laydaDuman527
Yeraltı dünyasının acımasız kurallarıyla büyüyen, gücü ve parayı bir silah gibi kullanan Teoman Akkaya için bu hayatta elde edemeyeceği hiçbir şey yoktu. Ta ki o güne, devlet yurdunda büyüyen ve ailesini bir kazada kaybeden Aras Öztürk okulun kapısından içeri adım atana kadar. Herkesin önünde eğildiği Teoman'ın karşısında dimdik duran, gözlerindeki o gururlu ve boyun eğmeyen bakışla meydan okuyan bu yeni çocuk, Teoman'ın içindeki karanlık avcı ruhunu tamamen uyandırır. Teoman, hayatında ilk defa diz çöktüremediği bu gence karşı fena halde, durdurulamaz bir takıntı beslemeye başlar.
Artık okul koridorları ve Bodrum'un karanlık sokakları, bu iki genç adamın bitmek bilmeyen, nefes kesici kavgalarına sahne olacaktır. Teoman, Aras'ı kendi sınırlarına çekmek, o sert gururunu kırıp kendisinden başkasına bakmamasını sağlamak için her fırsatta onunla didişir, hayatını zorlaştırır. Ancak aralarındaki bu amansız düşmanlık, her kavga anında birbirlerinin nefesini bu kadar yakından hissettikçe tehlikeli, alev alev yanan bir çekime dönüşür.
Üstelik bu takıntı, kısa sürede Teoman'ın kontrol edemediği, yıkıcı bir kıskançlığa evrilir. Aras'ın yanındaki Barış ve Deniz dahil, ona yaklaşan ya da ona dokunmaya cüret eden herkes Teoman'ın radarına takılır. Aras'ı sadece kendisi hırpalamak, sadece kendisi kontrol etmek ister; onun bir başkasına gülmesine ya da bir başkasından destek almasına tahammülü yoktur. Güç savaşlarının, gizli mafya hesaplaşmalarının ve çetelerin arasındaki bu kaos, Teoman'ın Aras'a olan bu yakıcı, kıskançlık dolu takıntısıyla tamamen alev alacaktır. Nefretle beslenen bu oyun, kimsenin kaçamayacağı bir esarete doğru sürüklenmektedir.
Konusu bana aittir sakın izinsiz almayın canlar