nrgzmemmedeliyev
- مقروء 4,972
- صوت 152
- أجزاء 12
Sultan Hanım aynanın karşısında ipek fularını düzeltirken hizmetçiye seslendi.
- "Miran'ı çağır. Derhal gelsin."
Kadının sesi her zamanki gibi net, kararlı ve emreder tondaydı.
Kısa bir süre sonra kapı sertçe açıldı. Miran, siyah gömleğinin kollarını sıvamış, yüzünde öfke ve yorgunluk karışımı bir ifadeyle içeri girdi.
- "Ne var şimdi anne? Yine hangi saçmalığın peşindesin?"
Sultan Hanım gülümsedi.
- "Otur Miran."
- "Oturmayacağım. Lafını söyle de gideyim."
Kadın başını eğdi, masasındaki zarftan bir evrak çıkardı ve oğlunun önüne koydu.
- "Bu... nişan töreninizin davetiyesi."
Miran bir an olduğu yerde dondu. Ardından kahkaha attı-acı bir kahkahaydı bu.
- "Sen kafayı mı yedin? Ne saçmalıyorsun sen? Hangi nişan? Kimle?!"
Sultan Hanım zarafetine gölge düşürmeden cümleye devam etti.
- "Adı Su. 18 yaşında. Sessiz, sakin, edepli bir kız. Ailesi bizim eski dostlarımızdan. Son zamanlarda biraz dara düştüler... Biz de yardım ettik tabii. Ama boşuna değil. Karşılığında kızlarını istedik. Ve evet, verdiler."
Miran yumruğunu sıktı, gözleri öfkeyle parladı.
- "Yani sen... bir aileye para verip onların kızını bana mı aldın? Satın mı aldın o kızı?! Bu iğrençliğinle beni de mi bulaştıracaksın anne?!"
- "Sakin ol Miran. Aileni düşün. Adını, soyadını. Bu kız senin için en doğrusu. Hem... küçüklüğünden beri seni görmüş, tanımış. Ailesi seni yüceltmiş. Bizim gibi bir aileye gelin olmak her kıza nasip olmaz."
Miran öfkeyle arkasını döndü, ama kapıya yürüyemedi.
- "Sana son kez söylüyorum anne. Ben. O. Kızla. Evlenmeyeceğim."
- "Evleniyorsun, Miran. Bir hafta sonra nikahın var. O kız bu eve gelin gelecek. İstesen de istemesen de."
Miran, kapıya yönelmeden önce son bir bakış attı.
- "O kız da senin kadar suçlu. Para için buraya gelen birinin ne masumluğu kalır, ne saygınlığı. Benim için