi Sert - Serpil Yalçın
Büyük Umutlar by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 6,764
  • WpVote
    Votes 322
  • WpPart
    Parts 57
Pip'in sürükleyici hayatının anlatıldığı bu roman 19. yüzyılda İngiltere'deki maden köylerindeki yaşama ayna tutmaktadır. Köyün madencisi olan Joe Gargery'nin çok zor şartlar altında çalıştığı yine de çok fakir olduğu romanda yansıtılmıştır. Romanda köylü ile kentli arasındaki uçurum da fark ettirilmiştir. Zira bayan Havisham'ın kibirli tavırları; Estella'nın sosyeteden biriyle evlenmeyi tercih etmesi zamanın toplum yapısını açıklamaya yetmektedir. Yazar para hırsı ve ayrımcılık üzerine kurulu toplum düzenine göndermelerde bulunur. Yazar: Charles Dickens Yayınevi: Can Yayınları Çevirmen: Nihal Yeğinobalı Basım: 7. Basım
Fırtına by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 1,987
  • WpVote
    Votes 146
  • WpPart
    Parts 10
Fırtına, günümüze ulaşan bilgilere göre Shakespeare'in son oyunudur. Yazarın ölümünden (1616) beş yıl önce, 1611 yılında yazılmış ve aynı yıl sarayda oynanmıştır. İlk basımı ise, 1623 yılında "First Folio" da (Shakespeare'in oyunlarının ilk toplu basımı) olmuştur. Bazı eleştirmenler bu oyunu Shakespeare'in veda mesajı olarak yorumlama eğiliminde. Ancak, gerek oyunun kendisi, gerekse baş kişi Prospero öylesine çok yönlü ki, Fırtına'nın anlamını yalnızca bir veda mesajına indirmek yanıltıcı olur. Milano Dükü Prospero'nun kardeşi Antonio, Napoli Kralı Alonso'nun yardımlarıyla, Prospero'nun dükalığını elinden alır ve Prospero ile kızı Miranda'yı bir tekneye koyarak denizde bırakır. Prospero intikam almak için her şeyi yapmaya hazırdır. Yayınevi: Remzi Kitabevi Yıl: 1994 Çeviren: Bülent Bozkurt
Dracula by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 10,424
  • WpVote
    Votes 774
  • WpPart
    Parts 28
İngiliz yazar ve akademisyen Sir Malcolm Stanley Bradbury'nin, "şimdiye kadar yazılmış en güçlü korku hikayelerinden biri" diye tanımladığı Dracula, hukukçu Jonathan Harker'ın Kont Dracula adında bir alıcının Londra'da satın almak istediği evin işlemlerini yapmak üzere Transilvanya'ya gidişiyle başlar. Jonathan, müşterisinin şatosunda dehşet uyandıran keşiflerde bulunur. Kısa bir süre sonra Londra'da da huzur kaçıran birtakım olaylar başlar. İçinde kimse olmayan bir tekne batar; genç bir kadının alnında gizemli bir işaret belirir, tımarhanedeki bir ruh hastası "efendi"sinin gelmek üzere olduğundan dem vurmaya başlar. Olaylar, uğursuz kont ve onunla savaşmayı göze alan bir grup genç arasında çatışmaya dek gidecektir. İrlandalı yazar Bram Stoker'ın, iki taraf arasındaki bu irade ve güç çatışmasını işlediği ve korku edebiyatının başyapıtlarından biri sayılan Dracula, yayımlanmasının üzerinden yüz yılı aşkın süre geçmesine karşın, bugün de aynı ilgiyle okunuyor. Yayınevi: Can Yayınları Yıl: 2013 Çeviren: Zeynep Bilge
İkna by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 7,741
  • WpVote
    Votes 778
  • WpPart
    Parts 24
Jane Austen'ın son romanı olan İkna, dokunaklı bir aşk hikâyesi üzerine kurulu. Romanın kahramanı güzel, hassas ve iyi yürekli Anne Elliot, kibirli, para ve mevki düşkünü Sir Walter'ın ortanca kızıdır; 19 yaşındayken nişanlandığı ve sevdiği genç donanma yüzbaşısı Wentworth'ten ayrılması için ailesi genç kızı ikna eder. Nedeni, yüzbaşının parasız olması ve soylu bir aileden gelmemesidir. Sekiz yıl sonra genç adam geri döndüğünde, katıldığı savaşlarda kazandığı paralarla servet sahibi olmuş, donanmada da terfi etmiştir. İki genç birbirlerini unutamamış olsalar da Yüzbaşı, Anne'i bağışlamamıştır. Jane Austen yaşadığı toplumu ironik ve sert bir dille eleştirirken, 19. yüzyıl başı İngiltere'sine ve İngiliz orta sınıfının aile, evlilik, servet, mevki konularındaki görüşlerine de geniş bir pencere açıyor. Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi Çevirmen: Serim As Özdemir Özgün Adı: Persuasion Orijinal Dili: İngilizce Basım: Eylül 2014
Zavallı Çocuk by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 3,962
  • WpVote
    Votes 208
  • WpPart
    Parts 15
Tanzimat Edebiyatı'nın belki de en önemli ismi olan Namık Kemal, günümüzde "Vatan Şairi" lakabıyla hatırlanır. Bu lakabın sebebi, Namık Kemal'in eserlerinde ve yazılarında dönemin toplumsal sıkıntılarına dikkat çekmesi; vatan, millet gibi kavramları şiddetle savunmuş olmasıdır. Fakat Namık Kemal gibi, böyle konularla bu kadar yakından ilgilenen bir yazar bile bütün eserlerinde bu konulara yoğunlaşmayabilir. Yazarın aşk ve evlilik ilişkilerine yoğunlaştığı Zavallı Çocuk, bu istisnaların iyi bir örneğidir. On dört yaşındaki Şefika ile on dokuz yaşındaki Ata arasındaki trajik aşk hikayesini anlatan Zavallı Çocuk, Namık Kemal'in diğer eserlerinden bu açıdan farklılık gösterir. Bununla birlikte, bu eserde Namık Kemal'in toplumsal konulardan tamamen uzak durduğunu söylemek de doğru olmaz - yazar, merkeze daha "küçük" bir meseleyi yerleştirse de, evliliklerin nasıl yapılması gerektiği ile ilgili güçlü bir mesaj verir.