akbabaozanfcz
Aşkın ateşi mi daha yakıcıdır, yoksa geçmişin küllenmeyen koru mu?
Mardin'in sert rüzgarları bu kez sadece tozu değil, geçmişin hayaletlerini de Albora Konağı'nın kapısına getiriyor. Cihan ve Alya, imkansızlıklardan süzülüp kendi cennetlerini kurmaya çalışırken; şehre düşen bir gölge tüm dengeleri altüst eder: Meryem.
Cihan Albora için Meryem, sadece eski bir defterin kapanmamış sayfası değil; çocukluğunun, ilk gençliğinin ve henüz "Albora" yükünü omuzlamadığı o saf günlerin emanetidir. Meryem'in gelişiyle konaktaki taşlar yerinden oynarken, Alya kendisini daha önce hiç hissetmediği kadar yabancı bir savaşın ortasında bulur.
Bir yanda uğruna dünyayı karşısına aldığı, ruhunun eşi Alya...
Diğer yanda ise ateşin kendisi olan Cihan'ın, arafta kalan ilk aşkı Meryem...
Cihan, soyadının ağırlığı ile kalbinin ritmi arasında sıkışırken sorulması en zor soruyla yüzleşir: İnsan yaralarını saranı mı sever, yoksa kendisine o yarayı ilk açanı mı?
Meryem'in gelişi bir son mu olacak, yoksa Cihan ve Alya aşkının en büyük sınavı mı? Albora topraklarında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; çünkü bu kez savaş düşmanla değil, bizzat kalple verilecek.